YASAYAN ARMAGEDDON
Yuhanna'nin vahyi bab 1: 10/11/12/13/14/15: Rabb'in gününde ruhta oldum ve arkamda boru sesi gibi büyük bir ses isittim. Gördügünü kitaba yaz ve yedi kiliseye Efesos'a ve Izmir'e ve Bergama'ya ve Tiyatira'ya ve Sardis'e ve Filadelfya'ya ve Laodikya'ya gönder diyordu. Ve benimle söylesen sesi görmek için döndüm ve döndügümde yedi altin samdan ve samdanlarin ortasinda ayaga kadar uzun esvapla giyinmis ve gögsüne altin kusak kusanmis insan ogluna benzer birini gördüm ve onun basi ve saçi ak yapagi gibi ak kar gibi idi ve onun gözleri ates alevi gibi idi ve onun ayaklari firinda kaledilmis parlak tunca benziyordu.
TEVRAT TESNIYE BAB 18/ 13, 14 : ALLAH'in RAB ile kamil olacaksin. Çünkü mülkünü alacagin bu Milletler müneccimleri ve falcilari dinlerler; fakat ALLAH'in RAB seni böyle yapmaga birakmamistir.
TEVRAT TESNIYE BAB 9/ 10, 11 : Ve RAB bana ALLAH'in parmagi ile yazilmis iki tas levhayi verdi. Ve vaki oldu ki , kirk günün ve kirk gecenin sonunda RAB bana iki tas levhayi, ahit levhalarini verdi.
TEVRAT ISAYA BAB 10/ 23: Çünkü ordularin RABBI YEHOVA Dünya'nin ortasinda tam bir son yapacaktir, ve bu son kararlasmistir.
ARMAGEDDN'un kelime olarak kaydedildigi iki kitap vardir. Bunlardan biri Kitabi Mukaddes digeri sözlüktür. ARMAGEDDON donanmis asker, manevi güçler ile donatilmis asker, donanma askeri anlamlarina gelir.
TEVRAT DANIEL BAB 12/ 1, 2, 3, 4 : Ve senin kavmin ogullari için durmakta olan büyük reis Mikail o vakit kalkacak ve millet olalidan beri o zamana kadar vaki olmamis bir sikinti vaki olacak ve o vakit senin kavmindan kitapta yazili bulunan herkes kurtulacak ve yerin topraginda uyuyanlardan bir çogu bunlar ebedi hayata ve sunlar utanca ve ebedi nefrete uyanacaklar ve anlayisli olanlar gök kubbesinin pariltisi gibi, birçogunu sâlaha döndürenler de yildizlar gibi ebediyyen ve daima parlayacaklar. Fakat sen ey Daniel! sonun vaktine kadar bu sözleri sakla ve kitabi mühürle; bir çok adamlar arastiracaklar ve bilgi çogalacaktir.
ARMAGEDDON kisa tarifi ile tamamen dünya hakimiyetine dayanan; temelleri TEVRAT yazicilari tarafindan atilan; fakat " ARMAGEDDON" kelimesi ile isimlendirilmesi INCIL( Yuhanna'nin vahyi bab 16'da) de gerçeklestirilen bir MUMYA projedir.
Mumyalar zannedildigi gibi mensubu olduklari halklarin ahiret inancina dayali olarak ortaya çikmadilar. Eger öyle olsaydi beyinsiz bir dirilisin ne ise yarayacagini sormak lazim gelirdi.
Bunlar Misirlilarin somutlastirilmis " Ilah" anlayislarinin yüzlerce; binlerce yil sürmesini saglamak amaci ile hazirladiklari " Ceset heykellerdir."
Insanoglu baslangiçtan bu yana kendisine verilmis olan iki büyük gücün dengesini kuramamanin esasen mutlak kaderi oldugunu farkedememistir. Bu yüzdendir ki Tarih boyu büyük emekler vererek meydana getirdigi sayisiz medeniyetler müthis gürültülerle çökmüs ve insan kendisine yenilmistir.
Kainatta yaratilmis ne varsa hem genel kanunlara ve hemde kendi yaratilislarina mahsus kanunlara tabidirler. Yani hür olmak diye bir sey yoktur. Hal böyleyken insanoglu aklinin ve gönlünün aldatmasi olan hürriyeti nasil elde ederimin pesinde kosmus ancak bir arpa boyu bile yol katedememistir. Üstelik bu ugurda sayisiz kurumlar, cemiyetler kurmus kendisini yeni köleliklere mahkum etmistir.
ARMAGEDDON projesinin sahipleri bu projenin gerçeklesmesi için son derece kompleks bir sistemin kurulmasi gerektigini biliyorlardi. Kökleri binlerce yil geriye uzanan ARMAGEDDON bu günkü haliyle nihai amacina ulasmak üzere gibi görünüyor.
ARMAGEDDON'un ustalari, kalfalari ve çiraklarinin bütün gayret ve emekleri sonunda havaya savrulan bir avuç kül olacaktir. Göz ardi edilmemesi gereken önemli bir nokta vardir ki ;o da insanoglunun akli ile yaptigini daima nefsi ile yiktigi gerçegidir. Malum cellada padisahlik vermisler önce babasini asmis.
Diyelim ki bu küresel hakimiyet projesi gerçeklesti bunun neticesinde kurulacak olan yeni düzenin bütün degerlerinin hiçbir sartta asla degismeyeceginin garantisini kim verecek? ARMAGEDDON'un bir mahser hadisesi oldugunu savunanlar olacaktir. Çünkü INCILE göre dünyanin sonunda dünyanin bütün krallarinin toplanacagi yerin adidir ARMAGEDDON.
INCIL VAHIY BAB 16/12: Ve altinci tasini büyük Firat irmagi üzerine bosaltti ve sarktan gelen krallarin yolu hazirlansin diye onun sulari kurudu ve ejderin agzindan ve canavarin agzindan ve yalanci peygamberlerin agzindan çikan kurbagalara benzer üç murdar ruh gördüm; çünkü alametler yapan cin ruhlaridirlar; her seye kadir olan Allahin büyük gününün cengi için onlari toplamak üzre bütün dünyanin krallarina gidiyorlar. ( Iste hirsiz gibi geliyorum. Uyanik olana ve çiplak gezmesin ve onun ayibini görmesinler diye esvabini muhafaza edene ne mutlu.)
ARMAGEDDON'un hikayesini TEVRAT ve INCIL'in ilgili bölümlerinden aldigim bilgileri ve orijinal metinlerini aktararak anlatmaya çalisacagim. En azindan Hz. Musa'dan günümüze kadar insanlik tarihinin nasil sekillendigini; inananlari neredeyse dünya nüfusunun yarisini biraz askin olan bu kitaplarin yazdiklarina dayanarak ögrenmis olacagiz.
TEVRAT TEKVIN BAB 1/ 26: Bab 2/7, 8, 9
Ve Allah dedi: suretimizde benzeyisimize göre insan yapalim. Ve Rab Allah yerin topragindan adami yapti ve onun burnuna hayat nefesini üfledi. Ve Rab Allah sarka dogru Aden'de bir bahçe dikti ve yaptigi adami oraya koydu. Ve Rab Allah görünüsü güzel ve yenilmesi iyi olan her agaci ve bahçenin ortasinda hayat agacini ve iyilik ve kötülügü bilme agacini yerden bitirdi.
TEKVIN BAB 3 / 1: Fakat bahçenin ortasinda olan agacin meyvasi hakkinda Allah ondan yemeyin ve ona dokunmayin ki ölmiyesiniz dedi.
TEKVIN BAB 3 / 5: Çünkü Allah bilir ki ondan yediginiz gün o vakit gözleriniz açilacak ve iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksiniz.
Adem ile Havva yasak agaçtan yediler ve gözleri açildi. Çiplak olduklarini gördüler, utandilar, korktular ve bahçedeki agaçlar arasina saklandilar.
Insanoglu duygusal dünyasinda ilk olarak korkmak ve utanmak duygulariyla tanisti. Utandigi için mi korktu yoksa korktugu için mi utandi? Bu tartismaya deger.
Allah Adem'e agaçtan niçin yedigini sordugunda Adem kendisini Havva'nin kandirdigini söyledi. Ayni soruyu Havva'ya sordugunda Havva beni yilan kandirdi cevabini verdi. TEKVIN BAB 3 / 15: Ve seninle kadin arasina ve senin zürriyetin ile onun zürriyeti arasina düsmanlik koyacagim, o senin basna saldiracak ve sen onun topuguna saldiracaksin. Insanoglunun nefsine yenilerek isledigi bu ilk günaha karsilik Seytan ikinci günahini islemis oluyordu. ( Cennet ortaminda) Çünkü birinci günahini insana üflenen ruha secde etmedigi için islemisti.
Dikkat edilecek olursa bu metinde iki ayri zürriyetten bahsediliyor. Bunlardan birincisi yilanin zürriyeti ikincisi kadinin zürriyetidir. Genel kabulün aksine neslin babadan degil anneden türedigi açikça vurgulaniyor. Yani anne hangi milliyetten ve dinden ise çocuk da o milliyetten ve dinden olur inanci buradan dogmustur. Yilanin zürriyeti toprak yemeye kadinin zürriyeti ise topraktan zahmetle yemege mahkûm edilmislerdi. Adem ile Havva'nin hikâyesi anlatilirken "NEFILIMLER" diye isimlendirilen bir üçüncü zürriyetten daha bahsedilir. TEVRAT'in TEKVIN bölümünden konu ile ilgili kisma bakalim: TEKVIN BAB 6 / 4: Allah ogullari insan kizlarina vardiklari ve bu kizlar onlara çocuk dogurduklari zaman o günlerde hem de ondan sonra yeryüzünde NEFILIM vardi. Bunlar eski zamandan zorbalar söhretli adamlardi. Bu ifadeden de anlasiliyor ki, yeryüzünün ilk insanlari Adem ve Havva degildirler. Ancak soy olarak NEFILIMLER için kaynak gösterilmemistir. TEVRAT'in baska bölümlerinde NEFILIMLER'in çok iri yapili ve çok acimasiz bir topluluk olduklarindan bahsedilir. Degerli okuyucum bu yazdiklarimin ARMAGEDDON ile ne ilgisi var diye düsünebilirsiniz. Çok yakindan ilgisi var. Eger bu konulari bilmezsek ARMAGEDDON'un kaynagina inemeyiz. Anlatacaklarima bir takim kuruntular ya da hayaller manzumesi olarak bakmanizi istemiyorum.
Simdi yeniden Adem ile Havva'ya dönelim. Seytan tarafindan meyve verilerek kandirilan ilk insan Havva olduguna ve de meyve ürün anlamina geldigine göre Havva'nin ilk çocugu Kabil Seytan'dan türemis oluyor. Meyvanin diger yarisini Adem ile birlikte yiyene kadar Havva'da utanma duygusu basgöstermemisti. Bu son derece önemli bir ayrintidir.( Meyvadan ilk isiran Havvadir).
Bütün kitaplarda Adem ile Havva'nin çocuklarinin sadece ikisi isim olarak zikredilir. Ve yine bunlarin ikisi de erkektir. Buraya kadar özetleyecek olursak yeryüzünde Allah'in çocuklari ve Seytan'in çocuklari olmak üzere iki ayri zürriyet yasamaktadir.
Kabil kardesi Habil'i öldürene kadar çiftçilik yapiyordu. Habil ise koyun çobani idi. Kabil yerlesik düzenin Habil göçer topluluklarin temsilcileridir. Kabil kardesini katlettikten sonra her iki kesimin de temsilcisi olmustur. Yeryüzünde insani Halife olarak görmeye tahammül edemeyen Seytan yeryüzündeki ilk icraatini insan kani döktürerek yapmistir.
Ve Seytan bu güne kadar insan kani ile sulattigi topragi yiyerek yasamistir. Çünkü lanetlendigi zaman toprak yemeye mahkûm edilmisti.
Ilk meslek gruplari Kabil ile Habil zamaninda ortaya çikti. Yerlesik düzenin sahipleri çobanlarin çobanlari, göçer düzenin sahipleri de sürülerin çobanlari oldular. Yani yönetenleri yönetenler ve yönetilenleri yönetenler insan topluluklarinin çesitli siniflarini olusturmus oldular.
INCIL VAHIY BÖLÜMÜ BAP: 14 / 1, 3, 4: Ve gördüm ve iste Kuzu Sion dagi üzerinde durmakta ve onunla beraber alinlari üzerinde onun ismi yazilmis olan yüz kirk dört bin kisi vardi ve tahtin önünde ve dört canli mahlûkun ve ihtiyarlarin önünde sanki yeni bir ilâhi terennüm ediyorlar ve yeryüzünden satin alinmis olan yüz kirk dört bin kisiden baska kimse o ilâhiyi ögrenemez. Kadinlarla lekelenmemis olanlar bunlardir çünkü masumdurlar.
Bahsedilen yüz kirk dört bin kisi ARMAGEDDON'un mutlaka galip gelecek olan muzaffer askerleridirler. INCIL'in Vahiy Bölümü "KIYAMET" hadisesini basindan sonuna kadar uzun uzun anlatir. Bu bölüm 22 Babtir. Demek oluyor ki KIYAMET'in 22 safhasi var.
Sayilari yüz kirk dört bin olarak belirtilmis olan bu insanlar her nedense yeryüzünde sadece bir tek kavmin mensuplaridirlar: ISRAIL OGULLARI. Bakin INCIL'in VAHIY BÖLÜMÜ BAB 7 / 4, 5, 6, 7, 8 de bu kavme mensup yüz kirk dört bin kisi nasil belirtilmis:
Ve mühürlenmis olanlarin sayisini isittim;
Israil ogullarinin her siptindan on iki bin mühürlenmisti.
Yahuda siptindan on iki bin mühürlenmisti
Ruben siptindan on iki bin
Gad siptindan on iki bin Aser siptindan on iki bin
Naftali siptindan on iki bin
Manessa siptindan on iki bin
Simeon siptindan on iki bin
Levi siptindan on iki bin
Issakar siptindan on iki bin
Zebulun siptindan on iki bin
Yusuf siptindan on iki bin
Benyamim siptindan on iki bin mühürlenmisti
Yine VAHIY BÖLÜMÜ BAB 14/ 3, 4'e dönecek olursak orada erkek ile kadinin isledikleri en büyük günahlardan biri cinsel birlesme ve sadece erkegi ikinci defa günaha sokan eylem ise cinayettir. Seytandan olan fakat insandan doganin Insandan olan ve yine Insandan dogani kiskançlik duygularina kapilarak katletmesi yeryüzünde yeryüzüne tek basina hakim olmak arzusunun ilk örnegidir.
Kabilin hikayesi TEVRAT'ta söyle anlatilir.
TEVRAT TEKVIN BÖLÜMÜ BAB 4 / 9,10,11,12,13,14,15: Ve Rab Kaine dedi : Kardesin Habil nerede? Ve dedi bilmiyorum; kardesimin bekçisi miyim ben? Ve dedi: ne yaptin? Kardesinin kaninin sesi topraktan bana bagiriyor. Ve simdi sen toprak tarafindan lanet edildin o toprak ki kardesinin kanini senin elinden almak için agzini açti .Topragi isledigin zaman ,artik sana kuvvetini vermeyecektir yeryüzünde kaçak ve serseri olacaksin.
Ve Kain Rabbe dedi. Cezam tasinmayacak derecede büyüktür.Iste bugün topragin yüzü üzerinden beni kovdun ve senin yüzünden gizli kalacagim ve yeryüzünde kaçak ve serseri olacagim ve vaki olacak ki her kim beni bulursa öldürecektir.
Ve Rab ona dedi: bunun için Kaini her kim öldürürse ondan yedi kere öç alinacaktir.
Ve Rab her kim onu bulursa kendisini vurmasin diye Kain üzerine nisane koydu.
Ve iste ARMAGEDDON'un insan hayatina girmesi böylece baslamis oldu.
Kain dokunulmazlarin ilkidir. Ayni zamanda Kain çobanlarin çobanlarinin da ilkidir.
Toprak yiyenler ile topraktan yiyenler bir yandan birbirlerinden geçinirlerken öbür yandan efendiler ve tebalari meydana geldi. Insan topluluklarinin siniflara ayrilmasi beraberinde hiyerarsik düzeni de insan hayatina tasidi.
Hiyerarsik düzen önceleri kabileler içerisinde basit örgütlenmeler biçiminde kendisini göstermistir. Daha sonra nüfus ile birlikte ihtiyaç alanlari da genislediginden basit örgütlenmelerden daha kompleks örgütlenmelere dogru gelisti.
Kabileler yavas yavas Milletlere dönüstü ve Milletler Devletleri kurdular.
Dokunulmazliklari kadim zamanda verilmis olan gerçek efendiler kaçak ve serseri olduklarindan onlar ancak belli sayidaki insanlar tarafindan bilinirler. Buna ragmen dokunulmazliklari bir tedbir olarak bu güne kadar devam edegelmistir.
Bütün dünya yedi Kral tarafindan yönetilir. Diger küçük Kralliklar (Devletlerin yöneticileri) onlarin sürülerini güden çobanlaridirlar. Bu yedi Kraldan bir tanesi diger alti Kralin Kralidir.
Alti yilda bir alti büyük üstat tarafindan yapilan ve dereceleri ne olursa olsun diger üstat'larin katilmasi yasak olan MASON ayin'i bas Krala bagliligi temsil eder.
Alti kisiden olusan alti büyük üstat alti kita'nin alti büyük Kralidirlar.
Bas Kral'in kim oldugu konusu tartismalidir. Israil'in bayragindaki alti köseli yildiz alti üstat Kral'in sembolüdür. Bu yildiz Hz. Davut zamanindan beri kullanilmaktadir. Yildiz'in her kösesi Hz. Davut'un alti hükmüdür. Yildiz görünümündeki bu sekil yildiz falan da degildir.
Mesih Hz.ISA'ya inananlar o'nun dünyanin Krali oldugunu kabul eden yahudilerdir. Kabul etmeyenler kendi Mesih'lerini bekliyorlar.
Israil ogullari'nin bu konuda ayriliga düsmeleri Iseviligi yani Hiristiyanligi dogurdu. Hz. Isa'nin dünyanin Krali olarak gösterilmesi alti üstat Kral tarafindan gerçeklestirilmis böylece kendi Kralliklariyla birlikte bas Kralin gizli kalmasi saglanmistir. Çok ustaca hazirlanan bu mükemmel plan inanç yolu kullanilarak insanlara enjekte edilmistir. Hz. Isa'nin yüce sahsiyetinin bütün bu olup bitenlerle en küçük bir alakasi yoktur. O Allah'in TEVHIT ve TAKVA konularindaki mesajlarini insanliga teblig etmek üzere gönderilmis sevgili Peygamberlerinden biridir.
ARMAGEDDON'un gerçeklestirilmesi için dünyanin Krallarinin toplanacagi cografya TEVRAT'ta söyle tarif edilir.
TEVRAT YESU BAB:1: Ve vaki oldu ki Rabbin kulu Musa'nin ölümünden sonra Rab Musa'nin hizmetçisi Nun oglu Yesua söyleyip dedi. Kulum Musa öldü ve simdi kalk sen ve bütün kavm onlara Israil ogullarina vermekte oldugum diyara bu Erden'den geçin Musa'ya söyledigim gibi ayaginin tabaninin basacagi her yeri size verdim. Siniriniz çölden ve Libnan'dan büyük irmaga Firat irmagina kadar Hitti'lerin bütün diyari ve gün batisina dogru büyük denize kadar olacaktir.
Tarif edilen bu cografya ARMAGEDDON'un sadece merkezinin kurulacagi yerdir.
Çünkü ayaklarinin basacagi her yer Tanrilari "YEHOVA" tarafindan Israil ogullarina miras olarak verilmistir. Çöl diye bahsedilen yer ise esasen Misir'i da içine alan Sina yarimadasidir. . Hitti'lere gelince ; bu çok kuvvetli ve çok kalabalik kavim bir miktari Asya'da kalan oradan baslattiklari büyük göç ile hemen hemen dünya'nin bütün cografyalarina dagilmis Türk'lerden baskalari degildirler. Yani Türk'ler Anadolu'ya 1071'de Alpaslan ile birlikte gelmediler. .
Bu büyük Millet'in mazisi üzerinde oynanan çirkin oyunlar istikbali üzerinde de oynanmaktadir. Türk Milleti'nin tarihi ile ilgili uydurup yazdiklari kütüphaneler dolusu o bir yigin enkaz'a bizler dün oldugu gibi bu gün de bilgeligimizden kaynaklanan vakarla gülümsüyoruz. Ne zaman bilgeligimizde zafiyet bas göstermisse uyuklamaya basladigimiz da bir gerçektir. Ama unutulmasin ki Devin uyanisi zelzele yaratir.
INCIL'in VAHIY Bölümü'nün 22 Bab oldugundan ve Kiyamet hadisesini 22 safhada anlattiginindan bahsetmistik. Büyük bir tesadüf olarak Hz. Musa'dan sonra gelen Hz. Davut'a gönderilen MEZMURLAR'in ( ZEBUR) 119'uncu MEZMUR'u da 22 Ibrani harfinden olusan bölümlere sahiptir.
Hz. Davut hem Peygamberdir ve hem de Israil ogullari'nin Kralidir.
Kudüs'ü kutsallastiran MESCID'I AKSA o'nun zamaninda yapilmaya baslanmis fakat ömrü vefa etmediginden oglu Hz Süleyman tarafindan tamamlatilmistir.
Baba ogul Kral Peygamberlere Allah tabiat kuvvetlerine ve cinlere hükmetme ruhsati vermis ve ayrica onlara kus dili denilen bir dil ögretilmistir. Sloganlari
Baris, Sevgi, Kardeslik, Birlik, Hür düsünce, Hümanizm olan "MASON"luk MESCID'I AKSA'nin yapimi esnasinda mabedin bas mimari HIRAM tarafindan kurulmustur. HIRAM çalistirdigi insanlari ustalar;kalfalar ve çiraklar olarak üç gruba ayirdi.
HIRAM çalistirdigi bu insanlar meslek sirlarini ve aldiklari ücretleri birbirlerinden ögrenmesinler diye onlarin aralarina ketumiyet yasalarini koydu. Bu yasalar öylesine kati uygulanmistir ki, is sonunda HIRAMIN öldürülmesine kadar gitmistir.
Bu olay asil meslek gruplari ile onlara yardimci olan alt sinif meslek gruplarinin kendi aralarinda örgütlenmelerinin bilinen ilk örnegidir.
Tarih içerisinde daima üç grup insan digerlerini yönlendirip yönetmislerdir. Imtiyazlilik dereceleri konumlarina göre degisen bu insanlar tüccarlari,din adamlarini ve devlet adamlarini olustururlar.HAMMURABI kanun'larinia bir göz atmak yeterlidir.
Gruplar içerisinde en imtiyazli sinif tüccarlardir.Daha sonra din adamlari en son da devlet adamlari gelir.Tüccarlarin mülk ve paralari din adamlari ve devlet adamlari tarafindan koruma altinda tutulur.Bu güne kadar yapilmis olan ne kadar yasa varsa hepsinin temel amaci hep bu korumayi saglamak olmustur.
Örf, adet,gelenek kültür dedigimiz cinsten olan sözlü yasalar yazili olanlari dolayli yoldan beslemis ve desteklemislerdir.
Tarih'in çok eski çaglarindan beri ister sözlü isterse yazili olsun bütün yasalar daima haklinin degil güçlünün yaninda oldular. Kabil ile Habil'in hikayesinin basindan sonuna kadar ebeveyn konumunda olan baba'nin ve anne'nin hiç müdahale etmediklerini görürüz. Aksini isbat edecek olan varsa ben sözlerimi geri almaya hazirim.
Bundan çikaracagimiz sonuç ise:aile içerisinde kimin hangi konumda oldugu degil gücün kimde oldugunun önem tasidigidir.
Toplumun en küçük sosyal yapi modeli aile olduguna göre toplumlarin sosyal yapilanmalarinin da hangi degerlere göre sekillendigi böylece anlasilmis oluyor.
Bu günkü TEVRAT Hz. Musa'dan asagi yukari 500 yil sonra tamamlanabilmistir.
TEVRAT dünya hakimiyeti konusunda çesitli kavimler arasindan seçilmis tek bir kavmi dünya'nin yegane mirasçilari olarak gösterir. TEVRAT'ta adi YEHOVA diye geçen bu Tanri yarattigini iddia ettigi bütün kavimlere arkasini dönmüs vari yogu sadece Isrsilogullari olmustur. Anlayacaginiz Israilogullari YEHOVA'nin buldumcuk kavmidir.
Onlar ayni zamanda YEHOVA'nin soylu imtiyazli ve simarik çoçuklaridirlar.
YEHOVA kimseden ve hiç bir kavimden çekmemistir onlardan çektigi kadar. Zaman zaman onlari cezalandirmis ama öte yandan baslari her derde girdiginde ne yapip edip bela'yi üstlerinden savmistir. Bu YEHOVA'nin üzerine aldigi kutsal bir sorumluluktur. Yarattiklari ile arasinda Baba- ogul olmak gibi akil ötesi akrabalik ilan ettiginden ne yaparlarsa yapsinlar onlara iltimas geçmek zorundadir. Israilogullari bu ezeli ve ebedi teminatin verdigi rahatlik içerisinde her firsatta hem YEHOVA'ya hem de bütün milletlere ihanet etmislerdir.
YEHOVA'nin ogullari baslangiçtan beri isimleri HAYAT KITABIN'da yazilmis olan ve alinlari üzerinde bunun mühürünü tasiyan "ARMAGEDDON'un muzaffer askerleridirler.
INCILVAHIY BÖLÜMÜ BAB 7/4: Ve mühürlenmis olanlarin sayisini isittim,Israilogullari'nin her siptindan yüz kirk dört bin mühürlenmisti.
Buraya kadar anlattiklarimiz insanoglunun dinsel,hukuksal,ekonomik ve nihayet sosyolojik yapilanmalarinin evrimlerinin ilk safhalarini kapsamaktadir. YEHOVA'nin imtiyazli kavmi'ne hangi hislerle baktigini TEVRAT'tan bir kaç örnekle göstermek istiyorum.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 2/23,24,25: Ve vaki oldu ki,o çok günler geçerken,Misir Krali öldü ve israil ogullari kölelik sebebiyle inlediler ve feryat ettiler ve kölelik sebebinden onlarin figani Allah'a çikti. Ve Allah onlarin iniltilerini isitti ve Allah Ibrahim'le Ishak'la ve Yakup'la olan ahdini hatirladi. Ve Allah Israil ogullarini gördü ve Allah'a malum oldu.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 20: Ve Allah bütün bu sözleri söyleyip dedi: Seni Misir diyarindan, esirlik evinden çikaran Allah'in YEHOVA benim.
TEVRAT TESNIYE BAB 14/1: Siz Allah'iniz Rabbin ogullarisiniz, ölü için bedeninizde yara açmayacaksiniz, ve gözlerinizin arasini tüysüz kilmayacaksiniz. Çünkü sen Allah'in Rabbe mukaddes bir kavimsin.
TEVRAT TESNIYE BAB 15/6: Çünkü Allah'in Rab sana vadetmis oldugu gibi seni mubarek kilacaktir; ve çok milletlere ödünç vereceksin fakat sen ödünç almayacaksin; ve çok milletlere saltanat edeceksin , fakat onlar sana saltanat etmeyecekler.
ARMAGEDDON vadedilmis bir zaferin yasanacagi bir mekan oldugu kadar zaferden sonra yeryüzünde kurulacak olan CENNET'in de cografyasidir.
Çünkü Hz. Musa Israil ogullarina Cennet ya da Cehennem yasantisinin baska bir Alemde yasanacagina dair herhangi bir bilgi vermemisti.
KITABI MUKADDES'in ilk bes kitabi Hz. Musa'ya maledilir. Bunlar sirasiyla:
TEKVIN,ÇIKIS,LEVILILER,SAYILAR ve TESNIYE'dir.
Ayrica Hz. Musa CENNET ve CEHENNEM kavramlarindan dahi söz etmemistir. Dünya'da kurulacak olan bu CENNET'in bir Kral'i o'nun etrafinda da hanedan ve çok kalabalik bir yöneticiler kadrosu vardir. Yöneticilerden olusan bu kadro yeryüzünde YEHOVA SAHITLERI diye bilinirler ve görevleri kavim Allah'i YEHOVA'ya taraftar toplamaktir.
Ibrani Mukaddes yazilarini tetkik eden dil bilimciler "YEHOVA" isminin dört Ibrani sessiz harfinden olusturuldugunu söylerler. KITABI MUKADDES'in ilk tercümesi olan "SEPTUAGINT" e konan dört sessiz harf söyle siralaniyor: Y . H . V . H
"Y. H. V. H" 'nin Ibrani Mukaddes yazilarina "YEHOVA"olarak kimin tarafindan geçirildigi bilinmiyor olsa da Kitabin tercümesi esnasinda oldugundan süphe yoktur. .
Ibrani Mukaddes yazilarinin Yunan diline tercüme edilmesi M.Ö 280 yillarina dogru baslamistir.O zamanlar Yahudiler dinlerinden kopmus batil itikatlara inanir olmuslardi.Hakikatta Hz. Musa'ya iman etmeleri Kizildenizi geçene kadar olmustur.
Bu hadisenin TEVRAT'ta nasil anlatildigina bakalim.
TEVRAT ÇIKIS BAB 31/18 ÇIKIS BAB 32/1: Ve Sina daginda Musa ile söylesmeyi bitirince, sehadetin iki levhasini, Allah'in parmagi ile yazilmis tas levhalari ona verdi. Ve dagdan inmek için Musa'nin geciktigini kavm görünce, kavm Harun'un yanina toplandi, ve ona dediler: Kalk bizim için ilah yap, önümüzden gitsinler; çünkü Musa'ya bizi Misirdan çikaran bu adama ne oldu bilmiyoruz.
Simdi yeniden YEHOVA isminin nereden çiktigi konusuna dönelim.
Kitabi yunanca'ya çevirenler Yahudilerin inandiklarini iddia ettikleri Tanri'larinin ismi ne ise bilmediklerinden ilk tercüme olan "SEPTUAGINT'e isaret olarak dört Ibrani sessiz harfini koydular.(Y.H.V.H).
Daha sonra "SEPTEUAGIT'in suretlerini çikaranlar bu dört harfi manalandirip Yunanca olan "RAB" kelimesini kullandilar.O dönemlerde ve daha sonraki yillarda Yahudiler Yunancayi da konusur oldular. "VULGATA" adli latince tercümeyi yapan Jerome ÇIKIS KITABI 6. BAB'inin 3. cümlesindeki "YEHOVA" isminin yerine "ADONAY" ismini kullaniyor. Daha fazla teferruat'a girmeden YEHOVA'nin kimligini biz yine TEVRAT'tan ögrenelim.
TEVRAT ÇIKIS BAB 3/13,14:: Ve Musa Allah'a dedi: Iste, ben Israil ogullari'na geldigim zaman, onlara; Atalarinizin Allah'i beni size gönderdi dersem ve onlar bana: O'nun ismi nedir? derlerse,onlara ne diyeyim? Ve Allah Musa'ya dedi: Ben, BEN BEN OLAN'im; ve dedi: Israil ogullarina böyle diyeceksin: Beni size BEN IM gönderdi.
Hintli "MAHARAJ"in "BEN O'YUM" kitabi bu söylesiye dayanarak yazilmistir.
TEVRAT ÇIKIS BAB 6/2: Ve Allah Musa'ya söyleyip ona dedi: Ben RAB'IM. Ve Ibrahim'e Ishak'a ve Yakub'a, Kadir olan Allah olarak göründüm; fakat onlara YEHOVA ismimle malum olmadim. Oysa ÇIKIS KITABI'indan önce olan TEKVIN KITABINDA Hz. Ibrahim YEHOVA'nin ismini biliyor.
TEVRAT TEKVIN BAB 22/ 11, 12, 13, 14: Ve Rabbin melegi göklerden ona çagirip dedi: Ibrahim Ibrahim;ve :iste ben dedi. Ve dedi: Elini çocuga uzatma, ve ona bir sey yapma;çünkü simdi bildim ki sen Allah'tan korkuyorsun, ve kendi biricik oglunu benden esirgemedin. Ve Ibrahim gözlerini kaldirip gördü;ve iste arkasinda bir koç çalilikta boynuzlarindan tutulmustu; ve Ibrahim gidip koçu aldi, ve oglunun yerine onu yakilan kurban olarak takdim etti. Ve Ibrahim o yerin adini YEHOVA-YIRE koydu.
Acaba Ibrahim'e YEHOVA ismini kim ögretti?Bu soruya bizzat TEVRAT cevap vermek zorundadir. Yahudiler eger YEHOVA ismini bilselerdi inandiklarini iddia ettikleri Tanri''ya Rab, Adonay, Elahim demezler ve Hz. MUSA'ya imanlarini devam ettirirlerdi.Musa YEHOVA demis ise bunu bilmeleri gerekmiyor muydu?
Yunanca'ya çevrilen TEVRAT'in aslinin kayboldugu, bazi nüshalarinin sonradan bulundugu KITABI MUKADDES'in bahisleri arasindadir.
TEVRAT 2. KRALLAR BÖLÜMÜ BAB 22/3,4, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16:Ve vaki oldu ki, Kral Yosiya'nin on sekizinci yilinda, Mesullam'in oglu Atsalya'nin oglu katip Safan'i Kral Rab evine gönderip dedi: Büyük kahin Hilkiya'nin yanina çik, esik bekçilerinin kavmdan topladiklari Rab evine getirilen gümüsü saysin;
Ve büyük kahin Hilkiya katip Safan'a dedi: Rabbin evinde seriat kitabini buldum.Ve Hilkiya kitabi Safana verdi, ve onu okudu.Ve katip Safan Kral'a geldi, ve Kral'a haber getirip dedi: Kullarin evde bulunan gümüsü bosalttilar, ve onu Rab evinin isine konulan isçilerin eline verdiler. Ve katip Safan Kral'a bildirip dedi: Kahin Hilkiya bana bir kitap verdi. Ve Safan Kral'in önünde onu okudu. Ve vaki oldu ki, Kral seriat kitabinin sözlerini isitince esvabini yirtti. Ve Kral kahin Hilkiya'ya ve Safan'in oglu Ahikam'a ve Mikaya'nin oglu Akbor'a ve katip Safan'a ve Kral'in kulu Asaya'ya emredip dedi: Gidin bulunmus olan bu Kitab'in sözleri hakkinda benim için, ve bütün Yahuda için Rabden sorun;çünkü bize karsi alevlenmis olan Rabbin gazabi çok büyüktür, çünkü bizim için yazilmis olan her seye göre yapmak üzere atalarimiz bu Kitabin sözlerini dinlemediler.
Ve kahin Hilkiya ve Ahikam ve Akbor ve Safan ve Asaya esvap bekçisi Harhas'in oglu, Tikva'nin oglu, Sallum'un karisi Peygamber Hulda kadina gittiler;ve kadin Yerusal'im de ikinci mahallede oturuyordu;ve onunla konustular.
Ve onlara dedi:Israil'in Allah'i Rab söyle diyor: Sizi bana gönderen adama deyin: Rab söyle diyor: Iste ben bu yere ve burada oturanlarin üzerine belayi Yahuda Krali'nin okudugu Kitapdaki bütün sözleri getirecegim .
Bu konuda daha kapsamli bilgi edinmek isteyen TEVRAT 1. TARIHLER BAB 13/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8'e ve 2. TARIHLER BAB 34/14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33'e bakabilirler.
Yahudi ve Hristiyan din adamlarinin bu konudaki savunmalari ise söyle:Allah'in Musa'ya hitaben kullanmis oldugu ismi telaffuza uymaya bilirse de (YEHOVA) bu isim ile kimin kastedildigi ortadadir. Bunun dogrulugunu isbat etmek için ISA'nin isminin ne Ibrani dilinde ne de Arami dilinde ISA olarak geçmedigini ancak bu isim telaffuz edildeginde herkezin ISA'dan bahsedildigini anladigi malumdur. Ortada inkari mümkün olmayan bir hakikat duruyor ki o da YEHOVA ismi TEVRAT'A yazicilar tarafindan sokulmustur.
Önümüzde iki sik var a: Bu isim TEVRAT'A uydurulup sokulmustur, b: Allah'in zaman zaman ancak yaratilmislara mahsus olan unutkanlik gibi bir zaafa kapilmasi. Ikisinden birini kabul etmek zorundayiz. TEVRAT yazicilarinin bir kismi Peygamber bir kismi da Aziz kabul edilir.Aslinda bu kisilerin Ilahlar olduklarini yine TEVRAT 1. SAMUEL BAB 28 / 13, 14'de görüyoruz.
TEVRAT 1. SAMUEL 28/ 13, 14: Ve Kral ona dedi: Korkma fakat ne görüyorsun? Ve kadin Saula dedi: Yerden çikmakta olan bir Ilah görüyorum. Ve dedi: Ne biçimdedir? Ve kadin dedi: Kocamis bir adam çikiyor; ve bir cübbeye bürünmüs. Ve Saul onun Samuel oldugunu anladi ve yüz üstü egilip yere kapandi.
Samuel TEVRAT yazicilarindan biridir.
1. SAMUEL BAB 28 / 12, 13: Hortlak
TEKVIN BAB 21 / 1, 2: Kulu ile iliskiye giren bir varlik
ISAYA BAB 54 / 5: Israil'in kocasi
ISAYA BAB 63 / 16: Israil'in babasi
ÇIKIS BAB 7 / 1: MUSA'nin Fravun'a Allah tayin edilmesi
TEKVIN BAB 32 / 24 : Güresçi
ISAYA BAB 66 / 23 : Put
EYUB BAB 38 / 33 : Kanun koyucu
ÇIKIS BAB 3 / 2 : Ates , alev
TESNIYE BAB 4 / 24 : Yiyip bitiren ates TEKVIN BAB 18 / 1,2,3,4,5,6,7,8: Yemek yiyen insan
ÇIKIS BAB 33 / 11 : Arkadas
YEHOVA KITABI MUKADDES'in konu ile ilgili bölümlerinde bir yandan kendi özelliklerini açikça ortaya koyarken diger yandan da Yahudilerin kendisi açisindan ne ifade ettiklerini ,baska kavimler içerisinde nasil ayricalikli bir yere sahip olduklarini defalarca altini çize çize söylüyor. Ayrica Yahudilerin diger kavimlere karsi nasil muamele yapmalari, kendi aralarinda birbirlerine nasil davranmalari gerektigi konularinda da talimatlar veriyor.YEHOVA'nin kim ve ne oldugu konusunu burada kapatip "YEHOVA SAHITLERI"'nin bahislerine geçelim.
ARMAGEDDON'un Büyük Krali YEHOVA'nin seçilmis olan çoçuklari YEHOVA SAHITLERI TEVRAT'in ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 24 / 9, 10, 11 den aldiklari talimata dayanarak yeryüzüne dagildilar görevlerine basladilar.Ilk YEHOVA SAHITLERI'ne bu bölümün ilgili BAB'in da rastliyoruz.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 24 /6 ,7 ,8 : Ve MUSA kanin yarisini alip legenlere koydu, ve kanin yarisini mezbah üzerine serpti.Ve Ahit kitabini alip kavmin karsisinda okudu; ve dediler: RABBIN bütün söylediklerini yapacagiz, ve dinleyecegiz.
Ve MUSA kani aldi ve kavmin üzerine serpip dedi: iste, bütün bu sözler hakkinda RABBIN sizinle ettigi ahdin kani.
YEHOVA SAHITLERI'nin teskilatlarini alenen kurup dünya'ya ilan etmeleri 1884 yilinda olmustur.
Bu teskilat Amerika'nin Prensilvania eyaletinin pittisburg kasabasinda kuruldu. Kurucusu Charles Taze Russel'dir.
Önceleri kendilerini Russalistler olarak ismlendirdiler ve bu isim altinda faaliyet gösterdiler. Daha sonra " Kutsal Kitap ögrencileri cemiyeti, Bronkleyn mabedi halk kürsüsü toplulugu Tararsut kulesi ve brosürleri cemiyeti, Bin yillik devrenin tan yeri ve nihayet YEHOVA SAHITLERI" ismi altinda tanindilar.
Her sayisi ortalama 7.800.000 adet basilan Tararsut Kulesi mecmua'si ve kendilerine mahsus fikirleri ihtiva eden Kitaplari ile (TEVRAT ) birlikte abartisiz bütün cografyalarda sehir sehir, kasaba kasaba, köy köy gezerek her evin kapisini çalip misyonlarini anlattilar Bu durum bu gün hala devam etmektedir.
YEHOVA SAHITLIGI dis anlami ile ilk bakista yalniz TEVRAT'a, ZEBUR'a ve INCIL'e dayali olmayan bir kurulustur.
Isimlerini yazdigim kitaplari da içine alan ve adi geçen kitaplarda kaynagini bulan diger mektuplarla birlikte 66 Kitaptan olusturduklari kitabi tek bir Kitap haline getirerek KITABI MUKADDES adiyla dünya'ya tanittilar.
Bu Kitabi kendilerine ana kaynak kabul etmekle birlikte gerektiginde anlasmali olarak Kitab'in dinine inanmis olanlarla ters düserek sözde kendilerine özgü bir yol tutan bu insanlar aslinda ne bir dine ne de bir dine bagli meshepten olmayip mücadelelerini ARMAGEDDON'un son perdesine kadar devam ettirecek olanlardir.
Onlarin mücadelelerine engel olan baslica unsurlar mevcut Yahudi dini hariç diger dinler ve o dinlerin Devletler ve rejimler üzerindeki etkileridir. Onlar kendi tabirlerince "TÜZEMAN" adamlardir. Bu adamlar kendilerine benzeyenlerin degil benzemeyenlerin ilerisine geçerler. Kendilerinden olmayanlarin yani " TÜZESIZ" olanlarin yeryüzünde Devletler ve ordular kurup insanlar üzerinde egemen olma haklari yoktur.
Yahudi Devlet'i disinda son zamanlarda Kominist Devletlerde dahil olmak üzere hiç bir Devletin elindeki kanunlarda Din'e, Mezheb'e ve Tarikat'a karsi verecekleri ceza olmadigini bilerek hükümetleri Hümanist görüs etrafinda birlestirdiklerinden de istifade ederek karsilarina çikan kisisel engelleri asmakta , faaliyetlerinden ötürü yakalanip Hakim huzuruna çikinca bir Din bir inanç içinde olduklarini savunarak vicdanlara siginip cezasiz kalmalarini saglamaktadirlar.
Aralarindan biri ölüm döseginde olsa , kan verilerek kurtulacagini bilse asla baskalarina ait olan kani almazlar.
Hiç bir ülkede Askerlik yapmazlar dolayisi ile erkek olanlarinin hepsi Asker kaçagidirlar. Bir YEHOVA SAHIDI'nin bütün zamani, enerjisi, kazanci tek efendileri olan YEHOVA'ya adanmistir.Baska bir efendiye hizmet veya Dünyevi bir hükümetin emrettigi baska bir vazifeyi yerine getirmek üzere YEHOVA'nin tayin ettigi vazifeden ayrilmak ve insanlarin keyfi emirlerinden dolayi YEHOVA'nin emrettigi vaaz faaliyetlerinden vazgeçmek YEHOVA'ya ihanettir.
YEHOVA kendisine sadik kalmayanlarin ölüm cezasina müstehak olduklarini açikça beyan eder.
Hiç bir insan ihanet eden bir YEHOVA SAHIDIN'i affettiremeyecegine göre YEHOVA'ya karsi üzerine aldigi tahahhütleri yerine getirmeyen bir YEHOVA SAHIDI'ni de affetme hakkina sahip degildir. Ve hiç kimse böyle bir olayi gerçeklestirmeye zorlanamaz.
Liberal Hükümetlerin bu vaizlere tanimis olduklari muafiyet bu tür engelleri ortadan kaldirmaktadir. Açikçasi hangi alanda görevli olurlarsa olsunlar daima digerlerine göre ayricalikli muamele görürler. Zaten bütün bu kurallari koyanlar kendileridirler.Bana yeryüzünde onlarin koyduklari bu kurallara aykiri davranacak tek bir Millet'in mevcudiyetinden bahsedecek olan varsa ben gösterdigim cehaletten ötürü bütün dünyadan özür dilemesini de bilirim.
Dünya Millet'lerinin nezdinde Kralligin elçileri olmalari için yeryüzünde ne kadar Millet varsa hepsinin içlerine dagilmalari gerekiyordu öyle de yaptilar. YEHOVA SAHITLERI YEHOVA'dan baskasindan emir almamak ve ondan baskasina hizmet etmemek konusunda YEHOVA'ya tahahhütte bulunduklarindan Milli, Mahalli ve Milletler arasi seçimlerde oy kullanmazlar fakat kendi dislarinda kalanlari istedikleri istikamette yönlendirerek oy kullandirirlar.
Görünüste hiç biri dünya isleri ile ugrasmadiklarindan siyasetle de ugrasmazlar. Kendilerini tamamen dine vermis Mümin'ler olduklarindan mütemadiyen ibadet ve vaaz'la mesguldürler. Böyle görüntü vermek kendileri açisindan bir gerekliliktir. Çünkü bu dünyanin büyük Kral'i IBLIS'te görünmezdir. Onlar için bu dünyanin dostu olmak YEHOVA'nin düsmani olmak anlamina gelir. Muafiyetleri konusuna biraz daha deginmekte fayda var.
YEHOVA SAHITLERI yürüttükleri vaizlik faaliyetlerinden dolayi her alanda bitaraftirlar ve bitaraflarin haklarini talep ederler. Roma döneminde Arslanlara yem olarak atilanlar ve dögüstürülerek birbirlerine öldürttürülen ilk Hristiyan'lar da ilginçtir ama ayni talepte bulunmuslardi.
YEHOVA kamil ve yüksek kanunlarinda kendi hizmetçilerini daima Devlet'e hizmet etmek mecburiyetinden muaf tutan tedbirler temin etmistir.
Nitekim Israil Teokratik savas için ilk asker yoklamasini yapacagi zaman kahinleri ve din vaizlerini askerlikten muaf tutan bir yasa koydu. Israil'lilerin bu askeri yoklama kanun'unun bütün hususiyetlerine karsi gösterdikleri itaat yerindedir. Çünkü hükümetleri TEVRAT'ikti ve mükellefiyetlerle muafiyetler YEHOVA'nin emirlerine göre uygulaniyordu.
Hristiyan oldukarini iddia eden diger Milletler bu örnegi dikkate alarak din adamlarini askerlikten muaf tutmuslardir.
Bugün BIRLESMIS MILLETLER'in imtiyazli ve önder azalarindan biri olan Amerika Birlesik Devletleri YEHOVA SAHITLIGI'nin taninmis bir dini teskilat oldugunu, hizmetçilerinin Silahli Kuvvetler'de talim ve hizmet etmekten muaf tutulmasini kabul ettiklerini bütün dünya'ya resmen ilan etmistir. Zaten Baskumandanlari YEHOVA da onlara cismani yani dünyevi bir harbe istirak etmek iznini vermez.( Ordularini kendileri kurar ve kendileri komuta ederler.).
Onlar yalniz YEHOVA ve ordusuna hizmet etmekle mükelleftirler. Hususi temayül tasiyan bazi olusumlar keyfi kararlarla YEHOVA SAHITLERI'nin muafiyet statülerini redderler ancak bu reddedis onlarin statülerinde asla bir degisiklik yapmadigi gibi reddedenler bu sahsi uygulamalarindan dolayi yasalari ihlal etmis sayilip bir takim bahaneler de icat edilip kaypak zeminlere oturtulan adalet anlayisinin gazabina ugratilirlar.
Naziler iktidara geldikten sonra SVASTIKA (Gamali Haç) Bayragina selam vermek hususundaki siyasi mecburiyet Almanya'nin bütün sakinlerine yükletilmisti. Ayni durum Demokratik memleketlerde de ( A B D dahil ) geçerliydi.
Bayraga selam vermek istemeyenler insan kitlelerinin vahsi gadrine ugradilar. Bayraga selamin mesru oldugu ve Anayasa aleyhinde olmadigi gerekçesi ile 3 haziran 1940 tarihinde A B D Yargitay'i tarafindan karar verilince bütün bu saldirilar had safhaya ulasti. Aradan üç yil geçtikten sonra 14 haziran 1943 tarihinde Yargitay Secde hürriyeti lehine bu karari bozmustur.
Inançlari geregi hiç bir Millet'i ve hiç bir Devlet'i fark gözetmeksizin ayni kurallara tabi tutarlar çünkü bütün amelleri Mukaddes yazilara dayanmaktadir.
Bakin YEHOVA TEVRAT'ta hizmetçilerine nasil talimat veriyor:
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 20 /1, 2, 3, 4, 5, 6 : Ve Allah bütün bu sözleri söyleyip dedi: Seni Misir diyarindan , esirlik evinden çikaran Allah'in YEHOVA ben im. Karsimda baska ilahlarin olmayacaktir. Kendin için oyma put, yukarida göklerde olanin yahut asagida yerde olanin yahut yerin altinda sularda olanin hiç suretini yapmayacaksin; onlara egilmeyeceksin; Ve onlara ibadet etmeyeceksin; çünkü ben senin Allah'in Rab, benden nefret edenlerden babalarin günahini çoçuklar üzerinde üçüncü nesil üzerinde ve dördüncü nesil üzerinde arayan ve beni seven ve emirlerimi tutanlarin binlercesine inayet eden KISKANÇ bir Allah'im.
Okuyucularimdan bazilari mademki suretlere selam vermek YEHOVA tarafindan yasaklanmistir o halde Israil'in Bayragindaki Yildiz ne anlama geliyor? Diye sorabilirler ve haklidirlar. Hemen cevap vereyim: Israil'in Bayragindaki yildiz esasen yildiz degil ters çevrilerek biribirinin içine geçirilmis iki eskenar üçgendir. Üç rakkaminin ve üçgen'in Israil'lilerin inanç sistemlerinde çok önemli bir yeri vardir. MASON'lar konusuna geldigimizde üç rakkaminin ve üçgenin ne ifade ettigini yazacagim.
Degerli okuyucum, Bir Millet'in Bayraginin O, Millet'in Hürriyet'ini ve sahip oldugu topraklar üzerinde ki Egemenligini temsil ettigini hepimiz biliriz Iste bu yüzden her Millet kendi Bayragina karsi sonsuz bir sevgi ve saygi gösterir.
Bayraklar'a karsi hissedilenler sadece sevgi ve saygi ile sinirli kalmayip ayrica kutsallik da tasir.
Bayraga selam verme törenlerini ister Dini ister Milli bir davranis olarak kabul etsek bile bu törenler aslinda tamamen siyasidir. Ancak Bayraga veya Sancaga selam vermek bir suret'e selam vermek oldugundan YEHOVA SAHITLERI bu tür törenlere istirak etmezler. Bayraklar hem Hürriyet'in ve hem de Hakimiyet'in sembolü olduklarindan Milletler onlara verdikleri selamlarla kendi hürriyet ve hakimiyetlerini selamlamis olurlar.
YEHOVA SAHITLERI kurtulusu yani Hürriyet'i dünyevi hiç bir kuvvete atfetmezler; iste bunun içindir ki Hürriyet ve Hakimiyet'in sembolü YEHOVA'dir, asla ondan baskasi olamaz. O'nun hizmetçileri o'nun ordusunun askerleridir, o'nun Kralliginin Millet'idir ve onlar selamlarini ARMAGEDDON da YEHOVA'ya vereceklerdir.
1945 yilinda Japonya üzerine ikinci atom bombasi atildiktan sonra insanlar dünyanin sonuna dair bilgiler veren Mukaddes yazilarin ikazlari üzerinde düsünmeye basladilar ve "Milletlerin tayin edilmis zamanlari doluncaya kadar YERUSALIM Milletler tarafindan çignenecektir" bilgisi onlari olaganüstü tedbirler almaya mecbur etti.
Insan Aden'de bas kaldirdigi andan itibaren YEHOVA bütün dünya üzerinde saltanat sürmüs degildir. YEHOVA yalniz bir kavme yani Israil ogullari'na rehberlik ediyor ve ona bakiyordu.
Bir gün bütün dünya'ya hakim olacak Hükümeti kurmak için bu kavmi canli bir Peygamberlik gölgesi olarak kullaniyordu. Babil esareti basladiktan yillar sonra YEHOVA Peygamberlik ile ilgili bir rüyetin görülmesine ve icra edilmesine zemin hazirladi.
Milletlerin zamanlari ve YEHOVA'nin Teokrasi'sinin ihyasina dair olan bu rüyet boyu göklere erisen bütün mahluklara gida ve barinak teskil eden bir agaç ihtiva ediyordu.
Peygamberlik rüyeti görmüs olan Nebukadnetsar'in sahsinda küçük çapta icra olunmaya basladi.
TEVRAT DANIEL BÖLÜMÜ BAB 1 ,2, 3 , 4 , 5 'e kadar Nebukadnetsar'in gördügü bu rüyet'ten bahseder.Nebukadnetzar peygamberlik ile ilgili olan bu rüyet'in DANIEL tarafindan yorumlanmasindan sonra kendisini Peygamber zannetmeye basladi. Tam kendini övmek niyeti ile atip tutmaya basladigi sirada akli dengesinin yerinde olmadigi gerekçesi ile taht'tan indirildi.
Nebukadnetzar'i tipki bir hayvan gibi kirlarda ot yemege mahkum ettiler. Bu durum tam yedi yil sürdü. Yedi yil sonra eski haline iade edildi , Yarusalim'i kusatti, yahudileri öldürttü,Süleyman Mabedini yerle bir etti ve Mabet'teki bütün hazineyi Babil'e kendi sarayina getirdi. Yahudilerin çogu yeryüzünün çesitli cografyalarina dagildilar.
Yahudiler'i isyanlarindan ve soygunlarindan ötürü kim cezalandirmis veya öldürmüsse o kisi tarihe deli yada zalim olarak geçmistir. Nebudkatnetsar olayinda " yedi vakit " yedi harfi sene teskil ediyordu ve o devre içinde Nebukadnetzar tahtindan mahrum edilmisti.
Yedi sene 84 ay eder. Mukaddes yazilarda aylar 30'ar gün olduguna göre 84 ay 2520 güne karsilik gelir.
INCIL VAHIY BÖLÜMÜ BAB 12/ 6 , 14'te 1260 günden bahsedilmektedir ki bunlar " Vakit ve vakitler ve yarim vakit " olarak anlatilar. Yedi vakit 1260 günün iki kati yani 2520 gün oluyor. YEHOVA : her gün bir yil yerine senin üzerine bunu koydum diyor.
TEVRAT HEZEKIEL BAB 4 / 4,5,6,7,8: Ve sen sol yanina yat,ve Israil evinin fesadini onun üzerine koy; onun üzerine yatacagin günlerin sayisina göre onlarin fesadini tasiyacaksin.
Ve ben onlarin fesadini yillarinin sayisini günler sayisi olarak senin üzerine koydum,üç yüz doksan gün; Israil evinin fesadini böyle tasiyacaksin. Ve bunlari bitirince yine sag yanina yatacaksin; Ve Yahuda evinin fesadini tasiyacaksin;kirk gün, her gün bir yil yerine, senin üzerine bunu koydum. Ve bazun sivanmis olarak ,çevresi sarilmis olan Yersalim'e yüzünü çevireceksin;ve ona karsi Peygamberlik edeceksin. Ve iste,sana baglar vuracagim, ve yaptigin kusatma günlerini bitirinceye kadar bir yanindan öbür yanina dönmeyeceksin.
YEHOVA'nin bu kuralini tatbik edcek olursak 2520 gün yerine 2520 sene elde etmis oluruz. Bu hesaba göre YEHOVA'nin tipik kavim Kralligi M.Ö 607 yilinin sonbaharinda bitiyor.
Milletlerin tayin edilmis zamanlarini o tarihten itibaren sayacak olursak 2520 yil bizi M. S 1914 yilinin sonbaharina götürür. Bu tarih eski dünya için "sonun vaktinin " baslangicini ve dünya'yi idare edecek olan yeni Teokratik hükümet'in durumunu teskil eder.
Artik Seytan'in dünyasi mukavemet ile karsilasmadan faaliyette bulunamayacakti çünkü Milletlerin tayin edilmis zamanlari bitmisti. Simdi Millet Millet'e , Ülke Ülke'ye karsi kalkacak, yer yer kitliklar olacakti. Kendi iradesi disinda olusmaya baslayan yeni düzenlerin muzafferane dogumuna fena halde kizan Seytan insanlar yeni tesis edilen Kralligin haberini almadan evvel hepsini yok etmeye azmetmisti.
Iste bundan dolayidir ki bütün Milletleri 1914- 1918 harbine sürükledi.
Bu çapta ve bu kadar kanli bir Harp tarih boyunca ilk defa gerçeklesiyordu. Milletler birinci Dünya Harbinden sonra henüz kendilerine gelememislerdi ki 1939 ikinci Dünya Harbine sürüklendiler.
Ikinci Dünya Harbinde taraflarin hepsinin davasi yalniz basina Dünya'ya egemen olma tutkusuna yöneldi. Güçlü Milletler tek basina Dünya'ya sahip olmanin mücadelesini vermeye basladilar. Pek çok bakimdan ikinci Dünya Harbi birinci Dünya harbini geride birakmistir.
Birinci Dünya Harbi sirasinda YEHOVA'nin Krallik vaaz'i durdurulmustu. Hitler zamaninda Naziler Yahudileri zulme ugrattilar, çoçuklar ebeveynlerinden uzaklastirildilar, sadik erkek ve kadinlar Temerküz kamplarina atildilar. YEHOVA'ya sadakatte direnenler öldürüldüler.
Ayni sebepler ile A B D'de bir çok çoçuk umumi okullarda okumak hakkindan mahrum edildiler.Insan kitlelerinin vahsice gadrine ugradilar. Ancak YEHOVA yeryüzündeki toplanma çadirlarina hizmetçilerini topladi ve kendisi ile yapmis olduklari ahdi onlara hatirlatti. Hiç süphe yok ki bu Dünya görünmezlerin tesiri altinda kivranmaktadir. Felaketler silsilesi'nin kasirgasi içinde oradan oraya sürüklenen insanlar canlarinin derdine düsüp aidiyetlerini ne zaman ve ne için kaybettiklerinin dahi bilincine varamadan kendilerini kati materyaliz'min kucaginda buldular.
Kökleri 11. ve 13. yüzyila uzanan Liberalizm hizlandirilmis programlar halinde ülkelerin rejimlerine uygun hale getirildi ve Küresel kalkinma adi altinda bütün Dünya ülkelerinin ekonomik programlarina monte edildi.
YEHOVA'nin SAHITLERI YEHOVA'nin tesis edilmis Kralligini bütün Millletlerin tamamina vazedecekleri vakte ulastilar ve görevlerini son hizla ifa etmeye basladilar. Itmam edilmis son ancak vaaz'i duymayan kalmayinca gelecektir.
Birinci Dünya harbi bittikten sora bu mevzuda Mecmua, Risale ve konferanslarla insanlara pek çok dil ve lehçe'de hitap ettiler. 700 milyon civarinda kitap ve brosür dagittilar.
Ikinci Dünya harbi bittikten sonra ikinci hizli programa geçtiler ve ortalama 175 Ülkeyi hizlandirilmis çalisma alanlari içine aldilar. On iki yil süren Nazi hakimiyeti sirasinda Fasist Nazi tecavüzünden dolayi pek çok izdiraplar çektiler ve bir çoklari sehadetlerinin kanlari ile mühürlendiler.
Bu arada zulüm yalniz Fasist Nazilerin isgali altindaki Avrupada degil Japonya, Avustralya, Kanada'da da devam etmistir. ABD'de bile yüzlerce taarruz vakasi kaydedilmistir. Koministlerin idaresi altinda bulunan Devletler ve diger Totaliter memleketlerde bu olaya istirak ederek zulmü siddetlendirmislerdir.
Insanligin Tarihi sayisiz kavgalar,harp ve cinayetlerle doludur. Her olusum muhakkak ki birden fazla sebebe dayanir. Bu sebeplerin tepe noktasinda oturan en güçlü sebep süphesiz ki parasal güç yani Ekonomidir. Para henüz icat edilmedigi dönemlerde her türlü alis veris takas usulüne göre yapiliyordu. Bundan dolayi insanlar hiç olmazsa manevi alanlarda vicdan birligine gidebilecekleri ortamlari büsbütün kaybetmemislerdi.
Paranin icadindan sonra her türlü malin karsiligi olan para zamanla vicdanlarin da alinip satildigi bir güç haline geldi. Artik insanlar parasal sikintilari bütün hadiselerin sebeplerinden sadece biri olarak degil yegane sebebi olarak görüyorlardi. Hakikatta insanlik cehaletin en tipik örneklerinden biri olan bu at gözlügünü perde arkasindan idare edilen bir takim çirkin oyunlarin tuzagina düsürüldügü için takmistir. Materyal karsiliginda vicdanini satmakta bir süre direnen Milletler bile sonunda kendilerine karsi uygulanan yasaklara ve cezalara dayanamayip pes etmislerdir. Materyalizmin agina düserek önce kanlarini daha sonra da cesetlerini kaptirmislardir. Hele içinde yasadigimiz son elli yildir olup bitenler insani tiksindirecek boyutlardadir. Bütün Dünya adeta bir insanlik mezbahi haline gelmis, kandan ve göz yasindan bogulan topraklardan ARS'a yükselen feryadin siddeti ARS'i sallamaya baslamistir. Bu günkü hali ile insanoglu para için dua eden ve sadece paradan medet bekleyen bir putperest'tir.
Toplumlari kavram kargasalarinin içerisine sürükleyerek zihni bulanmalari gerçeklestirmeye soyunmus olan bir takim kimseler kendilerine "Toplum Mühendisligi" adi altinda bir de uydurma meslek icat edip ortalik yere çigirtkanlarini salarak Baris, Sevgi, Dostluk,Kardeslik, Hürriyet, Demokrasi, Esitlik,Hukuk'un üstünlügü gibi Insanlik tarihinde slogan olmaktan öteye geçememis masallari sabahtan aksama kadar vazettiriyorlar. Masal diyorum çünkü bu kavramlarin mahiyetleri tamamen degistirilip kusa çevrildikten sonra Meclislerin gündemleri arasina getiriliyor kabulü ve reddi pazarliklarin tatmin edici boyutlarda olmasina dayaniyor. Daha 17. yüzyil'in ortalarina kadar sokaklarini umumi tuvalet olarak kullanan ve Pazar yerlerinde, meydanlarda çengele takilmis insan etlerini gida maddesi olarak satan Barbarlar bu gün kalmis Dünya'ya Haktan Hukuktan,Hümaniz'min erdemlerinden bahsedip duruyorlar. Bu satirlari okurken benim insanlarin olumlu yönde degisebileceklerini kabul etmeyecek kadar geri zihniyetli bir insan oldugumu düsünenleriniz çikacaktir.
Bana Bati medeniyetinde Hukuk, Sevgi, Baris, Dostluk,Pak Vicdan anlayisi kendi menfaatleri ile sinirli olmayan bir tek Ülke gösterin ben cehaletimi kabul edecegim.
Bugün bütün insanlik Afyon yutmus gibi bön bakislarla kendisine paket program olarak sunulan , satafatli ambalajlarin içine saklanmis ne kadar Seytani reçete varsa Nimet zannederek kabul ediyor ve yok edici Cehennem atesine dolu dizgin, topyekün gidiyor.
Bütün bunlar yasanirken sayilari az da olsa elbette felaketin farkinda olan ,beynini patlatircasina düsünüp çareler arayan insanlar da var. Ancak bu kisiler tesbitlerini ve tavsiyelerini ezkaza aralik bir kapi bulup anlatmak istediklerinde ya meczub ilan ediliyorlar ya da Vatan haini.
Biri akil hastahanelerinde çile doldururken öteki Mahkemelerde, hapishanelerde süründürülüyor. Bu meseleler ile ilgili olarak insanlara sadece iki zit telkinde bulunanlar neyin dogru neyin yanlis olduguna da kendileri karar veriyor. Dogru ve ya yanlis kabullerinin isnat noktalari da üzerinde buz pateni yapilan pistler'e Rahmet okutacak cinstendir. Eger yanilip da isnat noktalarini esistirmeye kalkacak olursan abes ile istigal etmis sayiliyorsun. Senin insan olarak ögrenmeye, bilmeye, ögretilenleri arastirmaya ve hatta düsünmeye ihtiyacin olamaz çünkü zaten bütün bunlari senin yerine yapan fedakar, cefakar,yürekleri insan sevgisi ile dolup tasan Toplum Mühendisleri var. Allah onlardan razi olsun demiyorum çünkü Allah ikiyüzlülügü,iftirayi ve zulmü sevmez. Onlardan olsa olsa Seytan razi olur.
Kutsal kitaplara inanilsin veya inanilmasin ortada duran büyük bir gerçek var. Allah'in kurmus oldugu sistem ile çarpisan Seytan'in sistemi. Ama inancim açisindan sunu söyleyebilirim ki galip gelecek olan Alemlerin Rabbi ve onun askerleridir yoksa tek bir kavmin Allah'i degil.
Müsbet ilim ile ortak olan noktalarimizdan biri de her seyin bir ilki oldugu gerçegidir. O halde üzerinde yasadigimiz Dünyada olup biten hadiselerin baslangiç noktalarina Arkeolog titizliginden daha hassas ölçülerde yaklasmaliyiz. Tarih ve yorumlarinin bütün malzemelerini zamanda ve sartlarda karsilastirmali olarak degerlendirmeye çalisirsak tam dogruya erisemesek bile en azindan yaklasabiliriz. Zira Tarih eger kendisinden ibret alinarak yararlanilacaksa kiymet ifade eder aksi takdirde bir yigin yazili kagit ve tas enkazindan baska bir degeri yoktur.
Olaylarin perde arkasindaki gerçeklerin farkinda olanlar bir takim menfaat alanlarini kaybetme endisesinden dogan ikiyüzlülügü bir kenara atip yeniden esref-i mahluk çizgisine yakin yollarda yürüyen insanlar olmadikça Dünya'nin selamete çikmasi da mümkün olmayacaktir.
Insanlik kaderi konusunda ciddi ciddi düsünüp kesin bir karar vermek zorundadir. Toplumlar kendilerini degistirmedikçe kaderlerini de degistiremezler. Bu gerçek Allah'in degismeyen yasalarindandir.
Kavram kargasasini desteklemek amaciyla farkli alanlarda olusturulan sayilamayacak kadar çok sayida ucube silsile halinde ve isik hiziyla hayatimizin içinde cirit atiyor. Dünya'da oldugu gibi Vatan topraklarimizda da yasayan bu ucubeleri tenkit etmek söyle dursun Mühendisligini yapanlari tebrik edip Silt vermek,Cübbe giydirmek,Madalya takmak ve nihayet onlari Tarihe maletmek gayretiyle adlarina koca koca kitaplar yazmak için birbirleriyle yarisiyorlar.
Hani deveye boynun niye egri diye sormuslar da deve de boynundan baska bir yerine bakmayi akil edemeyen güruha nerem dogru ki cevabini vermis ya iste bizdeki sakalet'te bu cinsten. Ülkemizde orta ve alti gelir seviyelerine sahip olanlar geçen asrin en büyük buluslarindan olan televizyon'un sihirli kutusunun karsisinda küçümsenemeyecek ölçüde zaman geçirmek mecburiyetini yasiyorlar. Esasen mecburiyetler ya baska bir is ile mesgul olmamaktan ve ya baska bir is ile mesgul olmak istememekten kaynaklanirlar.
Bu Millet eskiden masallari çoçuklara anlatirdi. Simdi Masal dinlemek için büyükler yarisiyor. Televizyonlarimizda ( bir kaç kanal hariç ) seyrettigimiz Haber programlarindan tutun da yarismalara,tartismalara, reklamlara, müzik ve eglence programlarina, çizgi filimlere,yerli ve yabanci dizilere ve nihayet sinema filimlerine kadar ne varsa al birini vur öbürüne cinsinden son derece kalitesiz ,abes ,hakikatlere karsi kulaklari sagir gözleri kör eden ve bütün bu saydiklarimdan dolayi insanlarimiza enayiler yigini muamelesi yapan yayinlar yapilmaktadir.
Ana Haber Bültenleri Magazin agirlikli yayinlar yaparken Magazin programlarinda çaktirmadan güya baris ve kardesligin elçiligine soyunmus kisiler ya da gruplar bal gibi Türk'ün ne iman'ina, ne Tarih'ine ne de Milli degerlerine uzaktan yakindan benzemeyen baska inançlarin,baska kültürlerin ve de baska Misyonlarin pompalanmasinin çigirtkanligini yapiyorlar.
Takim elbiseler giyinmis , agizlari tumturakli laflar yapan, ciddi surat ifadeleri takinmis bir takim zevat güya Dünya ve memleket meseleleri hakkinda Milletimizi aydinlatici bilgiler verip yorumlar yapiyor.
Söylediklerini alt alta toplasaniz sarfettikleri her on kelimeden sekiz tanesi bildik sloganlardan olusuyor.
"BARIS, SEVGI, KARDESLIK, DOSTLUK, LIBERALIZM, KÜRESELLESME". Son yillarda bu kavramlara Etik, Etnik,Kimlik ve yerden ot biter gibi hizla çogalan sera ürünü terör gruplarinin isimleri de eklendi. Söylesilerin konusu ne olursa olsun yönlendirilmis siyasal kaygularin motiflerini tasimayanina hiç rastlamadim.
Bu arada eglence anlayisimiz da hayli degisti. En dramatik hadiseler üzerine bestelenmis ne kadar eser varsa göbek dansi esliginde icra olunuyor. Sabahtan aksama kadar öksürük sesine, kapi gicirtisina yedisinden tutun da ta yetmisine kadar kendilerine" dans grubu "dedirten ve de sanki sirkte yangin çikmis da üstlerini degistirmeye firsat bulamadiklarindan olduklari gibi disariya firlamak zorunda kalmis kizli erkekli gruplar esliginde bütün Türkiye göbek atiyor.
Elbette müzik dinleyecegiz , elbette dans edecegiz ama bütün bunlari yaparken onlarin sanat degerlerinin rencide olmasina ve estetik degerlerinin yipranmasina göz yummamak sartiyla. Ne kulak zevkimizin kalitesini yozlastiralim ne de göz zevkimizin. Bana dünya'nin en yüce sanati nedir? diye sorsalar bir an bile tereddüt etmeden "Insan yetistirmek" cevabini veririm. Televizyon kanallarimizda " çocuk programi" adi altinda yayinlanan programlar dis yüzüyle siddet'i iç yapisi itibariyle de komplo Teorisyenligini körpe beyinlere pompalayip duruyorlar. O kadar ki benim diyen komplo Teorisyenleri bile konulari manalandirabilmek için üstün bir gayret sarfetmek zorundadirlar. Teknoloji'nin marifeti ile olusturulmus Bilim- Kurgu tiplerinin sürekli bir biçimde çarpistirildigi , siddetin her türlüsünün "Hakim güç" olmak ugrunda kullanildigi dikkatlerden kaçacak gibi degil. Degerli okuyucum! Simdi soruyorum: Bütün bunlarin SEVGI, DOSTLUK, BARIS, KARDESLIK ve Hukuk'un üstünlügüne dayanan Adalet anlayisinin ülkeler üzerinde hakim güçler olmasi inanci ve gayesi tasiyan insanlari yetistirmesi mümkünmüdür? Elbette degildir.
Bu arada Mitolojik inanç anlayisinin Modernize edilerek enjekte edildigi gerçegini de gözden kaçirmamak lazim. Anne, baba konumunda bulunan insanlarimiz maç kritikleri, erotik filimler, pembe diziler,müzik eglence programlari gibi yayinlari takip edecegiz diyerek , Millet'in gelecegini karartmanin temellerini bizzat çoçuklarimizi ve gençlerimizi kullanarak onlara attirmakta olduklarini farketmiyorlar mi? Dehset ki ne dehset! Isin en aci taraflarindan biri de gözlerimizin önünde ve de gözlerimizin içine baka baka isledikleri bu cinayetleri en yakin çevrenizde olanlara dahi anlatmakta zorluk çekiyorsunuz.
Memleketimizde bir yandan çok renkli suni hayatlarin Medya marifeti ile yansitilmalari bombardiman misali halkin kafasina, kalbine ve ruhuna yagdirilirken diger yandan Ekonomi darbe üzerine darbe yiyiyor fakirlik sari hastalik gibi yayilirken hemen her alanda körlük, sagirlik,dilsizlik ülkede yasayan herkesin ortak ahlak anlayisi olup çikmis durumda.
Siyaset anlayisimiza gelince; eski direklerarasi orta oyunlarinin ya da Karagöz- Hacivat ikilisinin gösterilerinin restorasyon görmüs hali dersem abartmis olmam. Türkiye son elli yildir popüler siyasetçi tipi yetistirmekte rekor üzerine rekor kirmakla mesgul. Ne yazik ki Devlet adami sikintimiz MUSTAFA KEMAL'i kaybettigimiz o kapkara günden beri devam ediyor. Ciddiyetten uzak, tüccar kafali ,siyaseti meslek edinmis , "NE MUTLU AVRUPALIYIM DIYENE" çigliklari atarak, bir elleri ceplerinde dolasan,Televizyon programlarina katildiklarinda onlari dinleyecek olanlarin Millet olduguna aldirmaksizin bacaklarini ya genis açi yapacak kadar açip oturan ya da bacak bacak üstüne atarak oturan pervasizligi kendisine taninmis bir imtiyazmis gibi gören kisiler için en uygun etiketi varin siz bulun.
Bu adamlar ortak menfaat alanlari söz konusu oldugunda birbirlerine karsi son derece töleranslidirlar. Bilhassa Devlet'i ve Millet'i soyup sovana çevirmede öylesine siki bir isbirligi içerisine girerler ki aralarindan degil sivi gaz bile sizamaz.
Ancak birbirlerinin menfaat alanlari üzerinde hakimiyet kurmak için birbirlerine çelme atmaya kalktiklarinda ortaligi tozu dumana katar Yüce Divan çigliklari atip Millet'e sikayette bulunmak tehditleri savurup , sabahtan aksama kadar Seçim provalari yaparlar. Eger bir takim pazarliklar sonucu istediklerini elde edebilirlerse o zamanda hep birlikte icat ettikleri Yüce Divan'a çikip birbirlerini aklayip paklarlar.
Simdi de biraz Egitim Sistemimize göz atalim. Maalesef bu konu da digerleri gibi yürekler acisi manzaralar sergiliyor. Adi "Milli Egitim" olan sistemin yöneticisi konumunda olanlar isin Egitim kismini Kaf daginin arkasina Illizyon marifetiyle göndermisler, Milli kismini da bir güzel devsirip "Egitimin Millisi olmaz" diyerek Milletimize bunu da yutturup kollari sivamislar.
Bunlarla da yetinmeyip yabanci dille egitimi sisteme monte ederek ögrenmeye degil ezbere dayanan Test usulü yöntemler ile desteklenen, hangi dilde konustugu ve kendisini kim olarak gördügü meçhul milyonlarca insan yetistirdiler.
Okullarimiz ayni zamanda farkli kalitede ögretim hizmeti vermektedir. Milli Egitim Bakanligina bagli okullarda parali egitime Resmen olmasa da fiilen 1983 yilindan itibaren baslandi. Son yirmi yildir yasadigimiz Dershane sayisindaki patlama Egitim dünyamizin sergiledigi kalitesizligin tipik örneklerinden biridir. Tüccar zihniyeti her konuda oldugu gibi Ilim sahalarini da ele geçirmis durumda. Kimi okullarda paraya kuvvet diplomali cahiller ordusu yetistirilirken kimilerinde( Meslek Liseleri ,Yüksek Okullar ) adi sani duyulmamis ,Türkiye'de is sahasi karsiligi olmayan egitimlerin verilmekte oldugunu bazi aydinlarimizin yazip çizdiklerinden okuyoruz.
Uzun lafin kisasi hangi alana elimizi atsak Seytan'in mühürü ile karsi karsiya kaliyoruz. Hani eskilerin bir tabiri vardir ve ancak birden çok sorun ile karsilastiklarinda söylerler ya: "Dert bir tane degil ki findik fistik ile besleyeyim". Dünya Milletleri ve Türk Milleti! Hep birlikte kolkola, agiz agiza, burun buruna yasadigimiz bu amansiz düsmani bireyler olarak hayatlarimizdan,toplumlar olarak da Vatanlarimizdan söküp, bogup,asil mekani olan Cehennemine kogmadikça Istiklal ve Istikbal beklemeyin.Iste akillilik iste sarhosluk. Ikisi arasinda yapacagimiz tercih bizim ahlak anlayisimizin ifadesi olacaktir.
Bugün Tarih'in derinliklerinde kalmis nice Medeniyetler ne fakirligin bir neticesi olarak çöktü, silindi gitti ne de Ilim ve sanat'tan bihaber olduklari için.Onlari yeryüzünden silip süpüren yegane faktör ahlak anlayislarinin hayvanlardan daha asagi seviyelere inmesidir.
Hukuk sistemimizi uzun uzun yazip çizmeye gerek yok.Adliye korüdorlaridaki hesaplasmalari, kisilere ve zümrelere has koruma-kurtarma ile ilgili yasalarin Meclisten nasil da jet hiziyla geçtigini yalniz hepimiz degil bu Ülke'nin kargalari bile biliyor. Ülkelerde Idari modellerin uygulanis biçimleri temeli ahlak anlayisi olan Hukuk anlayisi ile ilgilidir. Iste bu yüzdendir ki Demokrasi dedigimiz model uygulandigi her Ülkede farkliliklar gösterir. Sinif atlamanin ahlak fedakarligina bagimli kilindigi bir Ülkede vicdanlara ipotek konmasindan daha dogal ne olabilir? Vatan topraklarini arazi parçasi gibi gören zihniyet elbette o'nu en çok parayi kim verirse ona satacaktir.
Saglik sistemimize gelince: En kisa ifade ile hayvanlar aleminin bile haysiyetini rencide edecek uygulamalarin zulmü altinda inim inim inleyen insanlarimiz sürü muamelesine muhatap kilinmakta ve bunun Hukuk Devletine yakisir bir uygulama olmadigi ancak mevcut uygulamalarin eldeki imkanlara göre en iyisi oldugu yetkililer tarafindan savunulmaktadir diyebilirim. Dikkatimizi odaklamamiz gereken bir baska konu da bütün Devlet Hastahanelerinin, S.S.K Hastahanelerinin,özel Hastahanelerin, kizilay,Verem Savas birimlerinin bunlara ilave olarak özel muayenehanelerin her günün her saati tiklim tiklim dolup tasmasi gerçegidir.
Degerli okuyucum bu gerçek öyle göz ardi edilecek,kulak arkasina atilacak cinsten bir hadise degil. Acaba bir Ülkede yedisinden yetmisine neredeyse nüfusun tamamina yakin sayida insanin saglik problemleri yasamasi sadece gelir düzeyinin düsüklügü ile izah edilebilirmi?
Yoksa sebeplerin çok daha farkli noktalarda aranmasi mi gerekiyor? Bana göre bir Ülkenin kalkinmislik derecesi öyle gayri safi Milli hasilanin kaç bin dolar oldugunla falan degil Hastahanelerindeki, Hapishanelerindeki ve nihayet batakhanelerdeki insan sayisi ile ölçülebilir ve yine bana göre Medeniyetin de ölçüsü budur kalkinmisliginda ölçüsü budur. Eger söylediklerimin aksi dogru olsaydi daha önce de söz konusu ettigim bu gün yikintilari arasinda dolasirken biraktiklari eserleri hayranlik ile seyrettigimiz O dev medeniyetler çöküp Tarihten silinmezlerdi.
Bugünün imkanlari ile onlarin aynisini yapmak söyle dursun benzerlerinin dahi yapilabilecegine ihtimal vermiyorum. Demek ki ahlakin çöktügü yerde ilmin, sanatin ve tecrübelerin hiç bir önemi kalmiyor.
ARMAGEDDON'un efendisi idealine dogru büyük bir sabir ve azimle ilerlerken yolu üzerinde ona Kutsal davasinda engel teskil edecek ne varsa silip süpürmekte ancak bu topyekün imhasini kendisini göstermeden sinsice ve zalimce gerçeklestirmektedir.
KUR'AN-I KERIM NAHL SÛRESI 99,100.Ayetlerde Alemlerin Rabbi Seytan hakkinda sunlari söylüyor: " Gerçek su ki: Iman edip de Rabbine tevekkül edenler üzerinde onun hiç bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak kosanlaradir.
KUR'AN-I KERIM FÂTIR SÛRESI 6. Ayet: Haberiniz olsun ki : Seytan size düsmandir sizde o'nu düsman tutun çünkü o etrafina toplanan yandaslarini ancak alevli cehennemlik dostlarindan olsunlar diye davet eder.
KUR'AN-I KERIM YASIN SURESI 60. Ayet: Ey Adem ogullari ben size Seytan'a kulluk etmeyin o size açik bir düsmandir diye and vermedimmi?
ARMAGEDDON tamamen Seytan'in rehberliginde insan oglunun kurtulus adina sürüklendigi Cehennem'in ta kendisidir.
YEHOVA SAHITLERI de öyle isin gerçegini bilmeyen saf iman sahipleri falan degiller. Kime hizmet ettiklerini gayet iyi biliyorlar. Fakat bunu insanlik aleminden mümkün oldugu kadar gizlemeye çalisiyorlar. Dikkat edilecek olursa yeni bin yila girerken bütün Dünyada Satanizm yeniden hortlatildi.
1980'li yillardan bu yana Uzay dini de denilen ve Dinlerin yeniden yorumlanisiymis gibi gösterilen güçlü bir akimi baslattilar. Kitaplar yaziliyor, belli mekanlarda toplantilar tertipleniyor, ev Kiliseler kuruluyor, Spritualizm ögretisi adi altinda seminerler veriliyor Sifacilar, Medyumlar yerden mantar biter gibi üreyip halkin içerisinde veba mikrobu misali kol geziyorlar.
Misyoner gruplar özellikle sokak çocuklarinin, depremzede ailelerin, depremde ailelerini kaybetmis çocuklar ve gençlerin bulunduklari mahallerde insani yardim yapan hayirsever kisbesi altinda icraatleri ile mesguller.
Altin çagin Altin Kitabi olan BILGI KITABI son Kutsal Kitap olarak takdim ediliyor ayrica fasüküller halinde de görevlileri tarafindan bilhassa gençlerin yogun olarak bulunduklari mekanlarda dagitiliyor.
Bu Kitabin içinde Allahin düzeni diye tarif edilen düzen aslinda Seytan'in düzenidir ve ögretilerin zorlanmadan tesiri altinda kalanlar da ne yazik ki Dinlerini kendi kaynagini agir agir, düsüne düsüne okumayip filan ekolün ehlinden, fesmekan Hocanin yazdigi kitaplardan ögrenmis insanlardan baskalari degiller. YEHOVA SAHITLERI ARMEGEDDON projesinin hayata geçmesi ve nihai hedefine ulasmasi için çalisanlarin sadece bir koludur. Bu konuda mesai harcayan baska teskilatlarda vardir. Sirasi geldikçe hepsinden özet bilgiler vermeye çalisacagim.
Amacim çok fazla ayrintiya girerek ana konuyu takip etmeye çalisacak olanlarin kafalarini yormak degil. Yazimin bas tarafinda teferruata girmeden meselenin önemli noktalarini anlatacagimi ve bunu herkesin rahatlikla anlayabilmesi için günlük konusma dilini kullanacagimi belirtmistim.
YEHOVA ARMAGEDDON konusunda KITABI MUKADDES 'in ISAYA BAB 65, 66/ 17, 18 TEKVIN BAB 11/ 1, 2 bölümlerinde planin baslangiçtan beri nasil sekillendigini ve büyük gün geldiginde son perdenin nasil oynanacagini bakin nasil anlatiyor.
TEVRAT ISAYA BAB 65/ 17, 18: Çünkü iste ben yeni gökler ve yeni yer yaratmaktayim , ve önceki seyler anilmayacak ve fikre gelmeyecek. Çünkü ben onlarin islerini ve düsüncelerini bilirim , bütün Milletleri ve dilleri toplayacagim vakit geliyor.
TEVRAT TEKVIN BAB 11/ 1, 2 : Ve bütün dünyanin dili ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki sarka göçtükleri zaman sinar diyarinda bir ova buldular ve orada oturdular.
Simdi de bütün Dünya'nin dili ve sözü bir degil mi? Egitim dilinden tutun da ticaret,siyaset,basin, yayin, sanat dünyasina kadar özellikle sömürge ülkelerinde ayni dil konusulup ayni dil yazilmiyor mu? Bugün yeryüzünde yasayan pek çok Millet biz de dahil olmak üzere geçmislerimizden bihaber yasamiyormuyuz?
Dünya tek dilin , tek dinin , tek kültürün , tek bayragin altinda toplanmiyor mu? Öz elestiri adi altinda Milletlere kendi Tarihlerini,kendi inançlarini, kendi kültürlerini asagilatip hakaret ettirmeyi bir erdem olarak kabul ettirmediler mi? Önce geçmisleri ile aralarina kimliklerinden utanç duymalarini saglayan nifak tohumlarini ekip , geçmisleri ile baglarini kestikten sonra Cografyalarini degistirmediler mi? Bu çalismalar hala son hizla devam etmiyor mu?
Bu güne kadar ayri ayri sürüler halinde güttükleri Milletleri simdi küresellesme, insan haklari, Hümanizm,dostluk, baris,kardeslik masallari ile uyutup gerçek manada egemenliklerini ele geçirmediler mi?
Uyanin Dünya Milletleri! Uyan Türk Milleti! Madem ki bütün dejenerasyona ragmen hala yasiyoruz o halde ortak düsmanimizdan ebediyyen kurtulmamizin mutlaka bir yolunu bulabiliriz demektir. Bu dava bütün Milletler için kutsal bir dava olmalidir. Besili esirler olarak onursuz yasamaktansa Istiklallerimiz için onurumuz ile ölmeyi göze almaliyiz. Tasin, topragin, hayvanlarin bile kendilerine mahsus birer kimlikleri var iken ve onlar bile birbirlerine benzemedikleri için degerlerini muhafaza ediyorlarken , yeryüzünün en saygin varligi Insan nasil oluyorda bunlardan kendisine ders çikaramiyor?
ARMAGEDDON konusunda Kitabi Mukaddes'in MEZMURLAR bölümünden de bir kaç örnek vermek istiyorum.
TEVRAT MEZMUR 2, 82 , 89 / 6,7,8,9 1,6,7 7 : Fakat ben Kralimi Mukaddes dagim Sion üzerine koydum. Fermani ilan edecegim, Rab bana dedi:Sen benim oglumsun. Ben seni bu gün tevlit ettim. Iste benden ve miras olarak sana Milletleri, mülkün olarak yeryüzünün uçlarini da verecegim. Onlari demir çomakla kiracaksin. Bir çömlekçi kabi gibi onlari parçalayacaksin. Allah'in cemaatinde Allah durur, ilahlar arasinda hükmeder. Ben dedim : Siz ilahlarsiniz ve hepiniz yüce olanin ogullarisiniz. Fakat insan gibi öleceksiniz. Mukaddesler meclisinde çok heybetli bir Allah'tir ve çevresinde olanlarin hepsinden korkunçtur.
Bu son kelimeye çok dikkat edin degerli okuyucularim.Kullanilacak pek çok kelime var iken Allah neden kendini ve etrafindakileri "KORKUNÇ" kavrami ile tanimliyor , yoksa Allah'in kelime fakiri olmak gibi bir acizligi mi var? Elbette yok.YEHOVA kendisini nasilsa öyle tarif etmis hepsi bu.
Insanlarin hayati ne olarak algiladiklari kalben inandiklari degerler ile ölçülebilir. Kadim zamanlardan beri bu degerlerin zirvesinde oturan daima inançlar olmustur. Birine göre batil olan digerine göre Hak olabilir ancak insanin mutlaka bir seye inanmasi insan için gereklidir.
Gerçek su ki : Insanlar bir seylere inanarak dogmazlar fakat mutlaka bir seylere inanarak ölürler. Iste bu bakimdan inanç kendisini meydana getiren degerler açisindan son derece önemlidir.Inanç denilince bu her zaman Din adi altinda ifade edilecek diye de bir kural yoktur. Çünkü zaten hiç bir seye inanmamak söz konusu bile degildir. Bana göre inançlarin dil ile tarif edilmeye kalkilmasi yanlistir. Inanç tarif edilemez ancak yasanir. O halde bir insanin inanç degerleri yani Dini o insanin söylediklerine göre degil yaptiklarina göre isimlendirilebilir.Kisacasi irademizi kullanarak yaptiklarimiz bizim Dinimizdir.Irade disi yapmaya zorlandiklarimiz ise bizi onlari yapmaya mecbur birakanlarin Dinidir.
Din anlayisi temelde iki kola ayrilir.
a) Vahye dayali Din
b) Felsefeye dayali Din.
Vahye dayali Din'i Felsefi degerler ile yorumlamaya çalismak Vahyi felsefilestirmek anlamina gelir ki bu yanlistir.
Çiplak göz ile göremedigi halde var olanlara bakarak var oldugunu kesin olarak kabul eden insan için Yaratici güç soyut olmaktan çikmis görülemeyen fakat bilinenlerin somut kayitlarina geçmistir. Kimyasal alanda da pek çok var olani göremeyiz ama fonksiyonlarina bakarak var olduklarini biliyoruz. Ayni bilimsel kanunlar ve isbatlar Fizik ve daha bir çok bilim dali için de geçerlidir. Oysa Felsefe bilineni degil bilinmeyeni arastirir. Bilinenler Felsefenin kapsamindan çikip müsbet Ilmin kapsamina girerler. Ayrica insanin bilgiyi sezgi yolu ile edinebilecegi de bilimin tarifleri arasindadir. Dinde yozlasmanin nasil basladigi konusuna geçerken yazdiklarima mümkün oldugu kadar sahit olduklarimi da ilave etmeye çalisacagim.
Dinin Ibadetler ve ameller diye ikiye ayrilip uygulamaya sokulmasi bastan sona yanlistir. Çünkü bizim Din diye nitelendirdigimiz olgu amellerimizin bir kismi degil tamamidir. Insan oglu kültür alaninda edindigi aliskanliklari Dinin ibadetler alani diye kabul ettigi ortama sokmus ve böylelikle Dinde yozlasmayi baslatmistir. Bu konu ile ilgili kadim bilgiye yine TEVRAT'ta rastliyoruz.
TEVRAT MEZMURLAR MEZMUR 150: Rabbe hamdedin. Allaha makdisinde hamdedin; Ve kudretinin felekinde ona hamdedin. Kudretli isleri için ona hamdedin; Büyüklügünün çokluguna göre ona hamdedin; Boru sesi ile ona hamdedin; Santur ve çenk ile ona hamdedin. Tef ve raks ile ona hamdedin; Sazlar ve borular ile ona hamdedin. Sesli zillerle ona hamdedin;Yüksek sesli zillerle ona hamdedin. Bütün nefes sahipleri RABBE hamdetsin. RABBE hamdedin.
Isa INCIL'in VAHIY Bölümü BAB 2 / 25, 26, 27, 28'de söyle söylüyor: Fakat ben gelinceye kadar sizde olani siki tutun. Ve galip olup sona kadar islerimi tutana ben de Babamdan nasil aldimsa ona Milletler üzerine hakimiyet verecegim. Çömlekçi kaplari parçaladigi gibi onlari demir çomakla güdecektir. Ve ona Sabah Yildizini verecegim.
YEHOVA SAHITLERI'nin ARMAGEDDON projesinin gerçeklesmesi için çalisan gruplardan sadece biri oldugunu daha önce yazmistim.
Bunlar Dini vaazlar verdikleri için her inançtan insan üzerinde etkilidirler. Hangi inanca mensup toplumun içinde bulunuyorlarsa o toplumun inançlarinin dilindeki kavramlari kullanarak vazederler ve kiyafetleri de o toplumun benimsedigi cinstendir. Ayrintiya olaganüstü dikkat ederler çünkü bu onlar açisindan basarinin yegane sartidir. Toplumlarin farkli katmanlarinda farkli isimler altinda çalisirlar. Lions , Rotary kulüpler ve Mason Localari gibi. Onlara sorsaniz asla ayni inanci paylasmadiklarini , farkli inançlarin mensuplari olduklarini ayrica hizmet ettikleri gayelerin benzer taraflari oldugu gibi hiç benzemeyen yönleri de bulundugunu savunurlar.
Toplumlarin katmanlari meselesinde de önemli buldugum bir noktadan kisaca bahsetmek istiyorum.
Toplumlari siniflarin meydana getirmesi normal ve gerçektir. Fakat sinif atlayabilmenin hangi degerler esliginde gerçeklesebilecegi konusu karanlikta kalmistir.
Ideal anlamda sinif atlayabilmenin ilk sarti ekonomik güçün kuvvetinden ziyade ahlak anlayisi, dogru bilgi ve nihayet ilmi kuvvet olmalidir.Peki bu zikrettiklerim günümüzde ne kadar geçerlidir acaba?
Ekonomik güç yukarida saydiklarimdan ahlak anlayisi hariç digerlerinin gelismesinde ancak yardimci unsur olabilir. Fakat bu gün yegane faktör olmasi dogru olana degil de geçerli olana iltifat etmenin akil üstünlügünün bir isaretiymis gibi kabul edilmesine yol açmistir. Liberal ekonominin ticari ahlak kaygularindan uzak Mataryalist sistemlerde uygulanisi tesadüf olabilir mi? Elbette olamaz.Ve yine ideal anlamda sinif atlayabilmenin önüne çikartilan engelleri Emperyal zihniyetin üretmedigini kim savunabilir? Ahlaksizlik ve vicdansizlik anlamlarina gelen ne varsa hepsi ayni Seytani gücün lanetlenmis beyninin mahsulleri degil mi?
Hakikatlerden bihaber yasayanlarin hayatlarini nasil olur da inandiklarini savunduklari Din sekillendirmis olabilir? Su çok iyi bilinmelidir ki : Ana gayeleri bütün nimetleri ile Dünya'nin hakimi olmak olan bu kavim yeryüzünde sayisiz fesatlar çikartmis , bedellerini zaman zaman ödemis fakat islahi mümkün olmamis tek kavimdir. Inananlar için Allah'in yapin diye emrettigi ne varsa Felsefeyi kullanarak dejenere etmis , yürünmesi gereken yol tek iken yüzlerce suni yol icadetmis, oda yetmemis her yol sahibini yek digerinin üzerine püskürtüp kafirlikle suçlatmistir.
Felsefeye dayali Dinlerin birden fazla olusu kaynagi ile çelismez. Çünkü akil her an farkli bir düsünceyi benimsemek yada üretmekle mesguldür yani sabit degildir. Aklin ürünü olan her sey degisebilir ve yadirganmaz Ancak degismeyen seyler akli degil naklidir. Mesela akil ahlaki icadedemez fakat Vahiy bize ahlakin ne oldugunu izah eder . Akla söyle bir soru sorsak : Su Kainati baska bir sistem olarak yaratma gücüne sahip olsaydin o sistemi nasil tarif ederdin? Bu konuda plan yapip birbirimiz ile tartisabilirmiyiz? Akil örnek üzerinde oynayarak onu kismen degistirebilir fakat ana ilkesini degistiremez. Bu tipki farkli aletler ve farkli mataryeller kullanarak dokudugumuz el ya da makine ürünlerine benzer. Her ikisinde de ana ilke ilmektir. Aksi halde dokuma olmaktan çikar baska bir isim alir.
Dinde yozlasma konusunda KITABI MUKADDES'den örneklere devam ediyorum. TEVRAT YEREMYA BÖLÜMÜ BAB 1/ 7, 8, 9, 10 : Ve Rab bana dedi: Ben çoçugum deme; çünkü kime seni gönderirsem gideceksin, ve sana emrettigim her seyi söyleyeceksin. Onlarin yüzünden korkma; çünkü seni kurtarmak için ben seninle beraberim, Rab diyor. Ve Rab elini uzatti , ve agzima dokundu; ve Rab bana dedi: Iste sözlerimi senin agzina koydum; bak bu gün Milletler üzerine, ve ülkeler üzerine, kökünden sökmek ve yikmak için, helak etmek ve yok etmek için, bina etmek için ve dikmek için seni koydum.
YEHOVA'nin bu talimatlarina uyan Israil ogullari ilk defa batida Manastirlarda yetistirdikleri adamlari vasitasi ile Kiliseden ve doguda Iranda, Irakta,Iskanderiyede Tekke ve benzeri olan yerlerde yetistirdikleri adamlari vasitasi ile de Islamiyetten tölerans istemeye basladilar. Hem batida ve hem de doguda Filozoflar yasadiklari cografyalarin Dini inançlarina göre motifler gelistirdiler. Batida Kilisenin geleneksel teolojisini zaafa ugrattilar ve böylece en kestirme yoldan ortaçag kültürüne çok güçlü bir darbe indirip RÖNESSANS'a götüren kapilari açtilar. Reform adi altinda Yahudilerin istedikleri deforme yapildi ve Iskenderiyede kurulan okullar batida Yunani yikarken doguda da müthis deformasyonlara sebep oldu.
Avrupada kurulan okullar ise ise Hz. Isa ve O'nun vazettigi INCIL'den basladilar. Ellerinde INCIL'in asli bulunmayan Papazlar Yahudi kökenli Rahiplere boyun egmekten baska çikar yol bulamadilar. M. Ö 325 yilinda yapilan Iznik Konseyinde de kimi kaynaklara göre onlarca , kimi kaynaklara göre de yüzlerce INCIL tartisilmistir.
Hz. Isa'nin on iki Havarisi de dogal olarak Israil ogullari kavmindendiler. Zaten Hz. ISA'yi da içlerinden biri ihbar etmisti.Çarmiha gerdiremediler o da baska hikaye. Degerli okuyucum : Vahyin son tekrari olan KUR'AN-I KERIM hiç süphesiz ki TEVRAT'in da, ZEBUR'un da, INCIL'in de orijinallerini bünyesinde muhafaza etmektedir.
Sayet ömrüm vefa edecek olursa bundan sonra yazmayi düsündügüm kitap Tevhid ve Takva konularinin saptirilma noktalarini dört Kitabin ayetlerini karsilastirmali vererek bizzat kendilerinden isbat'a yönelik olcaktir.
INCIL'in yazarlari Hz. Isa'yi Allahlastirmamis olsalardi kendilerini de O'nun Peygamberleri olarak ilan edemeyeceklerdi. Bu gün hala Katolik mezhebinde PAPA Hz. Isa'nin yeryüzündeki Peygamberi olarak kabul edilir. Dolayisi ile RUHULKUDÜS'le yani CEBRAIL'le irtibat halindedir. Arada sirada Vatikandaki Mabet Sarayindan arzi endam ederek kehanetlerde bulunmasinin sebebi de budur. Benim bu kitabi okuyacak olanlara tavsiyem yazdiklarimin ne derece dogru olup olmadigini TEVRAT'i, ZEBUR'u, INCIL'i ve KUR'AN-I KERIM'i karsilastirmali olarak okuyup test'e tabi tutmalaridir. Eger ben yanlis kanaatler edinmissem elestirileri sayesinde dogru bilgiye ulasmama yardimci olmus olurlar ben de kendilerine minnettar kalirim.
Saptirilma noktalari ile ilgili bir kaç örnek vermeden geçemeyecegim. Verecegim örnekler hakkkinda yorum yapmayacagim . Yorumu size birakiyorum. Bu konu ile ilgili yazacagim diger kitap da size istirak edecegim.
KUR'AN-I KERIM AL-I IMRAN SURESI 18,59, 60, 65. Ayetler: Allah kendisinden baska tanri olmadigina sahittir. Bütün Melekler ve Ilim ululari da adaleti yerine getirerek sahittirler. O'ndan baska tanri yoktur, güçlüdür, hikmet sahibidir O.
Dogrusu Allah katinda Isa'nin durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yaratti sonra da ona "Ol" dedi o'da hemen oluverdi.
Bu gerçek senin Rabbindendir bunun için süphe edenlerden olma.
Ey kendilerine kitap verilenler, niçin Ibrahim hakkinda tartisiyorsunuz? Oysa Tevrat ve Incil ancak ondan sonra indirildi. Bunu da mi kavrayamiyorsunuz?
KUR'AN-I KERIM ZUHRUF SURESI 81. Ayet: De ki: Rahmanin bir oglu olsaydi ben o'na tapanlarin ilki olurdum.
KUR'AN-I KERIM MAIDE SURESI 116. Ayet: Ve Allah söyle buyurdugu zaman: Ey Meryem oglu Isa sen misin o insanlara "Beni ve anami Allah yaninda iki tanri edinin" diyen? " hasa dedi sen her türlü eksikliklerden münezzehsin ya Rab! Benim için gerçek olmayan bir sözü söylemem bana yakismaz. Eger söylemis olsaydim elbette sen bilirdin. Sen benim içimde olani bilirsin ben ise senin zatinda olani bilmem! Süphesiz sen gizlilikleri çok iyi bilensin.
KUR'AN-I KERIM TEVBE SURESI 30. Ayet: Yahudiler " Üzeyr Allah'in ogludur " dediler. Hristiyanlar da " Mesih Allh'in ogludur " dediler.Bu onlarin önceden Allah'i inkar edenlerin sözüne benzeterek, agizlarinda geveledikleri sözlerdir. Allah kahredesiceler , nereden saptiriyorlar?
KUR'AN-I KERIM BAKARA SURESI 13. Ayet: Yine bunlara " Insanlarin inandigi gibi inanin " dendigi zaman : "Biz de o budalalarin inandiklari gibi mi inanalim? " derler. Dogrusu budala kendileridir, fakat bilmezler.
KUR'AN-I KERIM BAKARA SURESI 11. Ayet: Onlara : " Yeryüzünde bozgunculuk yapmayin!" denildigi zaman:" Biz ancak düzelticileriz" derler.
Bu Ayetlere AL-I IMRAN 78, 187. BAKARA 79. Ayetlerini de ilave ederek okursaniz sapma noktalarini daha net görebilirsiniz.
Hz. Isa'nin INCIL'i yazmadigini , sagliginda yazdirmadigini sadece vazettigini biliyoruz. Eger yazdi ya da yazdirdi ise bu günkü INCIL'in Haham kökenli Papazlari nasil oluyor da INCIL'i sana göre bana göre diye ayirabiliyorlar? ( PAVLUS'A göre, MATTA'ya göre, YUHANNA'ya göre, MARKOS'a göre ). Bu Hahamlar INCIL'I mi yazdilar yoksa INCIL hakkinda yaptiklari yorumlarimi yazdilar?
Nasil ki Yahudiler KABBALA'yi TEVRAT'in derin anlaminin yorumu diye yutturup TEVRAT'i yok ettilerse ayni ögretinin ehli Haham Papazlar da INCIL'in vaazini bu yolu kullanarak degistirmis olamazlar mi?
Hz. Isa'nin Yunanca'yi da, Ibranice'yi de iyi bildigini INCILIN ve KUR'ANIN konu ile ilgili Ayetlerinden biliyoruz. Hz. MUSA da kendi döneminin yazi dilleri olan Çivi yazisini ve Hiyeroglif'i iyi biliyordu. Orijinal TEVRAT'in normal olarak bu iki dilden biri ile yazilmis olmasindan daha dogal ne olabilir? Fakat nedense Israil ogullari konusunda çok titiz olan YEHOVA bu isi de üstlenmis ve Tur dagina çagirdigi Hz. MUSA'ya kendi parmagini kullanarak yazdigi tas tabletleri vermistir?
Dogu ve Bati Mistitizm'i hiç süphe yok ki kaynagini Mitolojiden almistir. Yine her iki yönde yetisen Rahipler sinifi ayni zamanda Dünya'nin Ilk felsefe adamlari yani ilk Filozoflari olmuslardir.
Pek çok insan bu adamlarin müsbet Ilimler ve Teoloji ile ugrastiklarini bilmez. Bu anlamda kendi dönemlerinin en güçlü insanlaridirlar. Din ve Bilim onlarin tekellerindeydi. Okuma yazma bilenler yok denecek kadar azdi. Bu bakimdan bunlarin her söyledikleri söz kayitsiz sartsiz dogru kabul edilirdi.
Manastirlarda çok özel egitimlerden geçirilen Filozoflarin üç ayri çalisma alanlari olmustur.
Birinci gruba girenler Krallarin Saraylarinda, ikinci gruba girenler Manastirlarda, üçüncü gruba girenler de halkin arasinda yerlerini aldilar.
Genel anlamda ugrastiklari bilim dallari Matematik, Geometri, Astronomiydi. Simya ve Astroloji ile de ayrica ilgilenmislerdir.
Halkin arasinda dolasanlarindan çok azi talep üzerine halktan bazi kisilere okuma yazma biraz da Matematik ögretmistir.
Içlerinde yasadiklari Milletleri bir yandan agir vergiler koydurtarak Saraylar'a diger yandan Kiliseye yardim adi altinda Kiliselere ve Manastirlara soydurdular.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 12/ 35, 36: Ve Israil ogullari MUSA'nin sözüne göre yaptilar; ve Misirlilardan gümüs seyler ve altin seyler ve esvap istediler; ve RAB Misirlilarin gözünde kavma lutuf verdi, ve istediklerini verdiler. Ve Misirlilari soydular. Degerli okuyucum gerçek bir peygamberin aldatarak soygun yaptirmasi ve bunu ALLAH emretti demesi nasil kabul edilebilir?
INCIL PAVLUS'un 2. KORINTOSLULARA MEKTUBU BAB 11/4, 5, 6, 7, 8: Çünkü gelen adam vazetmedigimiz baska bir ISA'yi vazederse, yahut almadiginiz baska bir ruhu, yahut kabul etmediginiz baska bir INCIL'i alirsaniz iyi tahammül ediyorsunuz.Çünkü hiç bir seyde en faik resullerden eksigim yoktur sanirim. Fakat kelamda avamdan isem de, ancak bilgide degilim; ve her suretle her sey de bunu size gösterdik. Yahut siz yükselesiniz diye, kendimi alçaltarak günah mi ettim? Çünkü Allah'in INCILI'ni meccanen müjdeledim. Sizin hizmetiniz için, ücret alarak baska Kiliseleri soydum.
Görüldügü gibi daha Pavlus dönemlerinde INCIL üzerinde ciddi ihtilaflar var ve halktan toplanan paralarin hangi amaçlar ugrunda harcandiklari da ortada. Bütün bu yazdiklarim bana ait vehimler degil ve uydurmam için de bir sebep yok. Iste TEVRAT iste INCIL iste KUR'AN-I KERIM.
TEVHID'in ve TAKVA'nin parçalanma sebebi Kitap ehilinin Dünya nimetlerine karsi olan Seytan'i hirslarindan baska bir sey degildir.
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 4/ 36: Resuller tarafindan Barnabas ( ki, tercüme olunursa, Teselli oglu demektir ) lakabi ile anilan asli Kibrisli Yusuf'un , Levili bir adamin, tarlasi vardi; ve onu satti, ve parayi getirip Resullerin ayaklari önüne koydu.
Barnabas'in da yazdigi bir INCIL vardir fakat her nedense pek bilinmez. Yunan dilinin bu günkü adi ile Orta Dogu diye isimlendirilen cografya üzerinde egemen oldugu dönemler de bu dönemlerdir. Sayet INCIL'in Hz. ISA döneminde yazilmis nüshalari varsa bunlarin hiç olmazsa bir kisminin o dönemin Yunan alfabesi ile yazilmis olmasi gerekir.
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 9/26, 27, 28, 29: Saul Yerusalime vardigi zaman , sakirtlere katilmaga çalisiyordu; ve hepsi onun sakirt olduguna inanmayarak kendisinden korkuyorlardi. Fakat Barnabas onu alip Resullere getirdi, ve yolda nasil Rabbi görüp Rabbin ona söyledigini, ve Samda ISA'nin ismi ile nasil cesaretle vazeyledigini onlara bildirdi. Saul Yerusalimde Rabbin ismi ile cesaretle vazederek onlarla girip çikmakta idi; ve Yunanca konusan Yahudilerle de söylesip çekisiyordu;
INCIL RESULLERIN ISLERI BAB 14/ 8, 9, 10, 11, 12: Listrada ayaklari tutuk bir adam oturuyordu, anadan dogma topal olup hiç yürümemisti. Bu adam Pavlusu söylerken isitti ; o da kendisine göz dikip sifa bulacagina imani oldugunu görerek yüksek sesle. Ayaklarin üzerine dikil, dedi; o da siçrayip yürüdü. Ve Pavlusun ne yaptigini halk görünce , seslerini yükseltip Likaonya dili ile dediler: Ilahlar insan suretinde yanimiza indiler! Barnabasa ZEFS ve söz sahibi oldugu için Pavlusa ERMIS dediler. Bu konularda daha bir çok örnekler verilebilir. O zamanlar henüz Kiliseler yoktu dolayisi ile yeni dini vazetmeye çalisanlar Havralarda Hahamlar ile birlikte bulunmak durumunda olduklarindan INCIL'in KABBALA telkini altinda vazedilmesi fazla yadirganacak bir durum olmasa gerek.
Ben yeniden MEZMURLAR kismina dönmekte fayda görüyorum. Ama önce ALLAH'a Hamd'in,Dua'nin ve Sükrün nasil yapilmasi lazim geldigi konusunda KUR'AN-I KERIM'den iki örnek vermek istiyorum.
KUR'AN-I KERIM A'RAF SURESI 205. AYET: Sabah ve aksamlari içinden yalvararak, gizlice ve kendin isitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de gafillerden olma.
KUR'AN-I KERIM A'RAF SURESI 55. Ayet: Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin! Gerçek su ki, ALLAH siniri asanlari sevmez.
Yüce Yaratici ALLAH KUR'AN-I KERIM'de kullarinin Kendisine gösteristen uzak, saygili ve samimi bir tavir içerisinde yönelmelerini, çünkü ALLAH ile kullari arasinda kurulacak olan iliskide ALLAH'tan baska sahite ve vasita'ya ihtiyaç olmadigini söylüyor. Halbuki MEZMUR 150/ 1, 2, 3, 4, 5, 6'da Müzik aletleri, müzik ve raks esliginde hamdedin diyor.
Simdi Kutsal Kitaplara inananlarin hangi tavrin dogru hangisinin yanlis oldugu konusunda karar vermeleri lazim. Ayni tavir Ibadetler için de geçerlidir.Benim inancima göre ALLAH'a yönelirken ne herhangi bir vasita kullanmaya ve ne de ALLAH'in disinda sahitler edinmeye ihtiyaç yoktur.
Ne yazik ki bazi Din bilginleri rehber yani vasita olmadan gerçek manada ALLAH'a yönelebilmenin mümkün olmadigini savunurlar hatta örnek olarak da Peygamberleri isaret ederler. Onlar ALLAH'tan aldiklari emirleri kullara iletmek için vasitalik yaparlar. Eger ALLAH ile kullari arasinda vasita olmasaydi Peygamberler olurmuydu? diye de isnat noktasi gösterirler. Peki simdi ben de soruyorum:Dogrudur Peygamberler ALLAH'tan aldiklari emirleri O'nun kullarina teblig etmislerdir fakat kullardan alip da ALLAH'a ilettikleri herhangi bir mesaj varmidir?Olmadigini hepimiz biliyoruz. Hasa ALLAH'in hiç bir konuda vasita kullanarak bilgi edinmeye ihtiyaci yoktur. Hem gayb aleminin ve hemde sehadet aleminin bütün bilgilerinin tek kaynagi, tek hakimi odur.
Vahyin yegane muhatabinin insan olmadiginin bilgisi de ancak Vahiy yolu ile bildirilmistir. HAC SURESINDE ve NAHL SURESINDE geçen iki Ayet bize bu mesele hakkinda da bilgi verir.
KUR'AN-I KERIM HAC SURESI 75. AYET: ALLAH hem meleklerden peygamberler süzer, hem de insanlardan. Süphesiz ALLAH herseyi isiten, her seyi görendir.
KUR'AN-I KERIM NAHL SURESI 68.AYET: Rabbin bal arisina da söyle vahyetti: " Daglardan, agaçlardan ve insanlarin kuracaklari kovanlardan göz göz evler edin!
Vahyin algilanma biçimleri farkli oldugundan yorumlanma biçimlerinin de farklilik göstermesi dogal bir sonuçtur. Ancak Vahyin tamamina yayilmis olan Mesaj orijinal yapisi içinde kendi kendisini tefsir kudretine sahip kilindigindan manalandirmada zorlanmaz ve çeliskiye de düsmez.
KUR'AN-I KERIM NISA SURESI 82. AYET: Hala Kur'an-i gerektigi gibi düsünmezler mi? Eger o, ALLAH'tan baskasi tarafindan olsaydi, elbette içinde bir çok ahenksizlikler bulacaklardi.
Yine KUR'AN-I KERIM MÜDDESSIR SURESI 30, 31. AYETLER ile AL-I IMRAN SURESI 7. AYETI dikkatlice okursaniz Dinde yozlasmaya sebep olan farkli yorumlari yapanlarin hangi amaçlar ile hareket ettiklerini daha net görürsünüz.
Degerli okuyucum her Peygamber dogal olarak içinden çiktigi kavmin dilini konusur. Teblig ettikleri Vahyin de kendi dönemlerindeki yazi dili ne ise o dilde kayitlanmis olmasi gerekir. Birden çok dilin konusulmasi konusulan her dilin bir alfabesi oldugunu göstermez dolayisi ile konusma dilinin yazi diline çevrilmesi esnasinda bilerek ya da yetersiz bilgiden dolayi yapilan hatalar bazi kalbi egriler için bulunmaz bir firsat olmustur. Iste bütün dolap da bu asamada çevrildi.
Türlü Seytanliklarla halklari kendilerine ram edenler onlarin bu konudaki cehaletinden istifade ederek en saf duygularini bu yolla istismar ettiler.
Alim zannettiklerinin bir çogunun Seytandan daha zalim olduklarini asirlarca farkedemediler. Bakin bas düsmanimiz Seytan'in bile KUR'AN-I KERIM de Yüce yaratici ALLAH'a karsi olan duygu ve düsünceleri nasil anlatilmis:
KUR'AN-I KERIM HASR SURESI 16. AYET: Tipki seytan'in meseli gibi, ki, insana: " Inkar et!" dedi de, inkar edince: " Ben senden uzagim; çünkü ben alemlerin Rabbi olan ALLAH'tan korkarim!" dedi.
Insanoglunun dogruyu bulma konusunda aklinin aldatmasi ile karsi karsiya kalacagini çok iyi bilen Yüce ALLAH'in ISRA SURESINDE bize gösterdigi tek yoldan giderek dogruya ulasalim.
KUR'AN-I KERIM ISRA SURESI 16. AYET: Biliniz ki bu KUR'AN, insanlari en dogru yola hidaye eder ve iyi iyi isler yapan müminlere büyük bir mükafat oldugunu müjdeler.
Dinde yozlasmanin inkar edilemeyecek göstergesi her Ekol'ün kendi dogrusu oldugu gerçegidir. Iste bunun içindir ki Yüce ALLAH ISRA SURESINDE "En dogru" tabirini kullanmistir. Demek ki dogru tek. Peki nasil oluyor da birine göre dogru olan ötekine göre yanlis olabiliyor?
Ben bir Din Ulemasi degilim sadece Dinin ne anlama geldigini mevcut Kitaplarin dogrudan dogruya kendilerinden ögrenmeye çalisan siradan bir insanim. Binlerce yildir bunca Ulema gelmis geçmis, kütüphaneler dolusu sayisiz kitaplar yazilmis ama bu demek degildir ki, hiç kimse aklina takilan bazi konularda arastirma yapmayacak, düsünmeyecek ve kaynagindan ögrenmeye çalismayacak.
Ilim tekrarda kaldigi sürece ilerleme kaydedemez, inkisafi arastirmaya, denemelere ve gözlemlemelere baglidir.
Etrafimiza söyle bir dönüp baktigimiz da Din adina ortalikta küfürden baska gördügümüz farkli bir sey varsa ortaya koyalim. Ancak unutmayalim ki: Bu çorba da katkisi olmayan yok gibi bir sey. Direk ya da dolayli yollardan bu vebali paylasiyoruz.
Yazimizin bas tarafinda Mumyalarin somutlastirilmis insan Kral-Ilah anlayisinin ceset heykelleri oldugundan bahsetmistik. INCIL'in ögretisine göre Hz. ISA bunun tipik örneklerindendir. Bedenlenerek yeryüzüne inen RAB olarak kabul edilir.
Dogu ve orta dogu kökenli olan Reankarnasyon inanci Vahyin anlam açisindan dejenerasyonuna sebep olmus, isi Peygamberlerden baslatarak Azizler, Veliler ve Pirler'e kadar getirmistir. Simdi INCIL'den onlarca örnek arasindan bir örnek veriyorum.
MATTA INCIL'i BAB 11/ 13: Çünkü bütün Peygamberler ve seriat Yahya'ya kadar Peygamberlik ettiler.
Yani Hz. ISA Peygamber degildir. Iste Teslis anlayisi INCIL'e tam da bu noktada girmis oluyor. ALLAH , RUHULKUDÜS ve ISA üçgeni böylelikle çizildikten sonra Hz. MUHAMMED'i hangi vasifla, nereye oturtup tarif edebileceginize siz karar verin. Bir yandan Tasavvuf ehilleri onlar'in hep ayni varligin ayri ayri tezahürleri olduklarini iddia ederlerken diger yandan Adem'in Aden Cennetinde meyvesinden yedigi hayat agacindan aldigi ölümsüzlük özelligi sayesinde ALLAH gibi olmak Kudretini zürriyetine miras olarak devretmesi hadisesi perde arkasindan çikarilmis oluyordu.
Ölümümüzden sonra ALLAH'in tayin ettigi ve zamanini yanliz Yüce Zati'nin bildigi hesap vermek üzere diriltilecegimiz Din gününe iman etmek yerine Reankarnasyon inancinin hakim kilinmaya çalisilmasinin sebebi ; tek bir gün olarak bildirilen yargilanma gününün inkarindan baska bir sey degildir.
Reankarnasyon felsefesinde yargilanma olayi tekrar tekrar dünya'ya gelip giderek tekamülün tamamlanmasi esnasinda gerçeklesir.
Tekamül asamalarini tamamlayan her insan artik Ilahlar arasinda yerini almak üzere ALLAH'in ezeli ve ebedi Kralliginda yerini alir. Sayet lüzum görülürse belli bir zaman dilimine mahsus bedenlenerek dünya'ya insanlari Irsad etmek için gönderilir veya bu eylemini hür iradesini kullanarak kendisi karar verip uygular.
Insanligi Irsad etmege talip olanlar daima Vahyin farkli yorumlarini yaparak ve yaptirtarak ekollerin olusmasinda bas rolleri oynamis olanlar olmustur.
Dinlerde önce Mezhepler meydana getirip ana yönleri daha sonra da Tarikatlari kurarak ara yönleri olusturdular. Pek tabidir ki bunun neticesinde de tek olan dogru tedavülden kaldirilip onun yerine birden fazla dogru hayata geçirildi. Artik KUR'AN'in "En dogru" diyerek önemle isaret ettigi dogruyu hiç kimse dikkat'e almiyor bile.
Bakalim Vahyin kendi kendisini tefsir etme gücüne sahip olmasini yeterli bulmayip onu sahsi dogrulari ile yorumlamaya kalkanlari Yüce ALLAH KUR'AN-I KERIM'de bizlere nasil tanitiyor.
KUR'AN-I KERIM EN'AM SURESI 159. AYET: Dinlerini parça parça edip ayri ayri gruplara ayrilanlarla senin hiç bir alakan yoktur. Onlarin isi ALLAH'a kalmistir. Sonra O, kendilerine ne yaptiklarini haber verir.
KUR'AN-I KERIM RUM SURESI 32. AYET: Onlardan olmayin ki, dinlerini ayirip öbek öbek olmuslardir. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.
KUR'AN-I KERIM EN'AM SURESI 153. AYET: Bir de bu Benim dosdogru yolumdur, hep onu takip edin, sizi onun yolundan saptirip parçalayacak baska yollari takip etmeyin! Duydunuz ya, O, korunup takva sahibi olasiniz diye bunlari size emretti.
Imanin iki ana ilkesi TEVHID ve TAKVA'nin parçalanma islemine TEVHID'ten baslanmis olmasi TAKVA'nin parçalanmasini kolaylastirmistir. TAKVA ALLAH'in koydugu sinirlari korumak ve o sinirlar üzerinde nefsimize uyarak oynamamak anlamina gelir. Dinin ilkelerini ALLAH koyar ve o ilkelerin sinirlarini da yine ALLAH çizer.
KUR'AN-I KERIM MÜCADELE SURESI 20. AYET: ALLAH'a ve Peygamberine hudud yarisina (onlarin koydugu sinirlardan baska sinirlar koymaga) kalkanlar en alçaklar arasindadirlar.
Gördügünüz gibi yazdiklarimin hiç biri aslinda benim yorumum degil.Siradan bir okuyucunun Kaynaklar üzerindeki tesbitleri hepsi bu. Birileri ALLAH'in koydugu sinirlar üzerinde oynamaya devam ediyor. Hadisenin olusumunu bastan baslayarak takibe aldigimizda ilk bakista iki zit tatbikat alani ile karsilasiyoruz. Birincisinde zam yaparak durmadan deger üretmek, ikincisinde iskonto yaparak ana ilkeleri ortadan kaldiracak sekilde deger açisindan cilizlastirmak.
Insanlik kendi kendisinin kuyusunu kazmaya devam ettigi sürece iflah etmeyecektir. ALLAH'in safsata ile isi olamaz çünkü Yüce ALLAH Alimler Alimidir ve ancak Ilim ile konusur.
Tipki bu gün oldugu gibi geçmis asirlarda da yapilan savaslarin perde arkasindaki zihniyet bu savaslari Dinlerin savaslari olarak gösterip hakikatta dövüstürdükleri insanlarin akan kan ve gözyaslari üzerine ideallerindeki Dünya hakimiyetinin insaatini tamamlamaya çalisanlarin zihniyetidir. Açikçasi dogruyu yapiyoruz diyerek Din anlayisini çikmaza sokanlar kismen bilerek kismen de bilmeyerek ARMAGEDDON projesinin hayata geçirilme safhalarina yardim etmislerdir.
Vahyi Aristo ve benzeri Felsefe adamlarinin görüslerinden esinlenerek ya da o Felsefeyi oldugu gibi alip Vahye monte ederek açiklamaya kalkanlar üzerinde yeniden bir degerlendirme yapmadikça Dinin insan ogluna hele de bu haliyle yol gösterebilecegini hiç sanmiyorum. Bu konuda son olarak sunu söyleyebilirim ki apaçik bir dille gönderilmis olan Vahyin Felsefeye ihtiyaci yoktur.
Kita Avrupasinda din yönünden yazilmis Ilmi kitaplarin tamami Eflatun ve Aristo mantigina göre yazilmistir.Avrupa ilk Üniversitesini 9. asirda kurdu. Pariste 12. asirda Mantik ve Ilahiyat dersleri o denli yogun verilmistir ki bu dersleri takip etmek için Ingiltere'den, Almanya'dan, Italya'dan hatta Macaristan'dan akin akin talebeler Parise akmistir. Okutulan kitaplar'in hepsi el yazmasi Dini kitaplardir. Dogudaki Filozoflarin yazdiklari kitaplar da yine Vahyin Felsefe mantigi ile yorulamlandigi el yazmasi kitaplardi ve Avrupadaki Üniversite de Arapçadan Latinceye çevrilerek okutuluyordu.
Liberalizm'in önce Iktisadi daha sonra da Siyasi egitimini veren ilk iki Üniversitesinden biri Ingilterede digeri Fransada kurulmustur ve bunlarin kurulus tarihleri 11-12. asirlara rastlar. Yetistirdikleri ilk Mezunlarini önce kendi Üniversitelerinde Hoca olarak kullandilar. Yeterli sayida talebe egitildikten sonra bunlari birer misyoner olarak ileride sömürgelestirecekleri ne kadar ülke varsa o Ülkelerin Iktisadi, Siyasal ve Akademik yapilarinin içinde görev almak üzere gönderdiler.
Avrupadaki Kliselerde bulunan hem TEVRAT'i hemde INCIL'i bilen Haham kökenli Rahiplerin Siyasal ve Iktisadi yapilanmalar üzerindeki güçlü etkilerini anlatabilmek için kullanmamiz gereken bir tek kelime olmaliydi ve yeterliydi:"ORTAÇAG".
Bu kelime Dünya'nin bütün cografyalarinda ayni anlami çagristirmali. Fakat her nedense Ortaçag denilince bu günkü insan hangi cografyanin ve hangi kültürün mensubu olursa olsun daima kayitsiz sartsiz karanliklar içerisinde kalmis Dogu ve Orta dogu'yu düsünür olmustur.
Toplum Mühendisligi dedigimiz meslek öyle zannettigimiz gibi son yillarin icadi olan bir meslek degildir. Tipki diger meslek dallari gibi kökleri tarihin derinliklerine uzanan, fakat uzmanlasmak için oldukça uzun bir zaman dilimini katetmek mecburiyetinde kalmis kadim bir meslektir. Temel mesleki ilkeleri Toplumlara sürü psikolojisi içerisinde hareket etme aliskanligini kazandirmaktir.
Görev alanlari içerisine giren bütün cografyalarda Milli ve Dini parçalanmalarin projelerini bunlar üretirler. Bu projeler üç asamada uygulanir.Kisa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli.Ekonomi, Egitim, Saglik ,Siyaset, Iç güvenlik, Dis güvenlik ve Kültür alanlarindaki uygulama asamasina gelen her Proje'ye Yasalar eslik eder ve sürekli bir biçimde desteklerler. Konumlari açisindan birbirleri ile alakasi yokmus gibi görünen Din ve Siyaset geçmiste ve bu gün daima birbirlerini çok yakindan takip etmis, zaman zaman birbirlerine üstünlük saglamislardir.
Esasen biri üzerinde yapilan tahribatin ötekini etkilememesi söz konusu degildir.
Kabil ile Habil arasinda baslayan kardes kavgasi zaman içinde önce kabile kavgalarina daha sonra da milletler arasi kavgalara ve savaslara dönüstü. Bu gün hala devam eden bu kavgalar ve savaslar Insanlik alemine kandan,gözyasindan,bitip tükenmek bilmeyen izdiraplardan baska ne kazandirdi? Koskoca bir hiç! Adem yaratildigi günkü hali ile duruyor. Eger insani erdemler açisindan bir milim mesafe katedebilmis olsaydi Seytan yeryüzünde barinabilecegi bir milimetre karelik yer bulamazdi.
ALLAH ile kulu arasinda vasita olmadigi dogrudur fakat engeller oldugu da gerçektir. Iste o engeller Seytan ile insanlar arasindaki vasitalardir ve bu vasitalarin sayisi mühürlenmis insan sayisi kadardir.
Mevcut Yahudi Dini ve Tarihi Yahudilerin kendi kafalarindan dogmustur. Yahudi Milliyetçiligi ise Yahudi Dininin ve Tarihinin mahsulüdür.
Icat ederek taptiklari YEHOVA hem Dini hemde Milli bir vasif tasir. Dünya ve nimetleri YEHOVA'nin kendi kavmine hitap eder. Özel kanunlar ile kendi kavmine yani Israil ogullarina verilmistir.
Yahudi olmayanlara karsi bütün fenaliklari mübah sayan bilgilerle telkin edilerek mücerretlestirilen Yahudi kafasiyla hareket eden Yahudi diger Milletlere zarar verdigi müddetçe kahramanlasmis, zamanla bu mücerret emirlerin seriat halini almasi Milletler arasinda bir hüzme meydana getirmistir.
Suçta ve karda müsterek olmalari birbirlerine daha fazla baglanmalarini temin edip bütün Yahudileri bir tek Yahudiyi müdafa etmek için mecbur kilmistir. Evvelce Neron'u delirten, Nabukadnetzar'i daglarda otlatan ve Haman'i on iki çocugu ile Millet'in huzurunda daragacina çektiren Yahudiler yaptiklarinin bedellerini zaman zaman ödemislerdir.
Yeryüzünde hiç bir Milletin Tarihi bu denli haysiyet kirici degildir. Asirlarca süren Vatansizliktan tutun da, ateslere atilmaya, Arslanlara parçalattirilmaya, her firsatta yüzlerine tükürülüp asagilanmaya kadar ne kadar çirkinlik ve fenalik varsa hepsi Yahudilerin önce baska Milletlere uygulayip sonra kendilerinin muhatap oldugu hadiselerdir.
Bütün olanlara ragmen Yahudilerin nihai gayesi daima bütün Milletlerin saltanati üzerine YEHOVA'nin saltanatini kurmaya çalismak olmustur.
Tek Dünya Devleti inanisina dayanan mücadeleleri onlara zaman içerisinde gösterdi ki: Bu ise önce insanin güçlü olan yönleri ile zayif olan yönlerini tahlil etmekle baslamak gerekiyor.
Uzun gözlemlerden sonra maglup edilmesi çok zor görünen Milletlerin çatilarinin iki sütun üzerinde durdugunu gördüler. Bunlardan biri Akide digeri Karekter idi. Bu güçlü sütunlari farkettirmeden zayiflatip yok etmenin yolu ancak onlarin içlerine girerek yavas yavas çürütmekten geçiyordu. Onlar da öyle yaptilar. Felsefi ve muglak hikmetli sözler icad ederek ( HÜMANIZM ) insanlari birbirlerine karsi töleransa davet edip bütün sütunlari birbirlerine bagli ve irtibatli hale getirdiler.
Böylece akla Hürriyet verip Iman sütunlarini Iktisadi manivelalarla sikmaya basladilar. Çatirdayan çatilarin altindan kaçanlari biraraya toplayarak Iman'in hardal tanesi kadar bile yerinin olmadigi Rejimler kurdurdular.
Günümüzde insanlar tarafindan sözü edilen "DEVRIM" kelimesi tam manasi ile anlasilamamis ve yaygin olarak da benimsenememistir. Insan yapisi ruh ve beden olarak ele alindiginda her iki boyutunu da tatmin edecek sekilde bir vasif tasimayan Muglak Devrim kelimesini ilmi labaratuarlarda incelemeye tabi tuttugumuzda görülecektir ki, bu kelime yapisi geregi bir azinligin bütün insanligin üzerine hakimiyetini saglayacak düsüncelerin özeti mahiyetindedir.
Insanligin düsmani olan bu azinligin en Seytani kesfi insanlarin gözleri ile görüp kulaklari ile isittikleri fakat mideleri hesabina savastiklariydi.
Büyük Devrim haraketleri mideyi tatmin ile baslar. Herhangi bir Siyasi düsünceyi toplumun midesinden geçirmeden akillarda filizlendirmek mümkün degildir. Insan fiziki yapi bakimindan ayni anda iki seye baglanamaz.
O halde bir evvelkini beyinlerden temizlemeden yenisini ekip filizlendirebilmek zordur. Bir fikri topluma kabul ettirmeye tesebbüs etmeden önce bütün vasitalari eskiyi yikmak için seferber etmek, eskiyi alçaltmak, gülünç hale getirmek, ondan tiksindirmek bilahare bos kalan kafalara hazirlanmis yikici, yakici, yok edici tohumlari ekmek gerekir.
Esasen sosyolojide yeni bir sey yoktur. Bütün degerlendirmelerin kökleri asirlarca evveline dayanmaktadir. Ayni fikirler sekil ve renk degistirerek devamli olarak insanliga telkin edilmektedir.
Toplum Psikolojisine hakim olmak için herhangi bir fikri bütün vasitalarla telkin ve tekrar siyaseti ile hareket edilmektedir ancak baslangiç ve sona hiç bir fikir tesir edemez çünkü o kanunlar ile sinirlandirilmistir.
Devrim Siyasi olarak empoze edilirken onun getirdigi ilkeler temel unsurlari ( Din, Dil, Ahlak, Servet, Karekter) ortadan kaldirmak yolunda taarruza geçip akli tabulastirarak kuvvet ve akil dengesinde yeni bir Din halini almakta yani nihai gaye olarak aklin mabedini yeryüzünde insa etmeye çalismaktadir.
Tarihsel açidan degerlendirildiginde köklerinin Hz. IBRAHIM'e kadar hatta daha da eski zamanlara dayandigi gerçegini görürüz. Aksini düsünmek yanlis olur çünkü NUH TUFANI ister lokal isterse gezegenimizim tamamimda gerçeklesmis olsun bu Tufan yasandi.
Eger sadece Mitolojik bir olus olarak kabul edilmis olsaydi NUH'un gemisinin aranmasi için bu güne kadar sayisiz bilimsel ekip çalismalarinin olmamasi gerekirdi.
Bildigim kadari ile hiç kimse, hiç bir Akademik ekip böylesine kapsamli ve uzun yillara dayanan çalismalari Mitolojinin Tanrilarindan herhangi biri için yapmamistir.
KABBAL kelimesi Ibranicede kabul anlamina gelir ancak bu kelime gelenek anlaminda kullanilmaktadir.
KABBALA Yahudiler tarafindan Vahyin Felsefi ve Metafizik anlamlarda degerlendirilmesidir. Nitekim TEVRAT'in esrarli bilgilerinin genel bilgilerinden ayiklanmasi sonucunda TALMUT meydana getirilmistir.
KABBALA veya KABBALAH'in M.S 15. yüzyila kadar sadece Yahudi aydinlari ve Mistikleri arasinda gizli olarak devam ettirildigini biliyoruz. Yahudilere göre Ilahi sirlarin tamami KABBALA'nin sinirlari içindedir.
KABBAL Mistikleri bu sirlarin ADEM'e kadar uzandigini söyler ve savunurlar.
KABBALA'nin sirlarina sahip olmaya kalkmak hayatiniz dahil sizin için özel önemlere sahip pek çok seyi kaybetmeyi göze almaniz anlamina gelir.
TALMUT'ta MERKABAH adli bir hikaye vardir ve bu hikaye KABBAL'a ilmine sahip olmaya kalkmanin ne denli tehlikeler içerdiginin en tipik örnegidir.
Hikaye'ye göre mesleklerinde çok iddiali noktalara gelmis olan dört ünlü Doktor bu kadim sirlari çözmeye karar verirler. Sirlar tahminlerin ötesinde risklerle dolu bir uçurum gibidir.Her seye ragmen bu dört Doktor uçuruma inme cesaretini gösterip inerler. Doktorlardan biri kurtulur fakat diger üçü uçurumun dibinde ya hayatlarini, ya imanlarini ya da akillarini birakmislardir.
KABBALA'cilar TEVRAT'in iki farkli yönü yani iki farkli yorumu oldugunu iddia ederler. Hz.MUSA Kitabin siradan insanlara ögretilmesi gereken bilgilerini kardesi HARUN'un yardimi ile o insanlara anlattirmistir fakat esrali bilgilerini vermemistir. Hz. MUSA bu bilgileri istese de veremezdi çünkü Vahye muhatap olmasinin disinda Misirda özel bir cemiyet tarafindan da egitiliyordu
Cemiyetin özelliklerinden biri faaliyetlerini çok gizli yürütmesi digeri de sayilarinin yetmis kisiden fazla ya da eksik olmamasidir.
Cemiyeti meydana getiren azalar kendi aralarinda makamsal derecelere sahiptirler. En yüce derecenin sahibi olan kisiden onay alamadikça görev de almak söz konusu degildir.
KABBALA Kitaplarinin kaç tane olduklari tam olarak bilinemiyor. KABBALA'cilar TEVRAT bilgilerinin tamamen rumuzlara dayandigini, siradan okuyucularin manalandiramayacaklarini, KABBAL'a ilmine sahip olanlarin disinda Kitabin verdigi mesajin anlasilmasinin imkansiz oldugunu savunup dururlar.
Eger onlarin savunduklari bu tezi dikkate alip degerlendirecek olursak karsimiza en basta TEVRAT'a inananlarin neye inandiklarini bilmedikleri gibi bir durum çikar. Insan inandigi Dinin Kitabinin ne anlattigindan bihaber olursa o bosluk bir sekilde doldurulur ve ortaya isnat noktasi kaypak zeminler üzerine oturtulmus suni ilkelere dayanan iman modelleri çikar.
KABBALA inanci iki ögreti koluna ayrilir.
a) Yaratma Kitabi ( Maasseh Liereschit )
b) Göksel araba (Maasseh Merkabah )
Yaratma Kitabi: Yaradilis sembol dili kullanilarak anlatildigindan yine sembolik dil kullanilarak açiklanmasi gereken tabiat teorisidir tezini savunur.
Göksel araba (EZECHIEL yani HEZEKIEL) Peygamberin görünümündeki (VISION) arabanin Metafizik Tanribilim sistemini anlatir.
Bu teze göre Tanrisal bütün oluslar zorunlu olarak meydana gelmis ve gelismislerdir.
Tasavvufta karsimiza çikan VAHDET-I VÜCUT Felsefesi'nin dayanma noktasi burasidir.
Simdi biz yine Yaratma Kitabina dönelim. Bu eserde Hz. Ibrahim'in kalbinde süpheye yer kalmadan Tanri'ya inanmasi için tabiati anlamaya çalistigini ve buna zorunlu oldugunu görürüz.Eser Kahinler dili yani esrarli rumuz dili kullanilarak yazilmistir. KABBALCI düsüncenin esaslari Yaratma kitabindadir. Baslangiç ve sonun ( ALPHA, OMEGA ) manalandirilamayan birlikteliklerinden Gayb ve Sehadet Alemlerinde zerreden cümleye ne varsa hem ham maddelerinin hemde kendilerinin derece derece zuhurlarinin nasil olustugu bu Kitap'ta Rumuzlarla anlatilir.
Varlik dünyasi sonsuz çesitlilik göstermesine karsi temelde ham maddelerine göre dörde ayrilirlar. Ates, Hava, Su, Toprak.
Degerli okuyucum bu yazdiklarimin ipucu olmalari açisindan sizlere bir seyler hissettireceginden eminim. Yazimin akisi içerisinde bütün Mezhep ve Tarikat ögretilerinin temel Felsefelerinin dayanma noktalarinin ayni kaynaktan beslendigine dikkat çekmeye çalisiyorum. Bu satirlari okurken hiç de haksiz olmadigimi anlayacaksiniz. Iman son derece hassas bir konudur. Bu bakimdan yanilgiya düsmekten ALLAH'a siginirim. Aslina bakarsaniz KABBALA çok genis kapsami olan bir konudur.Bütün teferruati ile anlatmaya kalksam sayisini veremeyecegim kadar kitap yazmam gerekir. Okuyucuma mümkün oldugu ölçüde özet bilgi vermenin çabasi içindeyim.
TEVRAT'in MEZMURLAR bölümünde 22 Ibrani harfi ile baslayan MEZMUR 119'dan bahsetmistim. Ibrani alfabesi de 22 harfdir ve her harfe Kelamin yani sözün kutsiyeti yükletilir. Bilgelik harflerin sembolize ettigi derin manayi anlamak demektir. Çünkü Tanri kendi adini bu harflerle yazmistir.
KABBALCI Mistikler bütün kainatin söz ve sayi ile yaratildigini savunurlar. Söz yani kelimeler varliklarin düzenlerini, kaynasma sirlarini ve birbirleriyle olan iliskilerini temsil ederken sayilar dogasinin ,kanunlarinin temsilciligini yaparlar. Uzun lafin kisasi harf ve sayi belli kurallar çerçevesinde yanyana geldiklerinde Tanrinin yalniz güçlerini degil kendisini de var ederler.
Hepimizin bildigi gibi Müslümanlar arasinda çok yaygin olan tebih çekme islemi de belli kelimelerin belli sayilarda tekrarina dayanir.
Ayni uygulamaya Felsefi Dinlerde de rastliyoruz. Örnek olarak BUDIZM gösterilebilir. Budist rahipler de bir takim esrarli kelimeleri onlarin esrarli güçlerini harekete geçirecek sayilarla zikrederek tesbih çekerler. Isin ilginç tarafi Peygamberlerin kendileri tesbihlerini nasil çekerlerdi bunu bilene hiç rastlamadim. Daha da önemlisi KUR'AN-I KERIM'de sik sik "Göklerde, yerde ve ikisi arasindakiler Rablerini hamd ile tesbih ederler fakat siz onlarin tesbihlerini anlayamazsiniz." Ayeti geçer.
Dogrusu ben Günes'in, Ay'in, Yildiz'larin, Kuslarin, Böceklerin,Agaçlarin, Çiçeklerin,Tasin, Topragin tesbihlerini nasil çektiklerini merak ediyorum. Üstün akil ile yaratilmis olan insan tekrarini yapacagi sözün sayisini unutmamak için ip üzerine dizilmis boncuklari kullaniyor. Peki insan disinda kalan varliklar ne ya da neyi kullaniyorlar? Demek ki tesbih konusunda yapilan ciddi bir yanlislik var. Ben bunun da digerleri gibi yanlis degerlendirmeden kaynaklandigini düsünüyorum. KABBALA'cilar her Ibrani harfine bir sayi degeri yüklerler. Ebced hesaplari ve Kripto hesaplari da hep ayni kabul edisten dogmuslardir.
KABBAL Mistikleri bu ilmin ta baslangica kadar gittigini ve Adem ile basladigini da söylerler. Onlar da aralarinda bölünmüs durumdadirlar. Kimi KABBALA'yi Hz. MUSA ile kimi Hz. IBRAHIM ile kimi de ADEM ile baslatir.
ALLAH'in yasakladigi meyvadan yiyen Adem ALLAH tarafindan azarlanip Cennetten kovulduktan sonra kederlere bogulmus , büyük acilar çekmeye baslamis. O'nun bu haline üzülen ALLAH "Raziel" adli melegini "Git Ademi teselli et" emriyle Adem'e göndermis. Kendisini nefsine yenik düserek isledigi günahtan dolayi affettigini kanitlamak için de"Raziel"( Misterler Melegi ) vasitasi ile KABBALA Ilmini Adem'e ögretmis. Burada dikkat edilecek olan husus Melegin " Misterler Melegi " diyerek takdim edilmesidir. Bazi kültürlerde her erkek Mister ya da Mösyödür yani Dünya isleri ile alakadar olmayip kendisini Din'e adayarak belli dereceler elde edebilen her er kisi Misterler Melegine muhatap olabilir ve esrarli bilgileri ögrenebilir.
Bu Melek her ermis kisiye farkli bir formasyonla kendisini gösterir. Ekseriyetle de Dini Ilimlerde Ermis, Aziz mertebelerine erismis kisilerin hüvüyetlerine bürünür.
KABBAL'cilarin inanislarina göre fena veya kötü diye bilinen seyler mutlak anlamda fena ve kötü degildirler. Hiç bir kötülük ebediyyen lanetlenmemistir.
Kötülükler Melegi olarak bilinen Seytan bile ebediyyen lanetlenmemistir. Zamani gelince eski itibari kendisine iade edilecektir. ZERDÜST'e göre de dogrusu budur. Reankarnasyon felsefesinin tekamülünü tamamlayamamis ruhlarin Dünya planina tekrar tekrar gelerek tekamüllerini tamamladiktan sonra Tanri'nin ebedi Kralligindaki Ilahlar meclisine katilma hakkinin elde edilmesine dayandigini yazmistim. Iste ZERDÜST de ayni Felsefeden yola çikarak zamanin sonunda hesaba kitaba gerek kalmayacagini çünkü bütün ruhlarin defalarca bedenlenerek ALLAH ile bütünlesecek kutsalliga eriseceklerini savunurken Iman ilkelerini böyle ortaya koymustur.
Felsefi Dinlerin tamaminda Tanri'nin Kainati kendisini tanimak için yarattigi inanci vardir. Eger Tanri Kainati yaratmamis olsaydi kendisinin ne oldugunu kendi kendine bile izah edemeyecekti. O'nu suursuz dalginligindan uyandiran güçler kendisinden ayrilarak var olanlardir ve onlar da var etme gücüne sahiptirler.
Tanridan önce var olan sonludan olan sonsuzdur ki bütün yüklemlerin ve kuvvetlerin tamami onda mevcuttur. Bu mevcudiyetlerin hepsinin toplami ancak tek bir noktanin hacmi ölçüsündedir.Iste bu yüzden noktanin Mistik Dünyada apayri bir kutsiyeti vardir. (BEN -IM, BEN O'YUM) gibi tariflerin kaynagi noktadir.
Alemin yokluktan yaratilmadigini suursuzlugun öznelere , nesnelere ve yüklemlere bölünürken beraberlerinde kendi bilinçlerini de olusturduklarini kabul ederler.Bilgeligi Eril (erkek ), Zihni disil (disi ) diye tarif eden KABBALIZM hem Vahyi ve hemde Felsefi Dinler üzerindeki hakimiyetini halen devam ettirmektedir. KABBALA ile ilgili konuya girerken NUH TUFANI'ndan bahsetmemin sebebine gelince: Hepimizin bildigi gibi TUFAN çok Tanrililiktan ödün vermemekte direnen Putperest kavmin helak edilmesi için olmustu. KUR'AN-I KERIM FURKAN SURESI 43. AYET: Gördün mü, o Tanrisini caninin istedigi edineni? Artik ona sen mi vekil olacaksin?
Masonluk konusuna Israil'in Bayragindaki alti köseli seklin(Yildiz demiyorum çünkü yildiz degildir) ne anlama geldigini anlatarak baslamak istiyorum.
Bu seklin esasi altigen geometrik bir sekildir. MEGAN DAVIT adi ile bilinir. Hz. DAVUT'tan kalmadir ve Yahudiler için Kutsaldir. Anlami evrensel hakimiyet olup merkezi Kralligin yeryüzünde kurulacagini isaret eder. Israil'in bayraginda alti köseli Yildiz olarak gördümüz sekil ise zit kutuplara döndürülerek biribirlerinin içine geçirilmis iki eskenar üçgendir. Üçgen Yahudilerin asla vazgeçemeyecekleri kökleri KABBALA ögretisine dayanan üçlü yaratici sistemi temsil eder.
Bu inanisin sahipleri inançlarini TEVHID Peygamberi olan Hz.ISA'nin Vazettigi INCIL'e sizdirmis böylece TEVHID ilkesini parçalayip TESLIS ( Baba, Ogul, Kutsal Ruh) ilkesini INCIL'in kalbine çakmislardir.
KABBALA'yi anlatirken bu konunun kapsaminda ele almak istedigim için Yaratici güce sahip ana maddelerin sadece dördünden bahsetmistim.
HAVA, SU, ATES, TOPRAK.
Oysa bunlarin sayisi altidir ve bu Müthis kesfi her zaman, her seyde oldugu gibi yine Haham kökenli Filozoflar yapmistir.Felsefe adamlarinin müsbet Ilimlerle de ugrastiklarini biliyoruz.
TALES: Suyun,
ANESIMENES: Havanin,
HERAKLITES: Atesin,
DEMOKRITOS: Atomun,
PYTHAGORES: Sayilarin,
EFLATUN:IDEALARIN (Düsüncenin) var edici güç olduklarini öne sürerler.
Hava suyu dogurur, su kalinlasip yogunlasir topragi ve Dünya'nin kaba elemanlarini olusturur,ates suyun saydam kismidir ve de hepsi atomlardan olusur.INCIL'de Tanri'nin bütün Kainati kendi Ruhundan olan oglu vasitasi ile yarattigi yazilidir. Tanri'nin kendisi,Ruhu ve Oglu her seyin yaraticisidirlar. Özneler yüklemleri ve suurlari ile birlikte var olurlar tezine göre Tanri hem kendisi, hem kendisinin ruhu ve hemde kendisinin zürriyetidir.
Simdi konumuz olan Masonluga gelelim.Önce Mosonlugun temel ilkesi olan asil imanlarini kendi agizlarindan çikan sözler ile yazmam gerekiyor.
Sosyalist mezheplerden birinin mesubu bir Mason Piri'nin Orlean sehrindeki Mason Locasinda verdigi Nutku aynen naklediyorum.Bu üstadin ismi Prodon dur.
"Ey ADONAY! Ey Mabut! Zeki ve Hür insanin ilk vazifesi seni akil ve vicdanindan kovmaktir. Zira sen esasen bizim fitratimizin düsmanisin. Biz kat'iyen sana tabi degiliz. Biz Ilim ve Fenne sana ragmen vasil oluyoruz.Bizim ilerleyislerimizden her birisi senin kudretini herkese örnek olacak sekilde cezalandirmamizin zaferidir. Artik demesinler ki senin esrarina akil sir erdirmek mümkün degildir. Zira bu esrari kesfettik ve senin kandan harflerle yazilmis sukutunu okuduk; Nice zamanlar zelil ve hakir kalan idrakimiz yavas yavas namütenahiye yükseliyor. Simdiye kadar tecrübesizliklerimizden bizden sakladigin seyleri artik kesfediyoruz. Zaman geçtikçe daha az fenalik edecegiz.
Kazanacagimiz marifet nurlari ve tekamülat hürriyet sayesinde kendi kendimizi tasfiye edecegiz. Mevcudiyetimizi öyle bir dereceye manevilestirecegiz ki senin yaratma alanlarina ve eserlerine Ruh verme gücüne erisip senin dengin olacagiz. Kadir-i Mutlak olarak adlandirilan gücünün ele geçirilemez çok çetin bir güç olmadigini , senin sonsuz olgunluktaki ilminin ve düzeninin senin sirlarini çözerek bilinebilecegini biliyor ve bu gerçegi kana kana içiyoruz. Cahil, metruk ve magdur insanin iyilige dogru ilerleyisi onu sereflendiriyor. Artik bize hangi salahiyetle diyeceksin ki "Mukaddes olunuz". Zira "Ben Mukaddesim" ."
Ey Ruhu kazib! Niçin bizi idrakimize vazettigin tezatli fikirler yüzünden umumi süpheye tabi kildin? Hakikattan süphe, adaletten süphe, vicdanimizdan süphe, hürriyetimizden süphe hatta kendi mevcudiyetimizden süphe...
Ve... Ey Mabud! Bu süphenin netice ve semeresi olmak üzere sana isyan!
Iste Ey ADONAY! Bizim saadetimiz ve kendi serefin için senin yaptiklarin iste ezelden beri irade ettigin sey!
Iste bizi besledigin, kan ve göz yaslariyla yogurulmus ekmek!. Simdiye kadar Ilim ve Fennin son sözü, hakimin medari hükmü, hükümdarin kuvveti, fakirin ümidi;günahkarin vesile-i istigfari olan ismin artik bundan sonra insanlar arasinda nisyan ve ikraha mahkum olacaktir!
Beseriyet, senin Ars-i Azametin önünde bas egdikçe hükümdarlarin, hocalarin ve Din adamlarinin esiri kalacak... Sulh ve kardeslik insanlar arasinda payidar olamayacaktir.
Ey Mabud! Zira senden korkmadan ellerimizi göklere kaldirarak yemin ederiz ki: Sen idrakimizin celladi ve vicdanimizin kabususun!
Bir Mason evliyasina ait olan tüyler ürpertici bu sözler hakikatta insanin yüreginde vücut bulup, insanin agzindan çikmis olamaz.
KUR'AN-I KERIM AHZAB SURESI 4. AYET: ALLAH bir adamin içine iki kalb koymamistir.
MASONLUK Tarihi üç ayri devrede ele alinip tetkik edilirse Masonlugun öyle Insan sevgisi,Dostluk, Baris,Hukuk'un üstünlügü,Evrensel kardeslik,Demokrasi gibi Dünya'yi pesinden kosturduklari degerler ile hiç bir alakasi yoktur demistim.
Masonluk tamamiyle Dünyasal bir Dindir. KABBALA'yi anlatirken Yahudi Mistiklerinin KABBALA'nin Tarihçesi hakkinda iki görüsü ileri sürdüklerinden de bahsetmistim. Adem'e dayandiranlar ya da Ibrahimle baslatanlar. Bunun Masonluk ile ne alakasi var? Diye düsünecek olanlara hemen müjdeyi vereyim. Çoook ama çok alakasi var hatta ta kendisi. Masonlar Dini ve Milli dejenerasyonlarin büyük büyük babalarinin atalarinin atasidirlar. Kral Davut Filistin topraklarinda kadim zamanlardan beri yerlesim birimi olan KUDÜS de adina layik muhtesem bir Mabet yaptirmak ister. Kral Davut bir matematik ve geometri alimimiydi bunu bilemem ama yaptiracagi Mabedin ÖKLID kurallari ile yapilmasinda israr etmistir.
Bir manidar bakisi, bir parmagini yukari kaldirmasi ile Dünya genelinde insaat sektörünü külliyen ayaga kaldiran efsane Mimar Hiram göreve çagirilir. O cografyadan, bu cografyadan tam kirk bin kisi toplatilip Kudüs'e getirtilir.
Insaatin yapiminda çalisacak olan isçilere" duvarci" anlamina gelen MASON ismi verilmistir.
Adon Hiram Abif maiyetindeki isçileri çiraklar, kalfalar ve ustalar diye üç gruba ayirmistir. Mimarlik ile ilgili mesleki sirlardan bazilarini üç gruba ayri ayri verir. Hiç bir grup ötekilere ögrettiklerini ve birbirlerinin aldiklari ücretleri bilmez.
Hiram bu konularda öylesine kati uygulamalar yapmistir ki, is sonunda Hiram'in ortadan kaldirilmasinin planlarini kurmaya kadar varir. Çiraklarin, kalfalarin ve ustalarin ücretlerini aldiklari birimler bile birbirinden ayrilmistir. Bu birimlere "HÜCRE" denir.
Iste bu sartlar altinda insaat baslar. Tamamlanmasina yaklasildigi siralarda bütün gayretlerine ragmen ustaliga terfi ettirilmemis olan üç kalfa ustalik sirlarini ancak zor kullanarak ögrenebileceklerini anladilar ve pusuya yattilar.
Hiram her ögle vakti insaat'a gelir isleri kontrol ederdi. O gün de öyle yapti. Hiram insaat'a yaklastigi sirada bu üç kalfadan biri insaat'in güney kapisinda Hiram'in yolunu kesti ve ona ustaligin sirlari nelerdir?diye sordu.Hiram kalfaya "bu sirlarin ancak çalisarak ögrenilebilecegini söyledi".Aldigi cevaba çok kizan kalfa elindeki cetveli Hiram'in sol omuzuna vurdu.
Hiram bu olayin arkasindaki tehlikeyi görünce insaatin bati kapisindan kaçmak için o tarafa yöneldi. Kalfalardan ikincisi yolunu kesti ve o da Hiram'a ayni soruyu sordu. Aldigi olumsuz cevap üzerine elinde tuttugu gönyeyi Hiramin sag omuzuna indirdi. Hiram bu sefer de dogu kapisina dogru yürüdü.Üçüncü kalfa ile de aralarinda ayni tartisma yasaninca kalfa kuvvetli bir çekiç darbesiyle Hiram'in kafasina vurarak onu öldürdü.
Panige kapilan kalfalar Hiram'in cesedini insaatin önünde bir yere gömdüler. Karanlik iyice basincaya kadar beklediler ve el ayak çekilince Hiram'i gömdükleri yerden çikarip daga götürdüler. Orada açtiklari bir çukura gömdükten sonra üzerine akasya dallari dikip döndüler.
Hiram öldükten sonra Mabedin insaati durdu ve ortaliga matem havasi hakim oldu. Kral DAVUT Hiramdan önce ölmüstü. Taht'a çikmis olan SÜLEYMAN Hiram'in ölmeden önce ustalik sirlarini vermis olabileceginden süpheleniyordu.Ayrica Hiram'in gerçekten ölüp ölmediginden de emin degildi. HZ. SÜLEYMAN duvar isçilerine cesedi bulmalari için emir verdi. Bu isi canla basla yapmalari için de ceset bulundugu an söylenecek ilk sözün ustaligin Mukaddes sözü olcagina dair söz verdi. Aramalar esnasinda yeni dikilmis olan akasya dallari isçileri süphelendirdiginden Hiram'in burda gömülü oldugu zannedilerek "MAC BENAH ve MOABON"diye bagirildi. Bu sözler ustaligin Mukaddes kelimeleri oldu.
Bu arada susuzlugunu gidermek için etrafta pinar arayan Joabert adinda bir adam bir magaranin içinde akan suyun sesini duydu ve magaraya girdi. Hiram'i öldüren katil Abiram o magarada saklaniyordu. Joabert'i karsisinda görünce elindeki hançerle Jaobert'in üzerine saldirdi. Kendisini korumak zorunda kalan Jaobert Abiram'i öldürdü ve öldürürken de" NEKAH" diye bagirdi.
Hz. Süleyman katilin diri yakalanip getirilmesini istediginden Jaobert'e çok kizdi. Olayin nefsi müdafaa oldugunu ögrenince Jaobert'i serbest birakti. Hiramin diger iki katili de yakalaninca yeni bir Üstat Mimar tayin ettiren Süleyman Mabedin insaatina devam edilmesi emrini verdi. YEHOVA ismi Hz. Ibrahimden Hz. Musaya kadar geçen zaman içinde kayboldugundan (Bu onlarin iddiasidir) Süleyman bir yandan da bu kelimenin üzerinde yazili oldugu rivayet edilen tas'i aratiyordu.
Sonunda eski bir Mabet harabesinin içinde tasi buldular. Tasin üzerinde Ibranice "JEHOVA"yaziliydi. Hiram ile ilgili bu efsanede ustalarin Hiram'in omuzlarina ve basina vurduklari aletler Masonlar için son derece önemli sembollerdir.
Masonik törenlerde hem bu sembolleri kullanirlar hem de Hiram üç darbede öldürüldügünden dolayi vermek istedikleri mesaji üç sembolik hareket ile verirler. Üç çekiç darbesiyle törene baslamak,üç adim atarak yürümek gibi.
Bugün Birlesmis Milletler toplantilari, Ülkelerin Meclislerinde yapilan toplantilar,Mahkemelerin durusmalari mutlaka üç çekiç darbesi ile açilir.
Süleyman Mabedinin insaatinda var olan semboller Masonlarin sadece ayinlerini yaptiklari mekanlarda degil perde arkasindan ya da dogrudan dogruya yönettikleri bütün kurum ve kuruluslarda mevcuttur. Cetvel, gönye, çekiç, pergel, üçgen, yarilmis nar, hançer, üçgen prizma,akasya dallari vazgeçemeyecekleri isaretleridir.
3. derecedeki Masonlar birbirlerini tanimak için akasya dali kullanirlar,kutsal kelimeleri MAC BENAH ve MOABON'dur.1. 2. ve 3. derecedeki Masonlarin çalisma yaptiklari salonlar Süleyman Mabedinin tanzimi gibidir.Salonda üzerlerinde yarilmis narlar olan iki tunç sutun vardir.Çalisma yaptiklari hücreye orta hücre denir.9. derecede olanlar pek büyük Üstat adiyla anilirlar. Bu derece Süleymani temsil eder. 9. derecedeki Masonlarin kutsal kelimeleri Joaber ve Abiram'dir.
Eger bir Mason kendi kendine halledemeyecegi bir problem ile karsilasirsa "Dul kadinin çoçuklari, bana imdad edin"diye parola verir. Böyle yardim istemelerinin sebebi yine Hiram efsanesin dayanir. Hiram öldükten sonra Masonlar Hiram'in annesine tabi olmuslardir.
2. dereceden Bir Mason 3. dereceye terfi ederken Sembolik olarak Hiramin öldürülüsünü ve cesedinin bulunusunu temsil eden hareketler yapar.3. dereceden 4. dereceye terfi ederken Hiram'in katili Abiram'in Joapert tarafindan öldürülmesini yine semboller ile canlandirirlar.Ayni mizansenler 9. derece için de geçerlidir. Daha önce YEHOVA isminin TEVRAT'a sonradan sokuldugunu yazmistim. Bu kelime esasen kaybolmus falan degildir.Bu durumu izah etmek için TEVRAT'in ilgili bölümüne bir daha bakalim.
TEVRAT ÇIKIS BÖLÜMÜ BAB 6/2,3: Ve ALLAH Musaya söyleyip ona dedi: Ben RABBIM, Ve Ibrahime Ishaka ve Yakuba Kadir olan ALLAH olarak göründüm fakat onlara YEHOVA ismimle malum olmadim.
TEVRAT TEKVIN BÖLÜMÜ BAB 22/13, 14. Ve Ibrahim gözlerini kaldirip gördü; Ve iste arkasinda bir koç çalilikta boynuzlarindan tutulmustu ve Ibrahim gidip koçu aldi ve oglunun yerine onu yakilan kurban olarak takdim etti. Ve Ibrahim o yerin adini YEHOVA/YIRE koydu.
Bugün hala Masonik törenlerde Hiram efsanesinde geçen kelimeler, aletler, Mabedin iç süslemesinde yer alan sekiller kullanilir ve hikaye bastan sona sembolik hareketler ile anlatilir.
Masonluk gizlilik prensipleri ile kuruldugundan özellikle Orta Çaga kadar gizli cemiyet olarak kalmis fakat Orta Çagda felsefesinin yanina ticari vasfini da alenen ilave ettigi için bir takim kimseler ve çevreler tarafindan kismen taninir hale gelmistir. Masonluk günümüz de Metafizik,Felsefi ugraslarini hafifletmis tamamen Siyasi , Iktisadi Beynelminel bir güç olmustur.
Artik Metafizik ve Felsefi Misyonlarini beyinlerini yikayarak yetistirdikleri Misyonerleri vazediyor. Anlayacaginiz isleri tikir tikir yürümekte,Dini ve Milli ilkeler üzerinde yaptiklari Deformasyon sayesinde her kurum, her kurulus, her Millet,her aile, her birey dogrudan ya da dolayli bir biçimde onlara taparcasina hizmet etmektedirler.
Orta Çagda Mabet yapimi Kiliselerin ve tüm inanç ekollerinin baslica ugraslari olmustur diyebiliriz.Ayni düsünce içinde yasadigimiz bu günlere de damgasini vurmustur fakat bu sefer önemli bir fark var: Kiliseler evlere tasindi buna karsilik her sokaga neredeyse iki cami düsüyor daha da acaibi farkli ekollerin cemaatleri kendi aralarinda Mabetlerini ayiracak kadar bölünmüsken nedense ev Kiliselere sicak bakiyorlar.
Masonlarin kendi aralarindaki iliskilerini yazili olarak düzenlemeleri ve bu düzenlemeyi bulunduklari Ülkelerin Kralliklarina kabul ettirmeleri 13 ve 14. asirlara rastlar. Masonlarin Anayasalari niteliginde olan bu düzenlemeler aslinda Ingiltereye 924 yilinda gelmistir. Orta Çagda Avrupada ve Orta doguda Masonlugun yani sira pek çok gizli cemiyetler de kurulmustur. Bazi Kralliklar ve bazi Kiliseler isin vehametinin farkina vardilar. Masonlar Siyasi ve Askeri alanlardaki egemenliklerine digerlerine nazaran daha sinsice yaklastiklarindan dikkatler ötekilerin üzerlerine odaklandi ve bu mükemmel plan sayesinde hedef saptirilmis oldu.
Masonlarin Doguda ve Batida kurdurduklari Naylon teskilatlari Kilise -Monarsi ikilisinin hismina ugradiktan sonra bir kismi dagildi kalanlar da Mason Localarina siginarak canlarini zor kurtardilar. Templierlerin bas Üstadi olan Jak do Molay Fransa Krali Güzel Filip tarafindan idam ettirilmistir. Masonlarin intikamlari korkunç olmus 1789 da Fransayi kanli bir ihtilalin pençesine atmislardir.
475 yil sonra gerçeklestirilen bu ihtilal Dünya Siyasetinin yeniden sekillenmesinin de sartlarini beraberinde getirmistir.
Doguda ve Batida kurulmus olan Orta Çag kökenli teskilatlardan bazilari sunlardir, Sen Baptist Sovalyeleri, Sen Jan Localari, Evanjelist tesekkülleri, Rose Croixs Cemiyeti,Ilumune,OrdreTetonik Tarikatlari,Templari Sovalyeleri.
Sovalyelerle ilgili olan cemiyetler Tapinak sovalyeleri genel basligi altinda toplanabilir. Kados sovalyeleri, Malta sovalyeleri, Templari va ya Templierler örnek olarak gösterilebilirler çünkü bunlar en çok bilinenleridirler.
Masonlarin Sembolik olarak kullandiklari aletler onlarin sözde bedensel çalismalarda da bulunduklarini ifade eder. Halbuki onlar tipki TEVRAT'in kendilerine ögrettigi gibi hiç agir is yapmazlar.
Büyük Loca sayisinin arttirilmasi ve Lonradan sonra baska cografyalara da dagitilmasi için 1723 yilinda Masonluk Yasasi adi altinda Beynelmilel bir yasa hazirlandi ve ilan edildi. Hazirlanan yeni Anayasa ile Din, Dil, Irk farki gözetilmiyor böylece Dünyanin hemen hemen butun Milletleri içine dagilmis olan Yahudilerin Askeri, Siyasi, Ekonomik alanlardaki hakimiyet mücadelelerinin önündeki engeller kaldirilmis oluyordu. Masonluk 1736 dan sonra Fransada ve Amerikada olagan üstü gelistirilmistir. Bu konuda Fransizlarlarin rolü çok büyüktür, Amerikanin Devlet tesekküllerinde en yüksek hissesi Masonlara aittir. Fansiz ihtilalinin Masonlugun Kita Avrupasinda hizla yayilmasinda buna bagli olarak da Siyasi , Iktisadi ve Askeri Erk'in Masonlarin Tekeline geçmesinde bas rolü oynadigi bu gün için bir sir olmaktan çikmistir.
Türkiyede de ilk Resmi Mason Locasi üçüncü Ahmet zamaninda Galata civarinda yine Fransizlar tarafindan açilmistir. Ibrahim Müteferrika, Yirmisekiz Mehmet Çelebinin oglu Sait Çelebi, üçüncü Sultan Ahmetin Kumbaracibasisi Ahmet Pasa (Comt de Bonneval)bu Locanin ilk üyelerinin arasindadirlar. Sultan Abdülmecid'e kadar Istanbul sehrinde Fransiz, Italyan, Polonya Localari görevlerini fevkalade yapmislar ve Osmanlinin gerileme döneminin bas Mimarlari olarak Tarihe geçmislerdir.
Abdülmecitten sonra isi iyice azitarak Osmanli Saraylarina gerçek kimlikleri ile ellerini kollarini sallayarak girip Abdülhamit'i Tahttan indirmislerdir. Kirim harbi siralarinda Istanbulda Ingiliz Sefiri olarak bulunan Lord Rading azili bir Masondur ve onun döneminde Devlet Adamlarimizin pek çogu Mason yapilmistir. Büyük Resit Pasa, Fuat Pasa, Mithat Pasa, Ahmet Vefik Pasa, Namik Kemal, Sair Ziya pasa ve Sinasi o dönemin Türk Masonlari olarak bilinirler.
Yine ayni dönemde Istanbulda açilan bütün Mason Localarinin kurucularinin Yabanci Devletlerin Istanbuldaki elçileri olmalari tesadüf degildi. Ingilizler, Fransizlar, Almanlar ve Polonyalilardan sonra Rumlarla Ermeniler de Localarini açarak Osmanlinin üstü örtülü paylasim çalismalarini yürütmüslerdir.
Hiç süphe yok ki Mustafa Kemal Masonlarin en Azililarini Selanik, Makedonya ve Manastir da tanimistir. Buralari Mustafa Kemalin dogdugu ve tahsilinin bir kismini yaptigi yerlerdir. Türkiye açisindan büyük tehlike olarak gördügü Mason teskilatlarini kapatmak Abdülhamitten sonra ATATÜRK'e nasip oldu. Abdülhamit'in Mason Localari ile birlikte Meclisi de kapatmasi dikkat çekicidir.
Bu olayin perde arkasinda Abdülhamitten satin alamadiklari Filistin topraklari meselesi yatmaktadir.
Türk topraklari üzerinde kurduklari Localarina pek çok Türk Devlet Adamini aza yapmis olmalari onlarin kendilerine olan güvenlerini arttirmis zevkten ayaklari yerden kesilen Masonlar büyük bir keyifle Mustafa Kemale gidip kendisine TÜRKIYE MASONLARI SEFLIGI'ni teklif etme cüretini göstermislerdir.
Mustafa Kemal bu teklifi kendisine has ince siyaset anlayisi içerisinde söyle reddetmistir: " Madem ki Masonluk Milliyetçidir, Halkçidir, Cumhuriyetçidir Halk Firkasinin (C H P ) umdeleri de bunlardan baska bir sey olmadigina göre Masonlugun Türkiyede hikmet'i vücudu yoktur".
Dönemin Iç Isleri Bakani Sükrü Kaya ki kendisi de Masondu ; Mustafa Kemal tarafindan Mason Localarini kapatmakla görevlendirildi. Mustafa Kemal Masonlara Kendi Localarini kapattirmayi basarabilmis büyük Devlet Adamlarimizdan biridir. 9 Ekim 1935 tarihinde Localarin üyeleri tarafindan tek tek imzalanan bir Beyanname ile Türkiye topraklari üzerinde kurulan bütün Mason localari faaliyetlerini durdurmus ve tatil'e girmislerdir.
1935' den 1948'e kadar 13 yil geçmis bu arada Büyük Türk Millet'i Mustafa Kemal'ini kaybetmisti. Cumhurbaskani Ismet Inönü'den kendilerine her türlü anlayisin gösterileceginin havasini sezen Masonlar 5 subat 1948'de Mason Localarinin yeniden açilmasini gerçeklestirmislerdir. 1948'den 1949'a kadar on Mason Locasi kurulmustur. Demek ki memlekette ne kadar Kemalist varsa hepsi Mustafa Kemal ile birlikte Hakkin Rahmetine kavusmuslar. Masonlar konusunda daha fazla bir seyler yazmak istemiyorum ancak iki Mason locasina ait yayimlanmis yazilari nakletmem lazim.
Islam kitlesi içinde Islam medeniyetinin Orijinal yapisindan kalma gizli bir kuvvetin mevcudiyetinin varligini biliyor ve Yüce Allah'a bunun için sükrediyoruz. Bu gizli kuvvetin varligini çok iyi bilenler bakin ne diyorlar.
"Kitlede Islam Medeniyetinden kalma ve onu tekrar o medeniyete baglamaya muktedir gizli bir kuvvet mevcuttur. Bu mevcudiyeti kabul etmekten korkmamak lazim ve onu ezecek tedbirleri düsünmek ve tatbik etmek zaruridir. Aksi halde bu gizli kuvvet Garp Medeniyetine intibak tempomuzu gevseterek bu yoldaki gayretlerimizi frenler.
Bilgi Locasi Nesriyati
No :1 sayfa 74 1960
ANKARA
"Memleketimiz de Din anlayisi Havasi olan çok az kimseye rastlanir. Genel olarak Avami Din anlayisi hakimdir ve bu itibarla hazirlanmis olan bu etüt sadece Avami Din mevhumuna, inanisina karsidir. Havasi Din anlayisi bir çok bakimlardan Masonlugun ( Ilim, Akil ve Hikmet ) ana prensibine, üçlemesine intibak eder".
Dr. Selami Isindag
Akasya Tekamül Mahfili
Din açisindan Mason ögretisi
Sayfa 23 1964
Degerli okuyucum! Bir Millet'i Millet yapan degerleri gelistirmek adina degistirmeye baslarsaniz bir zaman sonra ortada o Millet'in adindan baska hiç bir seyin kalmadigini görürsünüz. Sayet degerleri ile birlikte adini da Tarihten silmek istiyorsaniz onun da kolayi var. Ben bu isleme ismin Deformasyonu diyorum.
Mesela: TÜRK yerine TÜRKMEN veya TÜRKI, TÜRKIYELI demek gibi.
Siz bir Alman'a Almanyali, bir Fransiz'a Fransali, bir Ingiliz'e Ingiltereli diyebilirmisiniz? Birileri" iyi güzel de Amerikalilar için ne dememiz lazim?"diye sorabilirler. Ben de onlara "Amerikalilar için Amerikalilar diyebiliriz cevabini veriyorum. Üstüne üstlük Millet vasfi tasimayan bir toplulugun bu hitaptan alinacagini da sanmiyorum.
Vahsi Bati'nin kaba ve acimasiz kovboy'u kendisi Medeniyet yoksulu oldugu halde Dünya'ya medeniyetin nasil kurulabilecegi konusunda egitim vermeye kalkiyor. Onlar için Medeniyet Para ve Silah gücünden ibarettir.
Siyonistler Medeniyet'in tarifini kendi özel kanunlari çerçevesinde yaptirirlar. Baskalarinin koydugu kurallara boyun egmek YEHOVA'nin gazabini üstlerine çekmek anlamina geldiginden asla o kurallara göre yasayamazlar. Küresel anlamda bu kanunlari uygulatabilmenin yolu bütün Milletlerin tabi olacagi özel bir Anayasa'nin yapilmasina bagliydi. Yapilacak olan bu Anayasa'nin temel Ilkeleri Devletlerin Anayasalarinda da yer almaliydi. Dünyanin varligi ile çok övündügü Birlesmis Milletler Siyonistlerin bu ulvi gayelerini gerçeklestirmek üzere kurulmustur.Anayasa'larin Anayasa'sini yapan ve uygulatan Birlesmis Milletler Teskilati ayni zamanda "Karanliklar Prensi Kont DRAKULA'nin" Küresel Siyasi Erk'inin Kürsüsüdür.
Askeri Erk'inin Kürsüsü de Kita Avrupasinda kurdurttugu NATO'dur. Her iki Teskilat da kendilerini Dünyanin Küresel menfaatlerini koruyacak, birlesik insanlik Medeniyetini insa edecek ve huzursuzluga sebebiyet verecek her türlü haksizligi ortadan kaldiracak birer teminat odaklari olarak tarif ederler. Insanlik alemine verilmis olan bu teminatlara inanan ne kadar Millet varsa imzaladiklari üyelik kabulleri ile birlikte hakikatta Siyasal, Askeri ve Ekonomik Egemenliklerini bu Teskilatlara devretmislerdir.
Avrupada Kömür-Çelik Birligi adi ile kurulup Avrupa Ekonomik Toplulugu ve daha sonra da Avrupa Birligine dönüsen Teskilat'in üyeleri kendilerine "Avrupa Insan Haklari Konseyi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesini kurdular. Bu Konsey ve bu Mahkeme'nin Vampirleri destekleyip koruduklarindan baska bir icraatina sahit olan varsa bilemem. Ben ne Basinda ne de Televizyonlarda gerçek anlamda mazlumlarin korunduguna dair her hangi bir habere rastlayamadim.Avrupa Birligi Birlesmis Milletlerin karsisinda Avrupa Ülkeleri açisindan bir alternatif Teskilatmis gibi görünüyorsa da aslinda Birlesmis Milletlerin geçici yan kurulusundan baska bir sey degildir. Çok yakin bir gelecekte Birlesmis Milletler Teskilat'i dagitilip baska bir isimle yeniden kurulacaktir.
Ayni sonuç NATO için de geçerlidir.Zaten bunlarin basindan beri yaptiklari tilkiye kaç taziya tut ya da bul karayi al parayi cinsinden aldatmacalardan ibarettir. Gizli veya asikar soyup sogana çevirdikleri sömürge ülkelere tellallari vasitasi ile birtakim tavsiyelerde bulunurlar: Silahsizlanin, Nüfus planlamasina gidin, Tasarruf yapin, Et'i az yiyin, Ot'u çok yiyin,Dünya dilini konusun,Savasmayin sevisin,Toplumsal degil Bireysel düsünün, Evlilik sart degil hatta ilkel bir sorumluluk alma modelidir o yüzden evlenmeyin beraber yasayin,Mutlaka bir psikologunuz olsun,Sizi istedigim saglik problemlerine hangi ölçülerde mahkum ettigimi anlayabilmem için senede iki defa tepeden tirnaga muayene edildiginize dair Hastahane yahut doktor raporlarinizi tanzim ettirin,Sakin açikta satilan bir seyler yiyip içmeyin Süper marketlerinizde sagliginizi düsünerek özenle ambalajlatip hizmetinize sundurttugum her türlü illete deva hormon destekli yiyecekleri tüketin,Güneste dolasmayin "E" vitamini almis olursunuz ,Tereyagi ve ayrandan uzak durun,Sakatat'in yanindan bile geçmeyin onlar ilkel topluluklarin gida türüdürler vs., vs., vs.,
Dünya'yi Siyasi, Iktisadi, Askeri ve kültürel anlamda nasil sekillendireceklerinin direktifini TEVRAT'tan alan bu Köktendincilerin Küresel Programlarini yine TEVRAT'tan ögrenelim.
TEVRAT TESNIYE BÖLÜMÜ BAB 20/ 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17: Bir sehre karsi cenketmek için ona yaklastigin zaman, onu karisikliga çagiracaksin. Ve vaki olacak ki eger sana sulh cevabi verirse , o kapilarini sana açarsa , o vakit vaki olacak ki içinde bulunan bütün kavm sana angaryaci olacaklar ve sana kulluk edecekler. Ve eger seninle musalaha etmeyip cenketmek isterse , o zaman onu muhasara edeceksin. Ve ALLAH'in Rab onu senin eline verdigi zaman onun her erkegini kiliçtan geçireceksin ancak kadinlari ve çocuklari ve hayvanlari ve sehirde olan herseyi bütün malini kendin için çapul edeceksin; Ve ALLAH'in Rabbin sana verdigi düsmanlarinin malini yiyeceksin. Bu Milletlerin sehirlerinden olmayip senden çok uzakta bulunan bütün sehirlere böyle yapacaksin. Ancak ALLAH'in Rabbin sana vermekte oldugu bu kavmlarin sehirlerinden nefes alan kimseyi sag birakmayacaksin. Fakat onlari Hittiler'i ve Amorileri ve Kenanlilari ve Perizzileri ve Hivileri ve Yebusileri ALLAH'in Rabbin sana emrettigi gibi tamamen yok edeceksin.
TEVRAT TESNIYE BÖLÜMÜ BAB 15/6: Çünkü ALLAH'in Rab sana vadetmis oldugu gibi seni mubarek kilacaktir ve çok Milletlere ödünç vereceksin fakat sen ödünç almayacaksin ve çok Milletlere Saltanat edeceksin fakat onlar sana Saltanat etmeyecekler.
TEVRAT ISAYA BÖLÜMÜ BAB 60/ 10: Ve Ecnebiler senin duvarlarini yapacaklar ve Krallari sana hizmet edecekler; çünkü seni öfkemde vurdum fakat lutfumla sana merhamet ettim. Ve kapilarin daima açik duracak, Milletlerin servetini ve sürgün getirilen Krallarini sana getirsinler diye gece gündüz kapanmayacaklar. Çünkü sana kulluk etmeyen Millet ve Ülke yok olacak ve o Millet tamamen yok olacak.
Bu fesatçi sürüsü cemiyetlere kendi batilini empoze ederken bir yandan da Medeniyet! Medeniyet! diye haykirip yeri gögü salliyor ve asil gayelerini sinsi yilan misali Medeniyet adina kurdurdugu Sistemlerin, cemiyetlerin içinde gizliyor.
Yeryüzünde kurulmus hiç bir cemiyet, kurum, kurulus yoktur ki bu Seytanlarin elleri oraya uzanmis,gölgeleri sinmis olmasin. Yahudiler YEHOVAN'IN prensipleri etrafinda tam bir teslimiyet ile Tevhid'i olusturmus buna karsilik diger Inanç sahiplerinin TEVHID inancini paramparça etmislerdir. Sahsiyetsizligin ilkelerini benimsetip Milletlerin yasantilarina kültür ve inanç kanallarini kullanarak sokmus böylece Siyonizmi gurur sembolü olarak tek birakmistir.
Inançta ve kültürde Hürriyetçiligi baskasina teslimiyetçiligi kendisine, bireyselciligi baskasina cemiyetçiligi kendisine, Imansizligi baskasina Imanliligi kendisine, isçiligi baskasina patronlugu kendisine,ütopyayi baskasina gerçekçiligi kendisine,ot'u baskasina et'i kendisine, silahsizlanmayi baskasina silahlanmayi kendisine,sulh sanatini baskasina harp sanatini kendisine, Enternasyonalizmi baskasina Nasyonalizmi kendisine, Bankalara para saglamayi baskasina geri ödenmesi söz konusu olmayan kredileri kendisine, Cumhuriyeti baskasina Kralligi kendisine, namussuzlugu baskasina namuslulugu kendisine, ask sanatini baskasina is sanatini kendisine, faizle para almayi baskasina faizsiz para almayi kendisine, bonoyu baskasina nakti kendisine, kagidi baskasina altini kendisine layik gören bu zihniyet mi Birlesmis Milletler ve NATO kanali ile Dünya'ya Adalet, Baris, Kardeslik, Ortak refah ve Kalkinma , Din ve vicdan özgürlügü, Insan haklarina saygi, Can güvenligi, Mal güvenligi, Irz güvenligi vs. saglayacak? Sahip olduklari imtiyazlar karsisinda onlara" Yikilin karsimdan Iblisin ogullari" deme cüretini gösterebilecek babayigit bir Millet kaldimi? diyecek olursaniz simdilik " Belki" cevabini verebilirim. Henüz Insanlik aleminden büsbütün umudumu kesmis degilim.Kiyida kösede de olsa bir kaç adam gibi adam kaldigina inaniyorum. Bu insanlar baska baska Milletlerin ve inançlarin mensubu olsalar da sag duyu galip gelecek, bu gün Yeryüzüne hakim olan kaosun birden fazla dogru oldugunu kabul etme cehaletinden kaynaklandigini anlayacaklar. Akliselim sahipleri gerçek kurtulusun tedavülden kaldirilmis ortak Insalik haysiyetinin yeniden en yüce deger olarak Insan hayatina sokulmasi ile mümkün olabilecegini farkedecek ve bu mukaddes dava etrafinda birleseceklerdir.
Insani hayvandan üstün kilan tek deger akil sahibi olmak degildir. Zira her varligin kendi hayat yapisi içerisinde kendisine lazim olacak ölçüde akli vardir. Ilim bu hakikati hangi isim ile zikrederse zikretsin gerçek degistirilemez.Onlarin "Güdü ya da Genetik Program" dedikleri aklin farkli modellerinin kendilerine has çalisma biçimlerinden baska bir sey degildir.
Basit zannedilen bir hücre bile kendisi için lüzumlu olmayan ve ya tehlike arzeden hiç bir seyi bünyesine almaz çünkü seçici kilinmistir. Aklin farkindalik özelligi bütün varliklarda asikare gözlemlenebilecek kadar ortadadir.
Iste bütün bu düsüncelerden yola çikarak diyebiliriz ki: Insanlik aleminin kurtulusu zannedildigi gibi MESIH'in yeniden dünya'ya kurtarici olarak gelmesi ile mümkün olacagi inancina bagli degil , Insanligin MESIH bilincine sahip olmasi ile mümkün olacaktir. Bu bilinç bütün Milletlerin mevcut karanlik kaderini degistirecek olan muazzam bir güçtür.
Senin Kitabin benim Kitabim, senin Peygamberin benim Peygamberim, senin Velin benim Velim,senin Mürsidin benim Mürsidim kavgalarini bir kenara birakip Seytana karsi tek bir vücut olmadikça kurtulus gerçekten de yeryüzüne sonsuza kadar hakim olacak tek bir kavmin olacaktir.
Ya aklimizi basimiza toplar filan teskilat fesmekan kurulustan medet beklemeyi hayatimizdan çikarip atarak yeryüzünün haysiyetli üstün varligi olmak yolunda adimlarimizi atmaya baslariz ya da Seytan'in yandaslari ile birlikte bizlere uygun gördükleri bu asagilik esaret tasmasini takmaya devam ederiz.
Bunun için ilk icraatimiz Materyalist ihtiraslarimizi kafalarimizdan ve kalplerimizden söküp atmak olmalidir.
Son on iki yildir Televizyonlarimizdan seyrettigimiz körfez savasi karsisinda sergiledigimiz duyarsizligimiz insan kalibina bürünmüs robotik varliklar haline dönüstügümüzün en belirgin ifadesidir.
Hani Insan Haklari, nerede Vicdan ve Adalet anlayisi,yoksa Hümanizm hepsini yanina alip birlikte tatilemi çiktilar? Anlasilan bu seyehat dünya disi bir seyehat yoksa akan bunca kanin,bunca gözyasinin karsisinda sergilenen pervasiz nemelazimcilik ancak Seytan'a yakisabilecek bir tavirdir.
KUR'AN-I KERIM ENFAL SURESI 22. AYET: Çünkü yeryüzünde debelenenlerin ALLAH katinda en kötüsü gerçegi akillarina koymayan o sagir ve dilsizlerdir.
Birlesmis Milletler Teskilatinin ve NATO'nun gerçek yüzleri Bosna ve Körfez cografyalarinda uygulanan insanlik disi muameleler sirasinda Iletisim gücünün de etkisi ile bütün Milletler karsisinda meydana çikmistir.
Artik bu hakikati isteseler de inkar edemezler.Önümüzdeki günlerde daha önce de yaptiklari gibi Insanligi kurtarmak ve korumak adina kollari sivayip sözüm ona yepyeni Teskilatlanmalara gideceklerdir.
Bu son Siyasal, Askeri, Iktisadi kontrol ve yönetme merkezleri Dünya Milletlerine satafatli ambalajlar içerisinde tanitimlarina uygun etiketler yapistirilarak sunulacaklardir.Tarih tekerrürden ibarettir.O'nun sayfalarinda vahsetten, felaketten,sefaletten baska bir seylere de yer olsaydi bu Insanligin tekamülde mesafe kaydetmis oldugunun bir nisanesi olurdu.
Öyle umuyorum ki, izleri her gün biraz daha belirginlesen Küresel uyanis sayesinde hazirladiklari son zehirli dolmayi kendileri yutacaklar.
Evet Insanlik alemi mutlaka son bir savas yapacaktir fakat bu son savas asla Seytan'in galibiyeti, zaferi olmayacaktir.ARMAGEDDON projesinin Mimarlari ellerinde tuttuklari harç kovalari ve malalari ile birlikte büyük sefleri Seytan'in onlara attigi kazigin sok'u içerisinde birbirlerinin bogazina saldiracak ve birbirlerini imha edeceklerdir. Dünya hakimiyeti konusunda Alti Büyük Kral'dan hangisinin digerlerine Krallik edecegi henüz çekismeler safhasindadir.
Amerika Birlesik Devletleri Baskani George. W. Bush Büyük Kralin kendisi olduguna dair digerleri ile amansiz bir mücadeleye basladi bile. Büyük Kral'in Okyanus ötesinden gelmeyecegine dair bilgiye sahip olanlar Küresel hakimiyet Taht'ini Mr. Bush'a kaptirmak niyetinde degiller. Büyük Kral Filistin topraklarindan zuhur edecegi için ARMAGEDDON o cografyada gerçeklestirilecek.
Bilindigi gibi Yahudiler Mimarlik konusunda iddiali bir kavimdirler ve çok da haksiz sayilmazlar. Fakat bu güne kadar kendileri açisindan kutsal olan Filistin topraklarinda Süleyman Mabedi hariç kayda deger herhangi bir Mabet veya baska maksatlara muhatap olacak nitelikte herhangi bir bina insa etmemislerdir.
Oysa özellikle Orta Çagda Muazzam Tapinaklar, Saraylar su kemerleri Barajlar,Köprüler Vs. Eserler yapmislar ,günümüzde de Dünya'nin baska cografyalarinda Insaat alanlarindaki çalismalari devam etmektedir.
Yahudilerin bu konudaki tavirlarinin arkasinda da yine inanislari yatmaktadir.Bakalim bu konu da INCIL ne diyor?
INCIL VAHIY BÖLÜMÜ BAB 3/ 12, 13, 21: Galip olani ALLAH'imin makdisinde direk edecegim ve artik disari çikmayacak; ve onun üzerine ALLAH'imin ismini ve ALLAH'imin sehrinin, ALLAH'imdan gökten inen yeni YERUSALIM'in ismini ve benim yeni ismimi yazacagim. Kulagi olan isitsin, Ruh Kiliselere ne diyor. Ben nasil galip oldum ve Babamla O'nun Tahtinda oturdumsa, galip olana da Benimle, Benim Taht'im da oturmagi verecegim.
TEVRAT TESNIYE BÖLÜMÜ BAB 33/ 12: Ve ALLAH Adami Musa'nin ölümünden evvel Israilogullarina okudugu hayir dua sudur: Ve dedi: Rab Sinadan geldi, ve onlara Seirden dogdu, Paran daginda parladi, ve Mukaddeslerin on binleri içinden geldi.
Bakalim KUR'AN-I KERIM Israilogullarinin sonlari hakkinda ne diyor:
KUR'AN-I KERIM ISRA SURESI 4, 5, 6, 7, 16. Ayetler: Biz Israilogullarina Kitap da su hükmü verdik; Muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çikaracaksiniz ve muhakkak büyük bir yükselis ile yükseleceksiniz. Birincisinin vakti geldiginde üzerinize milkimiz güçlü savasan bir takim kullar gönderecegiz; onlar evlerin aralarina girip arastiracaklar ve bu gerçeklesmis bir va'd oldu. Sonra sizi tekrar onlarin üzerine galip kildik, size mal ve ogullarla yardimda bulunduk ve toplum olarak daha çogalttik. Eger güzellik yaparsaniz; kendinize güzellik etmis olursunuz; eger kötülük yaparsaniz yine kendinizedir. Artik sonraki fesadinizin vakti geldimi, yüzünüzü kötületsinler, ilk defa girdikleri gibi yine Mescid-i Aksa'ya girsinler ve bütün ele geçirdiklerini temelinden yiksinlar diye. Biz bir Ülkeyi helak etmek istedigimiz zaman ora'nin Devletlilerine ( ileri gelenlerine ) emrederiz; onlar itaat etmeyip orada kötülük islerler. Böylece o Ülke aleyhine hüküm Hak olur! Artik onu yerle bir ederiz.
1945-1946 yillarinda son seklini almis olan Birlesmis Milletler Teskilat'i 1948 yilinda kurulacak olan Israil Devletinin bütün Dünya Milletleri tarafindan taninmasini saglamak ve onu her anlamda korumak amaci ile kurulmustur. Kita Avrupasinda kurulus gayesi Rusyanin Avrupa'ya saldirilarini önlemekmis gibi gösterilen NATO'nun da ayni maksatla örgütlendiginden süphe yoktur.
Eger hepimizin gözüne baka baka söylenen yalanlardan, islenen cinayetlerden, uygulanan çifte standartlardan bir an önce kurtulup selamete çikmayi istiyorsak bu Teskilatlarin üyeliginden derhal onlar kendilerini fes etmeden ayrilmaliyiz. Nasil olsa dagilacak buna ne luzum var diye düsünmeyin. Çünkü Insanligin yapacagi en akillica davranis bu olacaktir. Milletlerin bu konuda takinacaklari kararli tavir karsisinda alacaklari Mesaj son derece etkili olacak ve birbirlerine saldirip birbirlerini suçlamaktan yeni tuzaklar kurmaya pek vakit ayiramayacaklardir.
Bir fikri, bir olusu, bir Inanci veya bir degeri kavramsal olan soyut alanlardan renk ve sekil kullanarak somut alanlara tasiyan isaretlere Sembol ya da Rumuz deriz. Bayrak, Forma, Rozet gibi.
Bazi kimselerin akillarina Bilginin, Ilimin ve beraberlerinde Medeniyetin bu derece ilerledigi bir zaman diliminde bir takim süslü püslü isaretlerin, Sembolik hareketlerin ve monoton Merasimlerin ne lüzumu oldugu yolunda düsünceler gelebilir. Böyle düsündükleri halde cemiyet hayatinda el sikisma, selamlasma gibi eylemleri tekrarlar ve hos karsilarlar. Kültürlerin farkliligi nedeni ile her Ülkede baska biçimlerde uygulansa da ortak nokta hayatimiz içindeki yerleridir. Okullarin mezuniyet törenlerinde, Akademik kariyerlerin derecelendirilmesinde düzenlenen toplantilarda,Cenaze defin faaliyetlerinde, Nikah ve dügün etkinliklerinde giyilen kiyafetlerden yapilan hareketlere kadar Sembolizm hakimdir.
Hakimlerin, Profösörlerin, Ruhban sinifinin kiyafetleri bastan ayaga mesleklerine ve derecelerine göre sekil ve renk cümbüsü sergilerler. Cüppeler, sapkalar ve aksesuarlar bir takim kavramlarin ya da inançlarin simgelerinden baska nedirler? Hiç bir sey! Özellikle Aydin kesim için batil olmayan bu saçma sapan uygulamalar bu insanlarin Medeniyet anlayislarinin da sorgulanmasinin gerekliligini ortaya koyuyor. Semboller insanlari düsünmeye ve arastirmaya sevkederler. Misyonlarin bilgi, fikir ve duygularinin benimsettirilmesi,hifsettirilmesi açisindan çok etkin bir rol üstlenmektedirler. Çünkü Sembol kavranmasi zor olan seylerin bütün tefsirlerden daha ileri giderek kelimeler ile izahi birebir mümkün olmayan hislerini ifade eder. Mesela Masonlarin kabul merasimlerinde Semboller yerlerini baska hiç bir seyin tutamayacagi kadar önemlidir.
Nur'a dogru adim adim ilerleyen müstakbel birader sahsiyet o tatli müzik nagmelerinden sonra tesirli, kalin fakat müsfik bir ses ile insani derin düsüncelere sevk eden ve Masonlugu mükemmel ifadelendiren su canli cümleyi duyar: "Burada her sey Semboldür. Ara bulursun, çalis ögrenirsin". Masonluktaki Semboller fikrin hürriyeti anlamina geldiklerinden, Masonluk tabiat kanunlarinin hakiki ve ahenkli anlayisinin tefsiri kabul edilir. Dolayisi ile Masonlugun kendisi Semboldür. Mason namzedinin kabul merasimine gözleri bagli gelmesi karanliklar içinde oldugunu, cehaletini anlatir. Evvela çocuklugu sonra gençligi ve nihayet olgunlugu anlatan merasimde namzede yardim eden iki Mason anne ve babayi kendisi de çocugu temsil eder. Masonluk da üç ededinin ne kadar sik kullanildigi bilenlerin malumudur. Hatirlanacagi üzere Mimar Hiram üç darbede öldürülmüstü.
Üç çekiç darbesi, üç alkis isareti, yürüyüste üç adim, vazifeli biraderlerin müselles seklindeki masalari, üç kollu samdanlar, ziya saçan müselles ve bilhassa müsellesin Masonlarin hususi isareti olmasi üç adedinin eskiden beri Sembolik bir mahiyeti oldugundan ileri gelmektedir. Masonluk bu degerler ile insanlari birlestirmeye çalisarak onlari sulh ve saadete ulastirmak gibi muazzam bir gaye takip eder.( sözde ) Derecelerin sembolleri Localardir. Oralarda Akil, Hikmet, Kuvvet ve Tabiat temsil edilir.Üç adedi Hilkat, Hayat ve Memat'i yahut Mazi, Hal ve Istikbali anlatir. Masonluk Mistitizmin diger adidir. Son senelerde Spritualizm adi altinda Dünyanin bütün cografyalarinda Seminerler veya halk toplantilari seklinde organizasyonlar yaparak ögretilerine devam etmektedir.
Mason merasimlerinin yapildigi salonlarin süslenmesinde kullanilan Sembollerden bahsetmessek olmaz.Çünkü onlar kendileri disindaki insanlara geçmisten kalan ne varsa Modernlesmek adina degistirilmesi gerektigini, zaten hiç birinin insanlara bir faydasinin olmadigini, tam tersine insanligin geri kalmasinda bas rolü oynadiklarini vazedip dururlar. Masonik merasimlerin yapildigi salonlarda Tunç'dan yapilmis Sütunlar vardir.Bu sütunlarin Tunç'dan yapilmasinin sebebi tabiat kanunlarinin ebediligini ve kötülüklere karsi mukavemetini anlatmak içindir. Sütunlarin içleri bos olup Masonlarin Sembol aletlerinin, Bilgi ve Ilmin muhafazasina yarar.Sütun baslarinin üzerinde bulunan yarik narlar muntazam olarak ayrilmis hücrelerde yine muntazam surette yerlesmis tanelerin bulunmasi Masonluk camiasinin ahengini simgeler. Üstad'in gönyesi dogrulugu, bir mahfil sefinin yanliz basina hareket edebilecegini ve gayesinin ancak iyilik olabilecegini hatirlatir.
Birinci su terazisinin sosyal müsavati ikincisinin bir Mason'un hiç bir harici tesir altinda kalmadan yalniz vicdaninin sesiyle muhakeme yürütmesi gerektigini temsil eder. Nihayet biraderlerin beyaz önlükleri elle çalismanin fikri çalisma kadar takdir edilebileceginin ayni zamanda vicdan rahatliginin ifadesidir.
Bunlari anlatmaktan kastim dis Dünya'ya yaptiklari telkinler ile kendi içlerinde ve dis Dünya'ya karsi uygulayip uygulattiklari arasindaki tezati ortaya koymaktir. Bütün bu hakikatlardan yola çikarak Sembollerin ayricalikli kisilerin, zümrelerin ve cemiyetlerin tekellerinde oldugunu kesin olarak söyleyebilirim. Elin batili titizlikle korunurken bir basörtüsü büyük kiyametler koparmaya yetiyor. Bu arada hemen söyleyeyim benim sahsi düsünceme göre ISLAM DINI sadece basörtüsü ile temsil edilemez. Ve yine benim sahsi düsünceme göre ISLAM DINI'ni bes sart ile sinirlayamazsiniz. Yüce ALLAH'in ne kadar emri varsa ISLAM DINI'nin de o kadar sarti vardir. Bu güne kadar Dinin diregi olarak tarif edilen NAMAZ esasinda TEVHID ve TAKVA sütunlari üzerine insa edilmis olan ISLAM DINI'nin bu iki sütun üzerinde duran çatisidir. TEVHID ya da TAKVA anlayislarinin birinde veya her ikisinde yanlis algilamadan ya da kasten bir sakatlik meydana gelmis ise o sütunlar çöker, o çati parçalanir.MAUN SURESI bu olusu çok açik bir dille anlatir. Sembolleri kutsallastiran zihniyet'in sahipleri bir yandan da Ilimden, Irfandan,kamil olmaktan yana öylesine atesli vaazlar verirler ki; onlarin bu hallerine bakip da saglikli ruh yapilarina sahip olduklarini düsünmek zannimca safdillik olur. Iste onlarin insanlarin gözlerinin içine baka baka üfledikleri bu kaval nagmeleri bile kendilerini çoban, dinleyenleri koyun yerine koyduklarinin en açik ifadesidir. Sürüler ne çaliniyorsa onu dinlemek ve itaat etmek zorundadirlar. Itaat etmeyi reddedenler ise öyle zulümlere ugratilirlar ki: Dünya'ya geldiklerine bin pisman olup Azrail'in yolunu gözlemeye baslarlar. Uzun lafin kisasi kurallari onlar koyar bizler de sürü sakinleri olarak meeeliye, meeeliye uygulariz. Konuyu kapatirken önemli gördügüm bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum.
Degerli okuyucum!
Papa Hazretleri hem konumu ve hem de giydigi kiyafetler açisindan tam bir Semboller karnavalini andirir.Bu Hazret'in basina giydigi iki türlü sapkasi vardir. Bunlardan birincisi Dünya Kralligini simgeleyen Krallik sapkasidir. Ikincisine gelince bu da bildigimiz "Kipa"dir yani Hahamlarin ve Dindar Yahudilerin her zaman ve her yerde kafalarina taktiklari yarim limon kabugu seklindeki sapkadir. Her zaman ve her yerde takarlar diyorum çünkü öyledir. Resmi kurum ve kuruluslar bu sapka türüne karsi çikamazlar. Bunlara Birlesmis Milletler Teskilati dahildir. Benim anlayamadigim Papa Yahudimidir yoksa Hristiyanmidir? Hangi Dinin Ruhani lideridir? Eger Yahudiyse Boynundan göbegi üzerine uzanan Haç neyi temsil ediyor, yok eger Hristiyansa kafasinda Kipanin ne isi var?
Eskiden beri Dünya meseleri tartisilirken hep bir Dogu- Bati kavrami ortaya konurdu.Simdilerde çok bariz bir dille ifadelendirilmese de Kuzey- Güney kutuplari zikredilmeye baslandi. Aslinda Dogu-Bati kavrami bir aldatmaca, hedef saptirmacadir.Dünya'nin Batisi ve Kuzey-Batisi RÖNESANS döneminden sonra yavas yavas Büyük Patronlarin ana kumanda merkezlerinin karargahlari haline getirilmistir. Daha önceki zamanlarda Dünya'nin Dogu ve Güney-Dogu cografyalarinda da hakim güçler vardi. Birinci Dünya savasi Dünyanin Dogu ve Güney- Dogu cografyalarinda eski mukavemetlerinin büyük bir kismini kaybetmis olan hakim güçlerin tasfiyelerinin kesin sonuçlarinin alinmasini saglamistir. Ikinci Dünya savasi tasfiyeleri tamamlanan güçlerin miraslarinin büyük patronlar tarafindan kendi aralarinda paylastirilmasiyla neticelendirilmistir. Alti büyük Kral olarak da zikrettigim bu alti büyük patron yani çobanlarin çobanlari Bas Kral adina sahip kilindiklari Dünya nimetlerinin verdigi sonsuz hazlar içerisinde kendilerinden geçmis tipki Adem'in hikayesinde oldugu gibi Bas Kral olma hevesine kapilmislardir.
Iste bu ihtiraslari yüzünden birbirlerine düsecek ve ARMAGEDDON'u gerçeklestiremeyeceklerdir. Üçüncü Dünya savasi güçlü Milletlerin güçsüz Milletlere saldirip onlari Tarihten silmeleri gayesi ile yapilmayacak, üçüncü Dünya savasi bizzat alti büyük Kral arasinda olacaktir. Seytan'in atacagi kazik kendisi gibi atesten olacagi için tutup çikaramazsinda.
Her savasta oldugu gibi bu savasta da büyük Krallarin Ordulari parali Askerlerden olusacak. Sömürge ülkelerin veya kendi ülkelerinin halklarindan köle sinifini meydana getiren ailelere mensup olan bu çocuklar onlarin nazarinda koyun sürüleri olduklarindan hem sivil hayatlarinda ve hem de Askerlik hayatlarinda daima mayin tarlalarini temizlemek için önden gönderilip arkalarindan gelecek olanlara emniyeti temin edilmis yollar açacak olan kurbanlardir. Bu zavalli gençler kendilerine farkettirilmeden etnik kökenlerine göre tasnife tabi tutulurlar ve görev sahalari da yine bu tasnife göre belirlenir. Ayni uygulama sivil hayatlarinda sahip kilindiklari hayat standartlari için de geçerlidir. Bir Milleti kölelestirmenin de yok etmenin de yolu ise çocuklarinin bu istikamette egitilip, yetistirilmeleri ile baslamaktan geçer. Iste Mustafa Kemal kalkinmada ve egitimde bagimsiz hareket etmedikçe yani Milli politikalar üretmedikçe gerçek manada bagimsiz olunamayacagini çok iyi bildiginden Milli Ekonomi ve Milli Egitim modellerini ortaya koymus ve uygulamistir.Egitimin Millisi olmaz tezini savunanlar TEVHID-I TEDRISAT'i parçalayanlarin ta kendileridirler. Dikkat edilecek olursa Mustafa kemal bu konu ile ilgili Bakanligin adini "Milli Egitim Bakanligi" koymustur," Milli ögretim Bakanligi" degil.
Biz yine asil mevzumuza dönelim.
Dünya Iktisadi, Siyasal, Askeri ve Kültürel açilardan alti Kral tarafindan yönetiliyorsa ne iki kutupludur, ne de dört kutupludur. Tastamam alti kutbu olan bir gezegende arz-i endam ediyoruz. Davut'un yildizi nelere kadirmis de farkinda degilmisiz.
ARMAGEDDON'un esigine geldigimiz su son yillarda dananin kuyrugu koptu kopacak diye bekliyoruz Yapilacak olan son savas Nuh Tufan'indan sonra Dünyamizin sahit olacagi ikinci büyük felaket olacaktir. Birincisi Dünya'yi suya gargetti, ikincisi atesle bogacak. Eger sag kalanlar olacak olursa Insanlik alemi her seye yeniden baslayip belkide gerçekten Birlesik Insanlik Medeniyet'ini kuracaklar. Aslinda bu son söylediklerim sadece bir temennidir yoksa Insanin mahiyeti degismeden kaderi de degismez.
ARMAGEDDON'u icat eden Yahudiler için öteden beri daima iki vatan vardir.Birincisi Dini ve Milli vatanlari Israildir.Yeryüzünde Yahudilerden baska hiç bir kavim Dinleri ile Milliyetlerini birlestirmemislerdir. Ikincisi Siyasi ve iktisadi vatanlari olan bütün Dünyadir. Dini ve Milli vatanlarinda bütün Yahudiler Fasist bir sisteme baglidirlar, Yahudi olmayanlara hiç bir hak tanimazlar.
Dünya üzerinde diger Milletlerin arasinda Hümanizm'i müdafa ederler. Hümanizmin iki Siyasi Enternasyonel kolu vardir. Birincisi Sosyalizmi perde yapan Kominist enternasyonelizm digeri Demokrasiyi perde yapan Mason Enternasyonalizmi. Her iki Nasyonalizm de Yahudi Dininden gayri Dinlere karsi Laiktir. Fakat aslinda bu Enternasyoneller TEVRAT prensipleri ve Yahudi seriatidir.Iki Enternasyonel sistemin birlestirilmesinden "Sosyete" meydana gelir. Sosyete de Din ve gelenek yoktur. Yahudi serati için Sosyete vasitadir.Sosyete içinse gaye sadece menfaattir. Dünya piyasalarina hakim olan kesim Sosyetenin ana dokusunu olusturur. Iktisat sahalarinin yakin takibi ve elde tutulmasi Adalet sisteminden sürekli bir biçimde tölerans istemekle mümkün olabilir. Adalet sistemi ise Dünya'nin bütün devletlerinde bu töleransa müsait kurulmustur. Bu olayin gerçekligi Meclislerin ve Mahkemelerin karar dosyalarini inceleme imkanina sahip olan kisiler tarafindan bilinmektedir.
Küresel anlamda Dünya'nin bütün cografyalarinda yeralti-yerüstü zenginliklerini, para piyasalarinin patronlugunu tam manasi ile ele geçirdikten sonra melanetini Milletlerin gözlerinin içine baka baka yapiyor. Seytani icraatini elinin hakimiyetinde bulunan Basin ve Yayin organlari vasitasiyla , büyük bir keyifle Dünya'ya ilan ediyor. Mabet yakip yikmak, adam kaçirmak ve katletmek, Hükümetler düsütüp Hükümetler kurdurmak, karsi gelenleri istifaya zorlamak, istedigi Devletlere amaçlarinin gerçeklestirilmesi sarti ile kredi verdirmek, istedigi Devletleri birbirleriyle çarpistirmak, sayisiz terör örgütleri kurup insan kaninin araliksiz akmasina ortam hazirlamak, sahte iflaslarla Milletlerin ve Devletlerin servetlerini hudutlari disina çikarmak ve daha pek çok gayri insani hadiseleri alenen, pervasiz, ahlaksiz ve vicdansizca, hiç bir engele takilmadan çatir çatir uyguluyor. Peki ; buna karsilik Vatan, Millet, Bayrak, ALLAH, Kitap,Kültür diyerek o meydanda, bu meydanda nara atip tencere, tava çalmaktan, çok keyif alinacak bir hayatin içindelermis gibi halay çekip , göbek atmaktan baska kim ne yapiyor? Koskoca bir hiç! Attiklari zaman mangallarda kül birakmayan Aydinlar, Kalemsörler bir gerçegi ortaya koymak için neden Hükümetlerin yikilmasini yada islerine son verilmesini bekliyorlar? Bu kadar mi ucuzsunuz, karaliksiniz, cahilsiniz? Sizin onurdan, Aydin olma erdemine sahip olmaktan,Ilimden, Egitimden, Adaletten anladiginiz bu mu? Sizin sap ile saman arasindaki farki nasil algiladiginizi bilmek için ancak sizin kafalariniza ve sizin yüreklerinize sahip olmak gerekir.
Bütün bu hadiseler Yeryüzünde Hak Adaleti kendisine rehber edinen bir kisi, bir Zümre ve nihayet bir Millet zuhur edinceye kadar devam edecektir ve o Adelet anlayisi insan aklinin mahsulü degil Hakkin emri olacaktir.
Bir yandan Baris, Kardeslik, Dostluk, Hürriyet, Demokrasi, Laiklik, Liberalizm masallari vazedilirken öbür yandan Milletlerin içlerine Kin, Nefret, Intikam,Bireyselcilik,Kimliksizlik,Maddecilik tohumlarini asirlarca ürün verecek bollukta eken bu Iblis'in çocuklari güçlerini daima aslini ortadan kaldirdiktan sonra uydurup yazdiklari Kitaplarindan aliyorlar. Bakin bu konu da TEVRAT ne diyor:
TEVRAT YEREMYA BÖLÜMÜ BAB 51/ 38, 39, 40, 46, 49: Genç arslanlar gibi hep birden gümürdeyecekler, arslan yavrulari gibi homurdayacaklar, onlar kizinca içki ziyafetlerini ben yapacagim ve meserretle cossunlar ve ebedi uykuya dalsinlar da uyanmasinlar diye onlari sarhos edecegim. Rab diyor. Onlari kuzular gibi, ergeçlerle koçlar gibi bogazlanmaga indirecegim. Ve bir yil bir haber, ertesi yil baska bir haber gelince ve memlekette zorbalik olunca, Hükümdar Hükümdara karsi kalkinca yüreginiz zayiflamasin ve memlekette isitilecek haberden korkmayin. Israil'in vurulmus olanlarini Babil nasil düsürttü ise bütün memleketlerin vurulmus olanlari da Babilde öyle düsecekler. Arz-i mevhud inanci ve mücadelesi devam ettigi sürece Babil intikami yasayacaktir. Iste Dünyanin Krallari Kralliklarinin gücünü bu inanaç ile koruyor ve devam ettiriyorlar. Parayi veren kurali koyar. Ülkemizi son senelerde sik sik ziyaret eden Dünya Bankasi, I M F heyetlerinin yapmamizi istedikleri seyler karsiliginda yüksek faizli Krediler verdiklerini hepimiz biliyoruz.Dolayisi ile verilen Kredileri hangi alanlarda ve hangi ölçülerde kullanip kullanmayacagimizin kurallarini da onlar koyuyor.
TÜRK MILLET'i ! Sen binlerce yildir Yeryüzünde varligini onurunla koruyabilmis,Kültürüne ve Inancina sahip çikmayi Erdem kabul eden Bir MILLET'tin. Nasil oluyor da hakikatla ilgisi olmayan, uydurulup ortaya atilmis sebeplerden dolayi baskalarina el açmanin haysiyetsizligine katlanabiliyorsun?
Damarlarindaki asil kanin kudretini kimlere ödünç verdiysen derhal geri al ! Istiklalin ve Istikbalin ugrunda Mallariyla, Canlariyla,Ürünleriyle savasip kanlarini akitanlardan hiç mi utanmiyorsun ! Utanma duygusunu kaybeden Milletlerin ALLAH korkusunu da kaybettiklerini Dünya'ya ögreten sen degilmiydin?
Yarin Büyük Mahkemenin yegane Hakimi ALLAH'in huzuruna çiktiginda ALLAH'tan, Peygamberlerden,senin varliginin payidar olmasi için göz kirpmadan ölüme kosan Sehitlerden haya etmeyecekmisin? Hangi yüzle suratlarina bakacaksin? Memleketinin üzerinde oynanan oyunlari farkedebilmen için beyninin düsman çizmesi altinda parçalanacagi ani mi bekliyorsun? ARMAGEDDON Kralliginin son vatan parçasi Türkiye topraklarini da içine alan, bir zamanlar senin mülkün olan topraklar üzerinde kurulmakta oldugunu, geriye sadece ilaninin kaldigini hala anlayamadin mi ? Bu gün resmen Hava alanlarin, Limanlarin isgal edildi. Yarin Mabetlerin,Mekteplerin, Meskenlerin yabanci Askerlerin kislasi olacak. Na mahremin lanetli elleri Magbetlerinin gögsüne degdi degecek. Bir kaç yildir Bayragini bas seviyenin üzerinden indirtip vücuduna aksesuar olarak taktiranlar, eglence mekanlarinin sahnelerinin zeminlerinde balon yapip tekme atanlar ve attiranlar yarin ayni yerlerde kelleni yuvarlayacaklar.
Sur'un ve Çan'in sesi kulaklarini tirmalarken ALLAH'tan yardim beklemekten hicap etmeyecekmisin? Gözlerinin önünde Vatan namina bir kabristan yatarken Adi'ni, Soyadini soranlara kendini nasil tarif edeceksin? Kimlik anlayisinin bu derece zafiyete düsürülmesine nasil göz yumdun? Böyle bir anlayisin ancak hayvanlar alemine yakisabilecegini bilmiyormusun?
Büyük TÜRK MILLETI Uyan !
Aç artik gözkapaklarini ! Mevcudiyetinin üzerinde günes ebediyyen batmadan kendine gel, aklini basina topla ! Seni sen yapan degerlerine var gücünle saril ! Eger bu gayret içerisindeyken yok olacak olusan hiç olmazsa Tarih sayfalarinda seni okuyacak olanlara ardindan saygi birakmis olursun. Asrin maskeli vicdanina tükürme cesaretini gösteremezsen yaziklar olsun sana ! Her otunun dibinde bin Sehidin yattigi bu Kutsal Vatan'i arsa, arazi olarak görüp onu bunu bahane ederek yabancilara satanlardan geri al ! Vatansiz kalmanin ne demek oldugunu ARMAGEDDON'un Sur'unu üflemeye gelenlerin Tarihlerinden ögren ! Sen varoldugun günden beri hiç Vatansiz kalmadin. Bunun ne müthis bir zillet olduguna sahit olmadin. Seni öz Vataninda dilenci durumuna düsürenlerden hesap sor ! Sana onlarca yildir zulmü alkislatip, zalimi sevdirenleri, Ecdadina küfrettirip seninle kolkola gezenleri iyi tani ! Düsmanlarinin zengin çiftliklerinde besili bir esir olmaktansa , çöle döndürdükleri Vataninda Hür olarak açliktan öl ! Bil ki: Senin uyanisin yalniz Vatanina degil bütün Dünya'ya selamet getirecektir.
Sana neden "TÜRK" denildigini unuttuysan Hatirla ! Ayagini bastigin Ata yadigari topragin feryadi Ars'i salliyor ! Unutma ki, Arslan uykuda ilen ayagini oynatsa bin böcegi korkutur. Sen bir devsin, yükü agirdir devin, Kalk ayaga ! dimdik dogrul ve sevin.
Büyük TÜRK MILLET'i ! Ben bu sitemleri kendimi senden ayri tutarak yapmiyorum. ALLAH'a sükürler olsun ki, damarlarimda TÜRK kani dolasiyor. Eger bin defa Dünya'ya gelmem mümkün olsaydi, bin defa TÜRK olarak gelirdim ve yine bin defa Dünya'ya gelmem mümkün olsaydi, bin defa MÜSLÜMAN olarak gelirdim. Yüce ALLAH'imdan dilegim sudur: Bayragim hep göklerde sanina layik bir eda ile süzülsün. ALLAH sevgisi yüregimden, Ezan sesi kulagimdan, TÜRK'ün asil kani damarlarimdan eksik olmasin. Zulme ve haksizliga ugrattiginiz Sehitlerimin mukaddes kanlari ve Milletimin ahi üzerine Andolsun ki, size ARMAGEDDON'un Sur'unu üfletmeyecegiz!
Asli Turkden